1. Ceza Dairesi 2015/4944 E. , 2016/3532 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜM : 1- Sanık ... hakkında;
TCK"nun 81, 29. maddeleri uyarınca 18 yıl hapis cezası.
2- Sanıklar ... ve ... hakkında;
CMK"nun 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraat.
TÜRK MİLLETİ ADINA
1) Oluşa, tüm dosya kapsamına ve mahkemenin, sanıklar ... ve ... hakkında maktul ..."ı kasten öldürme suçlarından elde edilen delillerin mahkumiyetlerine yeter nitelik ve derecede bulunmadığına dair kabul ve gerekçelerinde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamede sanıkların kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçlarından cezalandırılmaları gerektiği yolundaki bozma düşüncesi benimsenmemiştir.
2) Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ..."ın maktul ..."a yönelik eyleminin sübutu kabul, haksız tahrik sebebinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanıklar ... ve ..."ın maktul ..."ı kasten öldürme suçlarından elde edilen delillerin mahkumiyetlerine yeter nitelik ve derecede bulunmadığı kabul ve takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık ... müdafiinin duruşmalı incelemede ve temyiz dilekçesinde haksız tahrike, takdiri indirim nedeninin uygulanması gerektiğine, sair hususlara, katılanlar vekilinin sübuta, suç vasfına yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle,
A) Sanıklar ... ve ... hakkında maktul ..."ı kasten öldürme suçlarından kurulan beraat hükümlerinin tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak ONANMASINA,
B) Sanık ... hakkında maktul ..."ı kasten öldürme suçundan kurulan hükmün incelenmesinde ise;
a) Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; sanık ..."ın, eşi ..."ı telefonla rahatsız eden maktulü, tespit edilemeyen diğer şahıslarla birlikte beyin kanamasına ve hayati tehlike geçirmesine neden olacak şekilde darp ettikten sonra herhangi bir engel bulunmadığı halde eylemine son vererek hastaneye götürüp burada bırakarak kaçtığı anlaşılan olayda, eyleme bağlı kastının yaralamaya yönelik olduğu ve yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan 5237 sayılı TCK ile 765 sayılı TCK"nun ilgili bütün hükümlerinin denetime olanak verecek şekilde uygulanması, ortaya çıkan sonucun karşılaştırılarak lehe olan hükmün belirlenmesi gerektiği düşünülmeden, yanılgılı değerlendirme sonucu kasten öldürme suçundan hüküm kurulması,
b) 24.11.2015 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK"nun 53. maddesinin iptal edilen bölümleri doğrultusunda sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
C) Sanık ... ile birlikte maktul ..."a yönelik kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçlarını işleyen diğer faili ya da faillerin yakalanıp yargılanmaları için suç duyurusunda bulunulması gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık ... müdafii ile Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle, hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, Üye ..."in, yerel mahkemenin sanık ..."ın eyleminin vasıflandırılmasına ilişkin saptamasının yerinde olduğu gerekçesiyle bu hükmün onanması gerektiği yönündeki karşı oyu ile oyçokluğuyla, 11/10/2016 gününde karar verildi.
KARŞI OY:
Yerel Mahkemenin, olayın oluş şekline ilişkin kabulüne dair heyetimizde bir ihtilaf bulunmamaktadır. Şöyle ki;
Olay: Tüm dosya kapsamı ve tanık anlatımlarına göre;
Tanık ..."nın, olay gününden öncesinde, telefonla sanık ..."in eşini müteaddit kereler rahatsız etmesinden kaynaklanan bir nedenden dolayı, sanığın bu kişiyi aramaya başladığı, eşi... marifeti ile ..."nın görüştüğü bir sırada buluşma teklif edilmek suretiyle ... ve ..."nın suç tarihinde, sanığın evlerinin yakınında bir mevkiide buluşmaya karar verildiği, ..."nın da buraya maktul ..."ın sevk ve idaresindek...marka motorsiklet ile..."dan yola çıkarak geldiği esnada, ..."nın buluşma yerine yakın yerde sanık ve yanındaki kişiler tarafından geldiğinin görülmesi üzerine, araçlarını önce motosikletin önüne doğru kırmak suretiyle devirdikleri, ..."nın ağaçların arasından kaybolduğu sırada devrilen motordan yere düşen maktulün ayağa kalkmaya çabaladığı, ancak sanık ... ve yanındaki arkadaşları tarafından kaçamadan yakalanıp tekme vurmak suretiyle olay yerinde darp edildiği, sonrasında daha sakin bir yere onu götürüp, buradada darp etmeye devam ettikleri, aldığı darbelerin etkisi ile bayıldığını anlayınca, ... Devlet Hastahanesine bıraktıkları, otopsi raporundan da anlaşılacağı üzere, aldığı ağır darbelerin etkisi nedeniyle hastahanede bilahare vefat ettiği anlaşılmıştır.
... Ağır Ceza Mahkemesi, sanık hakkında 5237 SY:nın 81, 29. maddeleri gereğince cezalandırılmasına ilişkin hüküm etmiştir.
Dairemizin sayın çoğunluk görüşü ise, sanığın, kesin kimlikleri tespit edilemeyen diğer kişilerle birlikte beyin kanamasına ve hayati tehlike geçirmesine neden olacak şekilde darp ettikten sonra herhangi bir engel bulunmadığı halde eylemine son vererek hastahaneye götürüp burada bırakarak kaçtığı anlaşılan olayda sanığın eylemine bağlı olarak ortaya çıkan kastının yaralamaya yönelik olduğu gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Sayın çoğunluk, suçun vasfının bu şekilde belirlenmesine ilişkin görüşüne katılmam mümkün değildir. Şöyle ki;
..
Yargılama sırasında yanında ölen yakınının yanında olduğunu belirtmekle birlikte sanık ... olayda yalnız değildir. Eşine telefonla rahatsızlık veren kişiyi bulma çabası içindedir. Randevu yerine yaklaşan tanık ... ve maktulün geldiğini görünce, kullandığı arabasını, motorun önüne kırarak, düşürecek şekilde silah olarak kullanmıştır. Kazanın etkisiyle yere düşen mağdurun kendine gelmesini beklemeden yanındaki kişilerle üzerine çullanıp, kafasına gelecek şekilde tekmelerle vurmuşlardır. Hatta onu yaralı vaziyette olay yerinde bırakarak, öncelikle suç delili olan motoru olay yerinden yoketme çabasına girişip, daha sonra tekrar olay yerine gelmek suretiyle bu kez maktulü dahada ıssız yere götürüp darp etmeye devam etmişlerdir. Taaaaki, bayılıncaya kadar. Yani maktulün darp edilmesi uzunca bir süre devam etmiştir. Otopsi raporundan da anlaşılacağı üzere , hedef noktaları da maktulün kafa bölgesi olmuştur.
HUKUKSAL YÖNDEN BAKILDIĞINDA;
5237 sayılı Yasada; Öldürmeye teşebbüs-Yaralama suçlarının ayırım ölçütü “kast”tır. KAST, sanığın iç dünyasını ilgilendirmekle birlikte, failin dış dünyaya yansıyan hareket ve neticeleri olarak failin davranışlarına göre belirlemek ancak mümkün olabilmektedir.
Dairemizce de kastın belirlenmesine ilişkin bazı ölçütler aranmaktadır. Kastı belirlemeye yarayan bu ölçütlerden bir yada birkaç tanesinin bir arada bulunması yeterlidir. Bahsedilen ölçütler tek başına bir değer ifade edebileceği gibi, yargılamaya konu olaya göre diğer ölçütlerle de, bağlantılı olduğu gözden uzak tutulmamalıdır. Bu husus yargılama sürecinde duruşma hakimine aittir. Yargıç, belirlediği kasta ilişkin olarak denetime olanak sağlayacak şekilde kanıtlarıyla hükmü gerekçesinde tartışmalıdır.
Bu açıklamaların ışığı altında,
Dosyadaki delillerin tartışılması ile birlikte suç vasfının tespitine gelirsek;
Sanık, henüz olayın başlangıcı esnasında, yönetimindeki aracını, maktul ve tanık ..."nın üzerinde bulunduğu motora çarpmak suretiyle onları yere düşürmüştür. Eylemine son vermemiş, yakaladığı maktule karşı, yanındaki kişi yada kişilerle özellikle maktulün kafa bölgesini hedef almak suretiyle tekmelemeye devam edilmiştir. Yine, yaralı maktulü o aşamada baygın şekilde bırakıp öncelikle motorun saklanmasına ilişkin çabaların devamında yine olay yerine gelip, maktulü daha sakin ve ıssız yere götürmek suretiyle darp etmeye devam etmişlerdir. Eyleme son vermeleri ve onu hastahaneye götürmeleri aşaması, maktulün 2. kez bayılması anına kadar devam etmiştir. Zaten bu aşamaya kadar maktül ölümcül darbeleri de almıştır. Bu aşamadan sonra, onun hastahane önüne bırakılması korkudan ve maktulden kurtulma çabasından ileri gelen bir
durum olup, kastı etkileyecek biçimde kendiliğinden bir son verme olarak değerlendirilmemelidir. (Zira, bu aşamada kimliklerini dahi saklamışlardır.) Ya da, sadece maktulü ağır darp etmeleri sonrasında sırf hastahane önüne bırakıldığından hareket ile suç vasfının belirlenmesi de hukuk mantık ve sistematiğine uymadığı kanaatindeyim. Evet, vasfın belirlenmesine ilişkin Dairemizce benimsenen kriterlerden biriside, “eyleme kendiliğinden son verme” olarak tesbit edilmiş isede, sanık ve yanındaki çoğunluğun, tek başına kalan maktüle süreç içerisinde çok kez ölümcül kafa nahiyesine tekme vurmak suretiyle hareket ettikleri düşünüldüğünde, yaralama kastı ile hareket ettiğini söyleyebilirmiyiz?. Sanık ve yanındakilerin dış dünyaya yansıyan hareketleri vasfın belirlenmesinde etkili olmayacakmıdır? Kanaatime ve dairemizce benimsenen kriterlere göre olmalıdır.
Bu nedenle suç vasfının belirlenmesine ilişkin yerel Mahkemenin değerlendirmesinin yerinde olduğu düşünce ve kanaati ile sayın çoğunluk görüşüne aykırı olarak, yerel mahkeme hükmünün onanması gerektiği düşünce ve kanaatindeyim.
11/10/2016 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Metin Serhantaş"ın huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık ... müdafii Avukat ..."ün yokluğunda 13/10/2016 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.