12. Ceza Dairesi 2020/705 E. , 2021/3128 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
...’in 07.12.2011 tarihinde sanığın üroloji uzmanı olduğu özel hastaneye sol yan ağrısı, bulantı ve kusma şikayetiyle başvurduğu, yapılan tetkiklerinde sol renal alt uçta taş tespit edilerek böbrek taşı tanısı ile endoskopik üreter taşı kırma operasyonu yapıldığı, operasyondan sonra ateşinin yükseldiği, 09.12.2011 tarihinde genel durumunun bozulduğu ve ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edildiği, 10.12.2011 tarihinde kişinin ameliyattan önce mevcut olan enfeksiyonun ameliyattan sonra ürosepsise dönüşmesi ve gelişen komplikasyonlar sonucu hayatını kaybettiği, Yüksek Sağlık Şurasının 09-10/01/2014 tarihli raporunda sanık doktor ..."e kusur izafe edilmediği, Adli Tıp 1. İhtisas Kurulunun 17/04/2013 tarihli ve 07/11/2012 tarihli raporlarında ise; sanık doktor ...’ün kusurlu olduğunun belirtildiği, Dairemizin 17.10.2016 tarihli 2015/13469 Esas, 2016/11955 Karar sayılı kararı ile raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla dosyanın Adli Tıp Kurumu Genel Kuruluna gönderilmesi, tüm ameliyat süreci de değerlendirilmek suretiyle meydana gelen olayda sanığın kusurunun olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi için bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamı doğrultusunda alınan Adli Tıp Üçüncü Üst Kurulunun 26.04.2018 tarihli raporu ile “Ameliyat öncesi yapılan tam idrar tahlilinde piüri olması ve buna rağmen idrar kültürü istemi ve idrar yolu enfeksiyonunun tedavisi yapılmadan kişinin ameliyata alınmasının uygun olmadığı cihetle yapılan uygulamanın tıp kurallarına uygun olmadığı, hekimin bu eylemi nedeniyle kusurlu olduğu; idrar steril olsa bile ürosepsisin çok düşük ihtimalle gelişebileceği dikkate alındığında hekimin bu kusurlu eylemi ile ölüm olayı arasında illiyet bağı bulunduğu”nun belirlendiği olayda, sanığın kusurlu olduğunun kabulü ile mahkumiyet kararı verilmesi bakımından mahkemenin takdirinde isabetsizlik görülmemiştir.
Katılanlar vekilinin temyiz isteminin vekalet ücreti ile sınırlı olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın eksik inceleme yapıldığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.03.2020 tarihli ve 2018/12-399 Esas-2020/154 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK"nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan "failin güttüğü amaç ve saiki" gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi;
2-CMK"nın ""Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar"" başlıklı 230. maddesinin 1-d bendinde; cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanakların gerekçede gösterilmesi gerektiği düzenlemesine yer verilmiş; yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.09.2018 tarihli ve 2015/4-1163 Esas-2018/382 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; hüküm bölümünde CMK"nın 230. ve 232. maddeleri uyarınca cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezası veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına ya da bu hususlara ilişkin taleplerin kabul veya reddine ait dayanakların açıkça gösterilmesi zorunluluğu bulunmakta olup; dosya içeriğine göre, sanık hakkında tayin edilen hapis cezasının TCK"nın 51. maddesi gereğince ertelenmesine karar verilmiş olmakla birlikte, sanığın 11.10.2018 havale tarihli dilekçesi ile hakkında mahkumiyet hükmü verilmesi halinde cezanın öncelikle adli para cezasına çevrilmesini talep ettiği halde, “cezanın, miktarı itibariyle kısa süreli olmaması nedeniyle şartları oluşmadığından” şeklindeki yasal olmayan gerekçe ile TCK’nın 50. maddesinin uygulanmamasına karar verilmesi suretiyle CMK"nın 230/1-d maddesine aykırı davranılması;
3-Tayin edilen hapis cezasının ertelenmesine karar verilen sanık hakkında TCK"nın 51/8. maddesi gereğince denetim süresinin iyi halli olarak geçirilmesi halinde cezanın infaz edilmiş sayılacağının ihtar edilmemesi,
4-TCK"nın 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarının taksirli suçlarda uygulama olanağı bulunmadığı gözetilmeden taksirle öldürme suçundan hüküm kurulurken anılan madde ile sanık hakkında hak yoksunluğuna hükmedilmesi,
5-Kendisini vekille temsil ettiren katılanlar ... ve ... lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 29.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.