12. Ceza Dairesi 2017/2359 E. , 2019/6943 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : TCK"nın 85/1, 62, 50, 52, 52/son. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
11/02/2008 tarihinde ...’ın ... Mahallesi ... Sokak No: ... "da bulunan inşaatta asansör kurmaya çalıştığı sırada asansör kabini üzerindeyken kabinin yere düşmesi sonucu vefat ettiği olayla ilgili olarak asansör firmasının sahibi ... hakkında taksirle öldürme suçundan dava açılıp, şantiyenin yapı müteahhidi şirket müdürü aynı zamanda mimari projeyi üstlenmiş olan mimar ... hakkında da bilirkişi raporları doğrultusunda kusurunun olmadığından bahisle Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 19.03.2008 tarih, 2008/2885 soruşturma numarası ile takipsizlik kararı verildiği, daha sonra sanık ... hakkında Samsun 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/176 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda ...’in mahkumiyetine karar verilip, yargılama sırasında yeniden alınan bilirkişi raporları doğrultusunda sanık ... hakkında da kusurlu olduğu gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulduğu, suç duyurusu üzerine eldeki davanın açıldığı, sanık ...’in asli kusurlu kabul edilerek Samsun 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2015 tarih, 2013/214 esas, 2015/166 karar sayılı kararı ile mahkumiyetine karar verildiği, kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay C.Başsavcılığının “sanık hakkında daha önceden verilen takipsizlik kararının kesinleşip kesinleşmediğini” mahallinden sorduğu, verilen cevapta takipsizlik kararının sanığa 03.04.2008 tarihinde tebliğ edildiği, 06.12.2016 tarihinde maktulün babası ...’a, 14.01.2017 tarihinde de maktulün annesi ...’a tebliğ edilerek yasal süre içerisinde itiraz edilmediğinden, kararın 31.01.2017 tarihinde kesinleştiğinin belirtilmiş ise de, tebligatların incelenmesinden; takipsizlik kararının katılan ...’ın mernis adresine Tebligat Kanununun 21. maddesine göre çıkarılıp tebliğ edildiği, eşi ...’ın ise en eski adresine Tebligat Kanunu 21. maddesine göre çıkarıldığı, bununla birlikte bu dava ile bağlantılı olan Samsun 2. Asliye Ceza Mahkemesinin bahsi geçen dosyasında katılanlar ...’a ve ...’ın 08.12.2014 tarihli vekaletname ile vekil olarak atadıkları bir avukatlarının bulunduğu, ancak takipsizlik kararının bu avukat yerine asillere tebliğ edilmesi nedeniyle usulsüz olduğu, dolayısıyla bahsi geçen takipsizlik kararının usulüne uygun kesinleştirilmediği, esasın incelenmesi gerektiği anlaşılmakla yapılan incelemede;
Her ne kadar tebliğnamede; “Samsun İli, Atakum Beldesi, ... Mahallesi, 53. Sokak, No: ... adresinde bulunan inşaatın yapım işini sanık ..."in temsilcisi ve mimarı olduğu "... Yapı Mimarlık Mühendislik İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi""nin üstlendiği, söz konusu binanın asansör yapımı işinin ise alt yüklenici olarak "... Asansör Sanayi Taahhüt ..." ticari ünvanlı firmanın üstlendiği, olay tarihinde söz konusu asansör firmasının işçilerinden ... ile Orhan Seven"in asansörün montaj işlemini gerçekleştirmek için çalıştıkları sırada asansörün sapma kasnağını takmaya çalışırken asansörü tutan 10 mm lik dört adet çelik halatı çıkarıp yerine yalnızca bir adet 6 mm lik halata 650 kg.lık asansör kabinini bağladıkları, kabinin altına aşağıya düşmesine engel olacak herhangi bir destek koymadıkları, bu şekilde çalışma yaptıkları sırada ölen ..."ın asansör kabininin üst kısmında çalıştığı, bu sebeple asansörün ağırlığına ölenin ağırlığının da eklendiği, asansörü tavana asılı tutan 6 mm lik halatın kopması üzerine asansör kabinin hızla aşağı düştüğü, çarpmanın etkisiyle asansör üzerinde bulunan ..."