21. Hukuk Dairesi 2014/19261 E. , 2015/809 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gaziantep 1. İş Mahkemesi
TARİHİ : 27/05/2014
NUMARASI : 2013/438-2014/202
Davacı, kesilen yetim aylığının kesilme tarihinden itibaren yasal faiziyle tekrar bağlanmasına ve Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının eşinden boşanması sebebiyle babasının ölümünden dolayı kendisine bağlanan yetim aylığının, Kurumca kesilmesi nedeniyle yeniden bağlanmasını, aksine işlemin iptali ve borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulü ile hükümde yazılı şekilde karar verilmişse de varılan sonuç hatalı olmuştur.
Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Yasanın 56. maddesinin Anayasa"ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi"ne yapılan 2009/86 Esas numaralı başvurunun, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının babasının 18.3.1993 tarihinde öldüğü, davacının eşinden 11.10.2004 tarihinde boşandığı ve babasından dolayı yetim aylığı bağlandığı, davalı Kurumun denetim elemanlarınca yapılan tahkikat sonucu düzenlenen 23.5.2012 tarihli raporda; davacının boşandığı eşiyle " Bahçelievler mah. Prof. Dr. J...sok. .. Ş.... adresinde fiilen birlikte yaşadığının belirlendiği gerekçesiyle 21.10.2008 tarihi itibariyle kesilerek, 21.10.2008-20.7.2012 tarihleri arasında yersiz ödendiği ileri sürülen aylıklar yönünden borç tahakkuk işleminin tesis edildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda; 23.5.2012 tarihli Kurum elemanlarının denetim raporu zabıta araştırmasına dayalı olup, davacı ve boşandığı eşin B.... mah. P.... Dr. J... sok. ....Şahinbey adresinde birlikte yaşadıklarının tespit edildiği, nüfustaki kayıtlarda ise 8.5.2012 tarihinden itibaren davacının boşandığı eşinin iki kızı ile birlikte bu adreste kaldığının anlaşıldığı ancak nüfus kayıtlarında davacının adresi olarak gözüken G.... mah. ...sok. No:... U.... sitesi adresinde mahkemece yapılan zabıta araştırmasında belirtilen adreste M... Ö.... isimli bir kişinin oturduğu, davacının ikamet etmediği anlaşılmış olmasına rağmen Kurumca raporuna dayanak yapılan adreste davacının eski eşi ile birlikte oturup oturmadağı hususları yeteri kadar araştırılmaksızın sonuca gidilmesi hatalıdır.
Yapılacak iş, davacının boşanma tarihinden sonra özellikle 5510 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği 1.10.2008 tarihinden sonraki dönemde, hangi adres veya adreslerde kimlerle birlikte ikamet ettiği, diğer bir anlatımla bu dönemde boşandığı eşiyle birlikte yaşayıp yaşamadığının belirlenmesi için davacının ve boşandığı eşinin muhtarlık ve seçmen bilgi kayıtlarının, varsa çalışmaları nedeniyle resmi kurumlara ve işverenlere verdikleri adreslerin, bağlı bulundukları nüfus idaresindeki kayıtlı adreslerinin veya yapılmış ise adres nakillerine dair bilgilerin sorulması, oturulduğu belirlenilen adres veya adrese komşu binaların kapıcı, yönetici ve oturanları arasında zabıtaca konu hakkında bilgisi olabileceklerin belirlenerek mahkemece bu kimselerin beyanlarına başvurulmak ve nüfustaki kayıtlı adreslerine ilişkin su, elektrik abonelikleri istenmek sureti ile tespit edilip toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.01.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.