Hukuk Genel Kurulu 2017/334 E. , 2019/555 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki “imzaya ve borca itiraz” isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda; İstanbul 9. (İcra) Hukuk Mahkemesince imzaya yönelik itiraz bakımından; İİK"nın 68/a-5 maddesi gereğince itirazın geçici olarak kaldırılmasına, davalı yanın tazminat isteğinin reddine, borca ve ferilerine yönelik itiraz bakımından ise açılan davanın reddine, itiraza uğrayan alacağın %20"si oranındaki tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, para cezası isteğinin reddine dair verilen 14.08.2014 tarihli ve 2014/142 E., 2014/849 K. sayılı kararın borçlu tarafından imzaya itiraz yönünden temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 24.02.2015 tarihli ve 2014/26543 E., 2015/3772 K. sayılı kararı ile;
"...Alacaklı tarafından borçlu hakkında bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibinde, örnek 10 numaralı ödeme emri tebliği üzerine, borçlunun, yasal süresi içerisinde icra mahkemesine başvurusunda, borca ve imzaya itiraz ettiği, mahkemece; İİK"nın 68/a-5 maddesi uyarınca ihtarlı davetiyeye rağmen duruşmaya mazeretsiz gelmediğinden bahisle imzaya itirazın geçici olarak kaldırılmasına, borca itirazın da ispatlanamadığından reddine karar verildiği görülmektedir.
İİK"nın 170/b maddesi göndermesiyle kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılan takiplerdeki imzaya itirazlarda da uygulanması gereken aynı kanunun 68/a-3 maddesinde; “Tatbika medar imza mevcutsa bununla, yoksa borçluya yazdıracağı yazı ve attıracağı imza ile yapılacak mukayese ve incelemelerden veya diğer delil ve karinelerden merci, reddedilen imzanın borçluya aidiyetine kanaat getirirse itirazın muvakkaten kaldırılmasına karar verir. Hakim lüzum görürse, oturumun bir defadan fazla talikine meydan vermeyecek surette, bilirkişi incelemesi de yaptırabilir” düzenlemesi yer almaktadır.
Borçlunun karşılaştırma yapmaya elverişli bir imzası varken yazı yazdırma ve imza attırma yoluna başvurulamaz. İcra mahkemesi, karşılaştırma yapmaya elverişli imza ile inkar edilen imzanın borçluya ait olup olmadığı hususlarında kesin bir kanaat sahibi olamazsa o zaman yazı yazdırma (istikdap) yoluna başvurmalıdır. İlk önce karşılaştırma yapmaya elverişli imza ile karşılaştırma yapılması gerektiğinden, alacaklı bu konuda bir talepte bulunmamış olsa bile, icra mahkemesi karşılaştırma yapmaya elverişli imza bulunup bulunmadığını alacaklıdan sormalıdır. Bunu sormadan doğruca yazı yazdırma (istikdab) yoluna başvuramaz.
Borçlunun imza incelemesine yarar mukayese imzalarının bulunduğu belgelerin tamamlanması konusunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"nun 26.04.2006 gün ve 2006/12-259 E. 2006/231 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, eldeki davanın niteliği itibariyle "imzanın borçluya ait olduğunu" kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu göz ardı edilmemeli ve ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya da gidilmemelidir (Hukuk Genel Kurulu"nun 06.02.2008 gün ve 2008/12-77 E. 2008/90 K.sayılı kararı).
Alacaklı borçlunun karşılaştırma yapmaya elverişli imzasını daha önce icra dairesi vasıtasıyla getirtmiş olabilir. Bunu yapmamış ve karşılaştırma yapmaya elverişli imza elinde olmayan alacaklı, icra mahkemesinden borçlunun karşılaştırma yapmaya elverişli imzasını taşıyan belgeleri resmi dairelerden veya üçüncü kişilerden getirmesini isteyebilir.
Borçlunun bir karşılaştırma yapmaya elverişli imzası bulunmaz ise veya bulunup da icra mahkemesi imza karşılaştırması sonucunda takibin dayanağı adi senetteki inkar edilen imzanın borçluya ait olup olmadığı konusunda kesin bir kanaat sahibi olamazsa, borçluya icra mahkemesi önünde yazı yazdırılır, imza attırılır.
Somut olayda, borçlu icra mahkemesine başvurusunda itiraz dilekçesi ekinde, mukayese imzalarının bulunduğu belge asıllarını sunmuş, yargılamada da bu belgelerin asıllarını dosyaya ibraz etmiştir. Yukarıda belirtilen yasa hükmü ve açıklamalar gözetilerek, mahkemece; borçlunun mukayese imzalarının bulunduğu mevcut belgeler ile bilirkişi incelemesi yaptırılarak sunulan mukayese imzaların istiktaptan beklenen amaca ulaşmaya yarar olup olmadığı belirlenmeden, borçlunun tatbika medar imzalarının alınması gerektiğinden bahisle mazeretsiz gelmediği için İİK"nın 68/a-5 maddesi uyarınca imzaya itirazın geçici olarak kaldırılması yönünde yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir..."
