"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki "maddi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gaziantep 3.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 15.7.2005 gün ve 2003/163 E. 2005/339 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 11.7.2006 gün ve 2005/13990 E. 2006/8389 K. sayılı ilamı ile, (...Dava, davacıya ait taşınmazdan davalı tarafından alınan malzeme bedeli istemine ilişkindir.
Taşınmazda yapılan kazı sonucu oluşan çukur nedeniyle taşınmazın eski haline getirilemeyeceği, arazinin kullanılmaz hale geldiği, 22.06.2004 tarihli bilirkişi raporunda açıklanmıştır. Şehit Kamil Belediyesi"nin 27.2.2003 tarihli yazısından, dava konusu taşınmazın imar planına göre ağaçlandırılacak alan olarak planlandığı ve taşınmazın diğer hukuki niteliklerinin açıklandığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemelerinde taşınmazdan alınan malzeme bedelleri hesaplanmış, ancak taşınmazın değeri konusunda bir belirleme yaptırılmamıştır. Sorumluluk hukuku ilkelerine göre haksız eylem sonucu bir taşınmazda oluşan zarar miktarın o taşınmazın değerinden fazla olması durumunda değerden fazlasına hükmolunamaz. Zarara ilişkin alınan raporlardaki miktarlar ile taşınmazın nitelikleri gözetildiğinde taşınmazın değerinin ne olduğunun ve taşınmazın değerinin zarardan fazla olup olmadığının belirlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Şayet zarar miktarının değerden fazla olması durumunda taşınmaz değerine hükmolunurken tapu kaydının davacı üzerinde bırakılması durumunda davacının hem taşınmaz değerini alıp hemde tapu kaydını devretmemesi nedeniyle taşınmaz değerinden uygun oranda bir indirim yapılarak tazminata hükmolunması, aksi durumda ise taşınmazın tam değeri karşılığında tapu kaydının davalı üzerine tesciline karar verilmesi gerekmektedir. Şu durum karşısında mahkemece taşınmazın değeri belirlenmeksizin tazminata hükmolunması bozmayı gerektirmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, davacıya ait taşınmazdan, davalı tarafından alınan malzeme bedelinin tahsili isteğine ilişkindir.
Davacı, 60 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalı şirketin, taşınmazından kazı yapmak suretiyle çimento hammaddesi olan kireçtaşı çıkardığını ve aldığını, alınan malzeme bedelinin davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davacının dava dilekçesinde taşlık olan arazisinin yüzey değerini veya yüzeyin bozulmasından ötürü uğranılan zararı veya eski hale getirmeyi istemediğini; yüzeyin altındaki kireçtaşının bedelini istediğini, arzın altındaki hammadde-madenin Devletin olduğunu, maden üzerinde bir hakkı bulunmadığını, dolayısıyla zararından söz edilemeyeceğini; haksız fiil veya sebepsiz zenginleşmenin söz konusu olmadığını, davanın reddine karar verilmesini cevaben bildirmiştir.
Davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak kurulan hüküm Özel Dairece, yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa"sının 168.maddesi; "…
…Tabii servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzelkişilere devredebilir.
Hangi tabii servet ve kaynağın arama ve işletmesinin, Devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarak veya doğrudan gerçek ve tüzelkişiler eliyle yapılması, kanunun açık iznine bağlıdır. Bu durumda gerçek ve tüzelkişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir…
…"
3213 sayılı Maden Kanunu"nun 4.maddesi "…
…Madenler Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup, içinde bulundukları arzın mülkiyetine tabi değildir…
…"
6.Maddesi "…
…Maden hakları, medeni hakları kullanmaya ehil T. C. vatandaşlarına, madencilik yapabileceği statüsünde yazılı Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarına göre kurulmuş tüzelkişiliği haiz şirketlere, bu hususta yetkisi bulunan kamu iktisadi teşebbüsleri ile müesseseleri, bağlı ortaklıkları ve iştirakleri ile diğer kamu kurum, kuruluş ve idarelerine verilir.
Maden hakları gerçek veya tüzel tek kişi adına verilir.
Devlet memurları, diğer kamu görevlileri, Genel Müdürlüğün merkez ve taşra teşkilatında çalışan yevmiyeli ve mukaveleli personel, arama, (...) ve işletme ruhsatı alamaz.
Maden arama veya işletme hakkını haiz iken memur olanlar memuriyete geçişlerinden itibaren 6 ay zarfında bu haklarını devretmeye mecburdurlar.
3 üncü fıkradaki yasaklamaya tabi olup miras yoluyla kendisine maden ruhsatı intikal eden mirasçı durumundaki mani hal ortadan kalkmadığı takdirde 5 inci maddenin 4 üncü fıkrası hükmü uygulanır…
…" hükmünü içermektedir.
Görüldüğü gibi Anayasa ve Maden Kanunu"nda madenlerin Devletin hüküm ve tasarrufunda oldukları, içinde bulundukları arzın mülkiyetine tabi olmadıkları; bunların aranması ve işletilmesi hakkının Devlete ait olduğu, Devletin bu hakkı gerçek ve tüzel kişilere verebileceği açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır.
Somut olayda davacı, dava konusu taşınmaz üzerinde 14637.32 m2.lik alanda kazı yapılarak alınan malzeme bedelinin tazminini talep etmektedir. Çimento hammaddesi olarak kullanılan kireçtaşı (kalker) 3213 sayılı Maden Kanunu"nun 2.maddesi kapsamında maden sayılmaktadır.( 1.grup madenler b-Tuğla-kiremit kili, Çimento kili, Marn, Puzolanik kayaç-tras ile çimento ve seramik sanayilerinde kullanılan ve diğer guruplarda yer almayan kayaçlar.)
Davacının maden ruhsatının bulunmadığı dosya içeriğinden anlaşılmasına göre, Özel Dairenin bozma kararında öngörülen biçimde araştırma yapılması, taşınmaz değerinin belirlenmesi, daha sonra davacının zararının bozma kararında belirtilen şekilde tazmini yoluna gidilmesi zorunludur. Hal böyle olunca, aynı yöne işaret eden ve Hukuk Genel Kurulu"nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429.maddesi uyarınca BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 14.03.2007 gününde oyçokluğu ile ikinci görüşmede karar verildi.