Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2019/3527
Karar No: 2021/2218
Karar Tarihi: 13.04.2021

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2019/3527 Esas 2021/2218 Karar Sayılı İlamı

1. Hukuk Dairesi         2019/3527 E.  ,  2021/2218 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen alacak davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulü ile toplam 130.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu da İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince 6100 sayılı HMK’nin 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 13.04.2021 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacılar vekili Avukat ... geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı alacak istemine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakanları ...’in maliki olduğu 4268 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki B-1 blok 5 no’lu bağımsız bölümünü 23.05.1997 tarihinde davalı oğlu ...’a satış göstererek temlik ettiğini, yapılan temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı, bedelsiz ve muvazaalı olduğunu, davalının anılan bağımsız bölümü iyiniyetli üçüncü kişiye sattığını ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla çekişmeli taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden miras paylarına isabet eden şimdilik 10.000,00 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemişler, yargılama sırasında isteklerini 130.000,00 TL’ye arttırmışlardır.
Davalı, çekişmeli taşınmazın evlendiği için düğün hediyesi olarak kendisine verildiğini, mirasbırakanın mal kaçırma amacı bulunmadığını, bu hususu da en başından itibaren davacıların bildiğini, mirasbırakan tarafından davacılara yapılan farklı kazandırmalar nedeniyle davacılar aleyhine açtığı davalardan sonra eldeki davanın kötü niyetli olarak açıldığını bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yapılan işlemin aslında bağış olduğu, ancak satış gösterildiği, satış bedelini ödediğini davalı tarafın ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile toplam 130.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu da İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince 6100 sayılı HMK’nin 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddedilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan ...’in 25.08.2013 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak davacı kızları ... ve... ile davalı oğlu ... ve dava dışı oğulları Lütfü, Salih ve Ednan’ı bıraktığı, mirasbırakanın maliki olduğu dava konusu 5 no’lu bağımsız bölümü 23.05.1997 tarihinde davalıya satış göstererek temlik ettiği, davalı ...’ın da anılan bağımsız bölümü 20.02.2012 tarihinde üçüncü kişiye satıp devrettiği kayden sabittir.
Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu"nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu"nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu"nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun (HMK) 190. maddesinde, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir."; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 6. maddesinde, "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." şeklinde yer alan hükümlerle, açılmış bir davada ispat sorumluluğunun kural olarak davacıya yüklendiği tartışmasızdır.
Somut olayda, dinlenen davacı tanıklarının çekişmeli temlikin mal kaçırma amaçlı yapıldığını kanıtlayabilecek beyanlarda bulunmadıkları, sadece mirasbırakanın davalı ...’a bir daire satın aldığını söyledikleri, ne var ki üçüncü kişiden satın alınan bir dairenin bulunmadığı, mirasbırakan tarafından devredilen dava konusu bağımsız bölümün mevcut olduğu, dinlenen davalı tanığının ise tüm kardeşlere zamanında daire verildiğini, dava konusu dairenin de davalıya bedelsiz verildiğini beyan ettiği, ancak bedelsizliğin tek başına muris muvazaası olgusunu kanıtlamayacağı, mirastan mal kaçırma amacının davacı tarafından ispat edilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Mirasbırakanın ölümü ile geriye azımsanmayacak miktarda taşınmaz ile para ve araç bıraktığı, yine mirasbırakan tarafından davacılar... ve ...’e İstanbul ili Şile ilçesindeki 577 ada 3 sayılı parselin 07.02.2013 tarihinde devredildiği, bu devir ile ilgili eldeki davanın davalısının da aralarında bulunduğu diğer mirasçıların Şile Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/197 esas sayılı dosyası üzerinden dava açtığı, davanın kabul ile sonuçlanarak kesinleştiği, mirasbırakanın kendilerinden mal kaçırmak istediği mirasçılarına devir yapmasının ve yine geriye de taşınmaz bırakmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı saptanmıştır.
Öte yandan, eldeki davada ispat yükü davacı tarafta olup, davalının satış bedelini ödediğini ispat edemediğinden bahisle neticeye gidilmesi de doğru değildir.
Hal böyle olunca, davacı tarafın iddialarını kanıtlayamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.




Davalı vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373/1. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6100 sayılı HMK’nın 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 24.11.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 3.050.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenlerden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
































Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


Avukat Web Sitesi