ın da yaşamını yitirdiği şekilde meydana gelen olayda, olay yeri inceleme raporuna göre düşen asansör kabini üzerinde emniyet kemeri ve baretin bulunduğunun tespit edildiği ancak ölen işçi tarafından kullanılmadığının anlaşıldığı, dosya arasında bulunan "Dayanım Yapı Mimarlık Mühendislik İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi" ile "... Asansör Sanayi Taahhüt Pazarlama-..." arasında imzalanan sözleşme ve eklerine göre, asansörün montaj işini üstlenen "... Asansör Sanayi Taahhüt Pazarlama-..." ticari ünvanlı firmanın ISO 9000 ve gerekli diğer tüm standart belgelerine sahip bir firma olup konusunda uzman olduğu, kullanılan malzemelerin de TSE standartlarına uygun olduğu, kazanın oluşumuna doğrudan katkı yapan kusurlu bir davranışı bulunmadığı takdirde inşaat müteahhidi olan sanık ..."in söz konusu işi konusunda ehil olan işverene vermekle cezai sorumluluğunun bulunamayacağı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda sanığa kusur olarak yüklenen "işçilerin sigortalı olup olmadığını, sağlık kurulu raporları bulunup bulunmadığını, konularında uzman olup olmadıklarını denetlememek" şeklindeki davranışların neticeyi önlemek konusunda tesirli olmadığı gibi bu sorumluluğun, yeterli uzmanlığa sahip olduğu çeşitli sertifikalarla kanıtlanmış durumdaki "... Asansör Sanayi Taahhüt Pazarlama-..." firmasına ait olduğu, diğer yandan kazalı işçinin emniyet kemerinin ve baretinin mevcut olmasına rağmen kullanılmadığının sabit olduğu, dosya kapsamındaki tüm delillerden sanığa izafe edilebilecek bir kusur bulunmadığının anlaşılmasına rağmen unsurları oluşmayan müsnet suçtan beraat kararı verilmesi gerektiği halde yetersiz bilirkişi raporlarına itibar edilerek mahkumiyet hükmü tesis edilmesi” gerekçesiyle sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün bozulması talep edilmiş ise de; olay yeri inceleme raporuna göre düşen asansör kabini üzerinde 1 adet emniyet kemeri ve baretin bulunduğu; ancak ölen işçi tarafından kullanılmadığı tespitine yer verilmesine karşın; olay gün saatinde söz konusu binada boya işini yapan tanıklar ... ve ...’nun ölen işçi ve diğer işçide kemer ve baret bulunmadığına ilişkin beyanları, hatta asansör kurulumunu yapan diğer işçi ...’ın da yanlarında sadece 1 adet halat olduğunu, kemer, baret olmadığını, diğer işlere de bu şekilde gönderildiklerini belirtmesi, aynı zamanda asansörün düşmesine ve düşen işçinin ölmesine rağmen baret ve kemer de çizik, ezilme ve kan lekesinin de bulunmadığı, bu durumdan olay sonrası bırakıldıklarının anlaşıldığı, dolayısıyla çalışma mahallinde iş güvenliği tedbirlerinin alınmadığı, ayrıca yine işçi ...’in ifadesinde “ Biz önce asansör kabininin altına takoz koyup yukarıdaki halatı o şekilde bağlayacaktık ancak elektrik yoktu o sebeple kabini yukarı aşağı çekmemiz zor olacaktı o nedenle o yolu denemedik” şeklindeki ifadesinde de anlaşılacağı üzere inşaat mahallinin aydınlatmasının yapılmadığı, yine dosya arasında bulunan "... Yapı Mimarlık Mühendislik İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi" ile "... Asansör Sanayi Taahhüt Pazarlama-..." arasında imzalanan sözleşme ve eklerinde işin yapımı, kullanılacak malzemeler, fiyat vb hususlara yer verildiği, ancak iş güvenliğinin kime ait olduğuna ilişkin bir düzenlemenin yer almadığı, İTÜ raporunda da isabetli şekilde belirtildiği üzere sanık ile asansör firması arasında asıl işveren- alt işveren iş ilişkisinin mevcut olduğu, 5510 Sayılı Kanunun 12. maddesinin 6. fıkrasında da “.... asıl işverenin bu kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumlu olduğu”nun belirtildiği, savcılık beyanında şantiye şefi olduğunu ve inşaata her gün gidip kontrol ettiğini beyan ederek bu konuda yükümlülüğünün farkında olan sanık ...’in hükme esas alınan bilirkişi raporunda da “ alt işvereni yeteri kadar denetlemediği, şantiyeye giren işçilerin sigortalı olup olmadıklarını, sağlık kurulu raporlarının olup olmadığını, gerekli güvenlik ekipmanlarına sahip olup olmadıklarını, konularında yeteri kadar eğitilip eğitilmediklerini denetlemediği anlaşılmakla olayda asli kusurlu ” olduğunun kabulünün dosya kapsamı ile uyumlu olduğu anlaşılmakla, tebliğnamede bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın kusura, hakkındaki takipsizlik kararının kesinleşmesi nedeniyle hakkında yeniden yargılama yapılamayacağına ve sair temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 30/05/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.