Abaküs Yazılım
21. Hukuk Dairesi
Esas No: 2014/25414
Karar No: 2015/1262
Karar Tarihi: 26.01.2015

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2014/25414 Esas 2015/1262 Karar Sayılı İlamı

21. Hukuk Dairesi         2014/25414 E.  ,  2015/1262 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Gaziantep 2. İş Mahkemesi
    TARİHİ : 24/09/2014
    NUMARASI : 2014/34-2014/557


    Davacı, yetim aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaliyle kesilen aylıkların yeniden bağlanmasına, biriken aylıkların tahsiline karar verilmesini istemiştir.
    Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
    Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    K A R A R
    Dava, davacının aldığı ölüm aylığını, 5510 sayılı Kanunun 56/2 fıkrası uyarınca iptal eden kurum işleminin iptali ile kesilen aylığın yeniden bağlanması istemine ilişkindir.
    Mahkemece, 11/01/2013 tarih, 2012/136 esas ve 2013/17 karar sayı ile verilen davanın kabulüne ilişkin kararın, Dairemizin 09/09/2013 tarih, 2013/2894 esas ve 2013/15547 karar sayılı ilamı ile "eksik araştarma sonucu karar verildiğinden" bahisle bozulması üzerine, yerel mahkeme bozma ilamına uyulmasına karar verdikten sonra 24/09/2014 tarih, 2014/34 esas ve 2014/557 karar sayılı kararı ile davanın kabulü yönünde hüküm kurmuştur.
    Somut olayda; dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının, eski eşinden 15/09/2009 kesinleşme tarihli ilam ile boşandığı ve 1997 yılında ölen babasından dolayı kendisine ölüm aylığı bağlanması için kuruma yaptığı başvurunun kabul edildiği anlaşılmıştır. Kurumca yazılı ihbar üzerine başlatılan soruşturma neticesinde düzenlenen 21/12/2011 tarihli Kontrol Memuru raporuna göre; ayrıca mahallinde inceleme yapılmaksızın, davacının yerleşim itibari ile kolluk araştırması yaptırılmış, 30/11/2011 tarihinde düzenlenen kolluk araştırma tutanağında, davacı ve eski eşinin Boyaca Mahallesinde bulunan yerleşim yerinde uzun zamandır birlikte yaşadıklarının ve halen aynı adreste oturduklarının tespit edildiği görülmüştür. Mahkemece yaptırılan 15/08/2012 tarihli kolluk araştırmasında; davacının yaşadığı dairenin hisseli olarak kardeşi ve eski eşinin babaannesi üzerine kayıtlı olduğu, eski eşinin, aynı apartmanda başka bir dairede yaşayan babaannesini ziyaret etmek için apartmana gidip geldiği, davacı ile fiilen birlikte yaşamadığı tespitlerine yer verildiği; davacının yaşadığı eve ait aboneliklerin üçüncü kişilerin üzerine kayıtlı olduğu görülmüştür. Mahkemece dinlenen davacı tanıkları, davacı ve eski eşi arasında fiilen birlikte yaşamın bulunmadığını, davacının boşanma sonrasında yaşadığı apartmanda eski eşin babaannesinin de yaşadığını, eski eşin, babaannesi ve çocuklarını ziyaret etmek için apartmana uğradığını, ancak davacı ile aynı dairede kalmadıklarını beyan etmişler; davacının ablası olan tanık Ü.. T.. ise, davacının oturduğu daire üzerinde davacının eski eşinin ve eski eşin babaanesinin hissesinin bulunduğunu; davacının eski eşinin boşanma sonrasında hissesini kendisine sattığını, bu evde boşanma sonrası fiilen davacının yaşadığını bildirmiştir. Bozma ilamına uyulduktan sonra davacı ve boşandığı eşinin adres hareketlerinin tespit edildiği görülmüş, ancak davacı ile eski eşine ait seçmen kayıtlarının istenmediği, eski eşin kayıtlı görüldüğü adreslerde birlikte yaşamın varlığı hususunda kolluk marifeti ile araştırma yapılmadığı anlaşılmıştır. Dosyada yer alan tapu senetlerinden davacının oturduğu dairenin 19/07/1995 tarihi itibari ile 1/2"şer hisse ile eski eşin babaannesi ve eski eş adına kayıtlı iken, 13/02/2012 tarihli tapu senedi işlemi ile eski eşin 1/2"lik hissesini davacının ablası olan Ü.. T.."e devrettiği tespit edilmiş olup, kontrol memuru raporuna dayanak teşkil eden 30/11/2011 kolluk araştırma tutanağında imzası bulunan polis memurları Mustafa Sekin ve Mehmet Aksoy"un tanık sıfatı ile beyanlarına başvurulmadığı görülmüştür.
    Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56"ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96"ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Yasanın 56 maddesinin Anayasa"ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi"ne yapılan 2009/86 Esas numaralı başvurunun, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir.
    5510 sayılı Kanunun 56"ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir/aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir/aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun, sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan/olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk/çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir/aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan/yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.
    Anılan 56"ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına/saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin/samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu
    olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma/irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğininsorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek/samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin/aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
    Gelirin/aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme/başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir/aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun/yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi Öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanunun 96"ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56"ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.
    Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56"ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu nedenle Anayasa"nın 20"nci maddesi ile 5510 sayılı Kanun, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, 4857 sayılı İş Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; davacının halihazırda oturduğu evin mülkiyetinin 1/2"lik hisse ile eski eşe ait iken, kontrol memuru raporundan sonra 13/02/2012 tarihinde eski eşin mevcut hissesini davacının ablası olan Ü.. T.."e devretmesi ile dairenin diğer yarı hissesinin eski eşin babaanesine ait olması hususları da dikkate alınarak; dosyada yer alan davacı ve boşandığı eşine ait geçmişten bugüne tüm yerleşim yerlerinde davacı ve eski eşi arasında fiili birlikte yaşamın var olup olmadığı hususunda ayrıntılı kolluk araştırmaları yaptırılmalı, kontrol memuru raporuna dayanak teşkil eden kolluk araştırma tutanağında imzası bulunan polis memurları Mustafa Sekin ve Mehmet Aksoy"un tanık sıfatı ile beyanlarına başvurulmalı, ilgililerin su, elektrik, sabit telefon, cep telefonu, doğalgaz,
    internet, kablolu TV vb. aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, geçmişe yönelik seçmen bilgi kayıtlarının tamamı(oy kullanılan yerlere ilişkin kayıtlarda dahil olmak üzere Seçsis-seçmen bilgileri geri izleme eknanından temin edilen kayıtlar) getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler, adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı, yine davacı ve eski eşinin kredi kartı ve banka hesapları varsa, hesap açılış tarihi ve yerleşim yeri olarak beyan edilen adresler sorulmalı, böylelikle bozma ilamının gereği yerine getirilerek, “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
    Somut olayda; belirtilen şekilde araştırma yapılmadan karar verildiği görülmüştür.
    Yapılacak iş, davacı ile boşandığı eşinin birlikte yaşayıp yaşamadığının tespiti için, yukarıdaki açıklamalar kapsamında ayrıntılı araştırma yaparak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
    Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26/01/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi