16. Hukuk Dairesi 2016/3443 E. , 2018/5360 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucunda ... Köyü çalışma alanında bulunan 124 ada 66 parsel sayılı 12.008,66 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 124 ada 50 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören vergi kaydının miktar fazlası olarak davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ..., irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptali ve muris İbrahim Yıldırım mirasçıları adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece verilen önceki tarihli hüküm; Dairemizin 20.03.2014 tarih, 2013/14359 Esas, 2014/3001 Karar sayılı ilamı ile; "davacıya mirasçı ...’ın davaya katılımını sağlaması veya muvafakatını alması ya da terekeye temsilci ataması için süre verilmesi, bu yolla taraf teşkilinin sağlanması halinde işin esasına girilmesi" gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli 124 ada 66 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile veraset ilamındaki payları oranında ... mirasçıları adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.Davacı ..., dava konusu taşınmazın babasından intikal ettiğini ve yıllardır ekip biçtiğini belirterek tapu kaydının iptali ile İbrahim Yıldırım mirasçıları adına tescilini istemiş, tüm mirasçıların davaya muvafakati sağlanmıştır. Davalı Hazine, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, ziraat bilirkişi raporuna göre dava konusu yerin ham toprak olmadığı, 8-10 yıldır tarım arazisi olarak kullanıldığı, çevresinin tarım arazisi olduğu, toprak yapısının yumuşak, geçirgen ve taşsız olması nedeniyle uzun zamandır işlenerek zirai amaçla değerlendirildiği, keşif mahallinde dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarından dava konusu yerin davacının murisi İbrahim Yıldırım"a ait olduğu ve onun vefatından sonra çocukları tarafından kullanılmaya devam edildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar dosya kapsamına uygun olmadığı gibi yapılan inceleme ve araştırma da hüküm kurmaya elverişli değildir. Dosya içerisinde bulunan fen bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz ekili ve ekili olmayan kısım olmak üzere (A) ve (B) harfleri ile gösterilmiş, ziraat bilirkişi raporunda da; (A) harfi ile gösterilen kısmın en az 8-10 yıldır tarım arazisi olduğu, komşu tarım arazileriyle uyum içinde bulunduğu, halihazırda nadas durumda olup, önceki yıllarda buğday, çavdar ziraati yapıldığının anlaşıldığı, (B) harfi ile gösterilen kısmın ise en az 8-10 yıldır işlenmediği, tarımsal faaliyet yapıldığına dair iz ve emare bulunmadığı belirtilmiş, mahkeme ziraat bilirkişi raporunu hükme esas aldığı halde gerekçesinde (A) ve (B) şeklinde bir ayrımda bulunmamıştır. Kaldı ki ziraat bilirkişi raporu da tek başına zilyetlik süresini belirlemeye elverişli değildir. Çekişmeli taşınmazın kullanım süresi ile niteliğini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Mahkemece çekişmeli taşınmaza ait hava fotoğrafları getirtilerek bilirkişiye yorumlatılmamış, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu bu şekilde denetlenmemiştir. Doğru sonuca ulaşabilmek için, öncelikle dava konusu taşınmazın tespit tarihi olan 2001 yılından geriye doğru 15-20-25 yıllık stereoskopik hava fotoğrafları Harita Genel Komutanlığı"ndan tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosyaya konulmalı, komşu 124 ada 65 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağı varsa dayanaklarıyla birlikte getirtilmeli, bundan sonra 3 kişilik ziraat mühendisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve taşınmazın dere kenarında bulunduğu nazara alınarak Jeoloji mühendisinden oluşacak bilirkişi heyeti aracılığıyla yapılacak keşifte, belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılmalı, çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin, ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı, tanık ve yerel bilirkişilerden taşınmazın ne zamandan beri, kim tarafından, ne şekilde zilyet edildiği konusunda somut ve olaylara dayalı bilgileri alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri de bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, taşınmazların kadastro paftasındaki konumları bilgisayar programı aracılığıyla ölçekleri eşitlenmek suretiyle hava fotoğraflarına aktarılmalı, ziraatçi bilirkişi heyeti tarafından taşınmazın öncesi ve zirai faaliyete konu olup olmadığı, zilyetliğin hangi tasarruflar ile sürdürüldüğü belirtilmeli, jeoloji mühendisi bilirkişiden taşınmazın dere etkisinde kalıp kalmadığını değerlendiren rapor alınmalı, ayrıca 3402 sayılı Yasa"nın 14. maddesi gereğince Tapu Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü"nden belgesiz araştırması yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece belirtilen hususlar yerine getirilmeden eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; hükmün infazında kuşku yaratacak şekilde hangi veraset ilamına atıfta bulunulduğu veya mirasçılar ile payları belirtilmeden hüküm kurulmuş olması da isabetsiz olup, davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 03.10.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.