3. Ceza Dairesi 2017/3078 E. , 2017/5244 K.
"İçtihat Metni"
Kasten yaralama ve kasten yaralamaya teşebbüs suçlarından mağdur sanık ...’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2 (iki kez), 86/3-a, 86/3-a-e, 35, 62 (iki kez) ve 52/2. (iki kez) maddeleri uyarınca 3.000,00 ve 740,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/12/2016 tarihli ve 2016/416 esas, 2016/344 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı"nın 08.03.2017 tarih ve 2017/133 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nın 15.03.2017 tarih ve 2017/16245 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Sanık ... hakkında kasten yaralamaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 61/5. maddesine aykırı olarak önce anılan Kanun’un 35. maddesi uygulanarak hükmolunan cezadan 3/4 oranında indirim yapılmasının ardından 86/3-a-e maddesi gereğince 1/2 oranında arttırım yapılmasında isabet görülmemiş ise de, sonuç ceza değişmeyeceğinden anılan husus kanun yararına bozma başvurusuna konu edilmeyerek yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre;
1) Aynı suç işleme kararı altında ve aynı zaman dilimi içerisinde, aynı mağdura yönelik gerçekleşen birden fazla eylemin tek bir suça vücut vereceği ancak failin 5237 sayılı Kanun’un 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima hükümleri uyarınca en ağır eyleminden dolayı cezalandırılacağı gözetilmeden, somut olayda sanığın hem kasten yaralama hem de silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçundan mahkumiyetine karar verilmek suretiyle fazla ceza tayininde,
2) Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 02/04/2008 tarihli ve 2006/13682 esas, 2008/3400 sayılı kararında da belirtildiği üzere, mağdur sanıkların birbirleriyle çelişen anlatımları dışında ilk haksız saldırının hangisi tarafından yapılıp, kavgayı kimin başlattığının kesin bir biçimde saptanamadığı hallerde, gerek Ceza Genel Kurulu"nun, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı belirlenemediğinden, şüpheli kalan bu halden sanığın yararlandırılması suretiyle etkili eylemi haksız tahrik altında gerçekleştirdiği kabul edilerek cezasından indirim yapılması gerekip gerekmediği tartışılmadan mağdur sanık hakkında yazılı şekilde hüküm kurulmasında, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK"nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Tebliğnamedeki 2 no"lu bozma görüşüne yönelik yapılan incelemede;
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nin 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hakimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı Kararı da bu doğrultudadır.)
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; sanık ... hakkında, mahkemece yargılama yapılarak deliller usulünce değerlendirilerek eşi şikayetçi Nigar Gülenç"i basit tıbbi müdahale ile giderilir şekilde yaralama eyleminden TCK 86/2, 3-a, 62, 52/2 maddeleri uyarınca 3000,00 TL. adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği; kanun yararına bozmaya konu edilen Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/12/2016 tarihli ve 2016/416 esas, 2016/344 sayılı kararında; 5237 sayılı TCK"nin 86/2, 3-a, 62. maddelerine göre verilen mahkumiyet kararındaki ileri sürülen hukuka aykırılığın 5271 sayılı CMK"nin 309. maddesindeki hallere dahil olmayıp hakimin takdir hakkına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan bu nedenlerle Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/12/2016 tarihli ve 2016/416 esas, 2016/344 sayılı kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, Adalet Bakanlığı"nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen 2 no"lu düşünce yerinde görülmeyerek kanun yararına bozma talebinin REDDİNE;
2) Tebliğnamedeki 1 no"lu bozma görüşüne yönelik yapılan incelemede;
Adalet Bakanlığı"nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/12/2016 tarihli ve 2016/416 esas, 2016/344 sayılı kararının 5271 sayılı CMK"nin 309/4.maddesinin (d) bendi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, hükmün silahla yaralamaya teşebbüs eyleminden kurulan 1-c) no’lu bölümünün hükümden çıkartılmasına, infazın bu şekilde yapılmasına, diğer kısımların aynen bırakılmasına; dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 26.04.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.