19. Hukuk Dairesi 2016/8115 E. , 2016/15193 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonucunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili Av. ... gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 17/03/2009 tarihli ve 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi akdedildiğini, aynı tarihli satış taahhütnamesi uyarınca davalının yıl esasına göre sözleşmenin devamı süresince her yıl için 600 m³ beyaz ürün ve bir ton madeni yağ satmayı taahhüt etmesine karşın bu taahhüdünü yerine getirmediğini, müvekkilinin bu sebeple zarara uğrattığını, sözleşmenin süresinin sona ermesi ve yenilenmemesi nedeniyle ihtarname keşide edilerek sözleşmenin fesholunduğu ve müvekkilinin alacağının talep edileceğinin bildirildiğini belirterek, şimdilik 17/03/2009 tarihinden sözleşmenin sona erdiği 17/03/2014 tarihine kadar ki dönem için KDV dahil 50,000 TL kar mahrumiyeti alacağının aylık % 7 akdi faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, usule ilişkin olarak davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, Ceyhan mahkemelerinin yetkili olduğunu, alacağın hesaplanabilir olup kısmi dava açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının hukuki yararının bulunmadığını, esasa ilişkin ise, sözleşmenin 17/03/2014 tarihinde uzatılmadığı ve ayrıca süresinde yapılan bir fesih ihtarı da bulunmadığından sözleşmenin kendiliğinden sona erdiğini, geçerli ve haklı tonaj taahhüdünün olmadığını, taahhütnamede tonaj taahhüdünün şarta bağlı olarak verildiğini, oysa ki davacıya verilmiş bir intifa hakkı bulunmadığını, tonaj taahhüdü bir an için geçerli kabul edilse dahi sözleşme hükmüne rağmen davacının her cari yıl sonunda veya ay sonunda tonaj eksikliğinden bahisle bir hesaplama yapmadığı gibi müvekkiline de bu yönde ihtar ya da talepte bulunmadığını, davanın kar mahrumiyetine ilişkin açılmış olup sözleşmede kar mahrumiyeti talep edilebileceğine dair hüküm olmadığını, yıllık faiz oranlarının % 10 olduğu piyasa şartlarında % 72 oranında faiz talep edilmesinin yerinde olmadığını, talep edilen rakamın müvekkilinin cezalandırılması anlamına geldiğini, taahhütname ile verildiği ve geçerli olduğu iddia edilen ancak müvekkilince kabul edilmeyen tonaj taahhüdünün 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanunun 4. maddesine ve tebliğ hükümlerine aykırı olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasında imzalanan 17/03/2009 tarihli taahhütnamenin 10. maddesinde belirtilen cezai şartın ifaya eklenen ceza koşulu olduğu, davalının yıllar itibariyle almayı taahhüt ettiği miktardan daha az miktarda akaryakıt almasına rağmen, taahhüdüne uymayan davalıdan cezai şartı talep etmediği, taraflar arasındaki bayilik ilişkisi sözleşme süresince devam etmesine rağmen cezai şart talebini saklı tuttuğunu davacının yıllar itibariyle davalıya bildirmediği, cezai şart uzun süre talep edilmemiş olmakla davalıda cezai şartın istenmeyeceğine dair haklı bir güvenin oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekili aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin talebi taraflar arasındaki sözleşme ve ekli taahhütname uyarınca kesinleştirilen cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK’nın 179/2. maddesi uyarınca ifaya ekli cezai şart talep edilebilmesi için açıkça haktan feragat edilmemiş olması ve ifanın çekincesiz olarak kabul edilmemiş bulunması koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir.
Somut olayda dönemler itibariyle yıllık asgari alım taahhüdüne uyulmamasına rağmen tedarikçi firma tarafından bayiye mal verilmeye devam edilmiş ve cezai şart alacağı yönünden ihtirazi kayıt konulmamıştır. Bu itibarla davacı önceki dönemlere ilişkin cezai şart isteyemez ise de son döneme ait cezai şart isteyebilir. Mahkemece bu yön gözetilmeksizin davanın tümden reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan (1) nolu bentte sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 28/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.