1. Hukuk Dairesi 2020/1097 E. , 2021/2241 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ...BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin mahkeme kararına karşı davacı ... tarafından yapılan istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmesine ilişkin olarak verilen karar, davacı ... tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, yolsuz tescil ve muvazaa hukuksal nedenlerine dayalı iptal-tescil isteğine ilişkindir.
Davacı ..., davaya konu 3 nolu parselin ihale suretiyle davalı ...′a satıldığını, ancak ihalenin dayanağı olan Belediye Meclis Kararının Danıştayca iptal edilip kesinleştiğini, böylece tescilin yolsuz hale geldiğini, taşınmazı ...′dan satın alan diğer davalıların da iyiniyetli sayılamayacaklarını ileri sürerek tapu iptali-tescile karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, taşınmazın gerek ihale ile satışında gerekse sonraki satışında iyiniyete aykırı bir durum bulunmadığını belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
İkinci el konumundaki davalıların iyiniyetlerinin aksinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin mahkeme kararına karşı davacı ... tarafından yapılan istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir.
Getirtilen kayıt ve belgelerden:
1-) Belediye Meclisinin 94 adet taşınmazın satışına ilişkin olarak verdiği 06.07.2009 tarihli ve 53 sayılı yetkiye dayalı olarak Belediye Encümenince alınan 15.11.2012 tarihli ihale kararına istinaden yapılan ihale sonucunda, davacı ... adına kayıtlı dava konusu ...Selimpaşa Mahallesi′ndeki 1000m2 arsa vasıflı 3 nolu parselin 26.12.2012 tarihli resmi akitte davalı ...′na 135.500TL bedelle satıldığı;
2-) Davalı ...′in de taşınmazı 08.04.2015 tarihli resmi akitte 68.500′er TL′den toplam 137.000TL bedelle yarı yarıya davalılar ... ve ...′a sattığı;
3-) Belediye Meclisinin 06.07.2009 tarihli ve 53 sayılı kararına karşı, karara muhalif kalan üyeler tarafından İstanbul 5. İdare Mahkemesinde 2009/1410 es.s. dava açıldığı ve yargılaması sonunda 31.05.2010 tarihli karar ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiği; kararın Danıştay 8. Dairesince 06.03.2015 tarihinde onandığı; karar düzeltme isteğinin de 08.04.2016′da reddedildiği; görülmektedir.
Diğer taraftan, taşınmazın dava tarihinde 350.000TL; ilk satış tarihi olan 26.12.2012′de 135.500TL; ikinci satışt tarihi olan 08.04.2015′te ise 313.389,73TL değerinde bulunduğu keşfen saptanmıştır.
Bunun yanında, davalı ...′ın ...Akbank Şubesinden 03.04.2015′te 200.000TL çektiği; davalı ...′in ...Finansbank Şubesinden 03.04.2015′te 134.000TL çektiği; her iki davalının da ...Finansbank Şubesinden ″İsimden hesaba havale″ suretiyle davalı ...′in hesabına 08.04.2015 tarihinde saat:10.28 ve 10.29′da 68.500′er TL′lik iki ayrı havale işlemi ile toplam 137.000TL gönderdikleri anlaşılmaktadır.
Dinlenen davalı tanıkları da, davalıların taşınmazı yatırım amacı ile aldıklarını, davalı ..."ın dava konusu taşınmaza yakın başka taşınmazları da bulunduğunu beyan etmişlerdir.
Hemen belirtilmelidir ki, davaya konu 3 nolu parselin davalı ...′na satışına dayanak teşkil eden Belediye Meclisinin 06.07.2009 tarihli ve 53 sayılı kararı kesinleşen İdari Yargı kararıyla iptal edildiğine göre, davalı ... adına oluşan tescilin yolsuz tescil niteliği taşıdığında şüphe yoktur.
Ancak, taşınmazı ... ′den satın alan ikinci el konumundaki davalılar ... ve ...′in 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu′nun(TMK) 1023. maddesinin koruyuculuğundan yaralanıp yararlanamayacaklarının değerlendirilmesi zorunludur.
Bilindiği üzere, bir Devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise, bunun kadar önemli olan ötekisi topraktır. İşte bu nedenle Devlet, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş, bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış, iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş, değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarak da tapuya itimat edip taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetini korumak zorunluluğunu duymuştur. Belirtilen ilke TMK"nın 1023. maddesinde aynen "tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024. maddenin 1.fıkrasında "Bir ayni hak yolsuz olarak tesçil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz" biçiminde öngörülmüştür.
Ne var ki, tapulu taşınmazların intikallerinde huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden, iktisapta bulunan kişinin iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Gerçekten, bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse, diğer yanda ise kendisi için maddi hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır. Bu nedenle yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta şeklen iyi niyetli gözükeni değil gerçekten iyi niyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi gerekmektedir.
Dosya içeriği ve toplanan deliller yukarıda değinilen ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde; tüm davalıların Silivri′de yaşamlarını sürdürdükleri, davalılardan ...′ın avukat olup aynı zamanda diğer davalı ...′nın vekilliğini de üstlendiği, tanıkların da ifade ettikleri gibi adı geçen davalıların yatırım düşüncesi ile hareket ettikleri, üstelik davalı ...′nın dava konusu taşınmaza yakın başka taşınmazlarının da bulunduğu; öte yandan, 94 adet taşınmazın satışına ilişkin Belediye Meclis Kararının iptaline yönelik İdare Mahkemesi kararının Danıştayca onandığı 06.03.2015 tarihinden yaklaşık bir ay sonra 08.04.2015 tarihinde toplam 137.000TL′ye satın aldıkları taşınmazın anılan tarihte keşfen belirlenen gerçek değerinin 313.389,73TL olduğu; belirlenen bu maddi olgular karşısında, davalılar ... ve ...′in taşınmazı satın aldıkları ... Aksel üzerindeki tescilin yolsuz nitelikte bulunduğunu bildikleri ya da TMK′nın 3. maddesi çerçevesinde, durumun gereklerine göre kendilerinden beklenen özeni gösterselerdi tescilin yolsuz olduğunu öğrenebilecekleri, böylece TMK′nın 1024. maddesi uyarınca aynı Kanun′un 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacakları sonuç ve kanaatine varılmaktadır.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile reddedilmesi isabetsizdir.
Davacının açıklanan nedenlerden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373/1. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun′un 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren ...3. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.