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:
İstem, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla yapılan takibe karşı imzaya ve borca itiraza ilişkindir.
Borçlu; icra takibine dayanak senetteki imzanın kendisine ait olmadığını ve alacaklı tarafa hiç bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek imzaya, borca ve borcun ferilerine itiraz ederek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Alacaklı; borçlunun yapımcısı olduğu sinema filminde yaptığı görüntü yönetmenliği hizmetine karşılık takibe konu bonoyu kendisine verdiğini, borçlunun borca itirazını İİK"nın 169/a-1 maddesi kapsamında belge ile ispatlayabileceğini, borçlunun iyi niyetli olmadığını beyan ederek, borçlunun imzaya ve borca itirazının reddi ile borçlu aleyhine inkar tazminatı ve para cezasına hükmedilmesini talep etmiştir.
Yerel mahkemece; borçluya çıkartılan tebligatta İİK"nın 68/a-2-5 maddesi uyarınca duruşmada mazeretsiz bir şekilde hazır bulunmadığı takdirde imzanın kendisinden sadır olduğu kabul edilerek itirazın muvakkaten kaldırılacağı hususunun ihtar edilmiş olduğu ve tebligatın borçluya 12.02.2014 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 10.04.2014 tarihli duruşmada hazır bulunmadığı gibi 10.04.2014 tarihli duruşmada borçlu vekilinin, müvekkilinin avukat olup duruşmaları olduğunu belirttiği hâlde müvekkili borçlunun mazeretini belgelendirmediği gözetildiğinde duruşmaya gelmekten kaçınan borçlunun imzaya itirazının İİK"nın 68/a-5 maddesi gereğince geçici olarak kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği, İİK"nın 169/a maddesi gereğince borçlunun borca itirazını ispatlayamadığı, borçlunun faize yönelik itirazı bakımından ise alınan bilirkişi raporuna göre alacaklının takipte fazla talep etmiş olduğu faiz alacağı bulunmadığı..." gerekçesiyle, imzaya yönelik itiraz bakımından; İİK"nın 68/a-5 maddesi gereğince itirazın geçici olarak kaldırılmasına, davalı yanın tazminat isteğinin reddine, borca ve ferilerine yönelik itiraz bakımından ise açılan davanın reddine, itiraza uğrayan alacağın %20"si oranındaki tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, para cezası isteğinin reddine dair verilen karar, borçlunun imzaya itiraza yönelik temyizi üzerine, Özel Dairece yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmuştur.
Yerel mahkemece, ilk kararındaki gerekçelerle direnme kararı verilmiş, direnme kararını borçlu vekili temyize getirmiştir.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında esasa girilmeden önce, direnme kararına karşı, miktar itibariyle temyiz yasa yolunun açık olup olmadığı hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.
02.03.2005 gün ve 5311 sayılı Kanunun 29. maddesiyle 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’na eklenen Geçici 7. maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında İİK’nın 5311 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümlerinin uygulanması gereklidir.
İİK"nın 363. maddesinde kanun yollarına başvurma koşulları düzenlenmiş olup, 02.03.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile değiştirilmesinden önceki madde metninde, icra mahkemesinin vereceği kararlardan hangilerine karşı kanun yoluna başvurma imkânı olduğu 18 bent hâlinde sınırlı olarak belirlenmiştir.
Temyize konu karar İİK"nın 363. maddesinin 1. fıkrasının 3. bendi kapsamında olup anılan maddenin 1. fıkrasının son bölümünde icra mahkemesi kararının temyiz edilebilmesi için takip konusu alacakta ihtilaflı kalan değer veya miktar 2.000TL olarak belirlenmiştir. İcra ve İflas Kanunu"na 4949 sayılı Kanun"un 102. maddesi ile eklenen ek 1. maddesi uyarınca parasal sınır her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan parasal sınırların 213 sayılı Vergi Usul Kanunu"nun mükerrer 298. maddesi uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında arttırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların 10TL"sini aşmayan kısımları dikkate alınmaz.
Bu açıklamalar ışığında hesap yapıldığında direnme kararına karşı temyiz yasa yolunun açık olabilmesi için direnme karar tarihi olan 23.07.2015 tarihi itibariyle temyize konu miktarın 5.980TL üzerinde olması gereklidir. Direnme kararını temyiz eden borçlu vekilinin temyiz dilekçesi, icra takibine dayanak bonoda kendisine atfen atılı bulunan imzaya itiraz üzerine verilen karara yönelik olup, icra takibine konu asıl alacak miktarı olan 5.000TL temyiz kesinlik sınırının altında olduğundan direnme kararının temyizi mümkün değildir.
Hâl böyle olunca, borçlu vekilinin temyiz isteminin miktar itibariyle reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle borçlu vekilinin temyiz isteminin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa 5311 sayılı Kanunun 29. maddesi ile eklenen "Geçici Madde 7" atfıyla uygulanmakta olan aynı Kanunun 363. maddesi uyarınca REDDİNE, istek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 14.05.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.