14. Hukuk Dairesi 2017/68 E. , 2017/3445 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
ASLİ MÜDAHİL : Maliye Hazinesi
Asıl dosyada davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.06.2008 gününde verilen dilekçe, birleştirilen dosyada davacı vekili tarafından davalılar aleyhine 21.10.2009 gününde verilen dilekçe ile mirasçılık belgesinin iptaliyle yeni mirasçılık belgesinin verilmesi talebi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; birleştirilen davaya ilişkin hüküm kesinleşmekle bu konuda tekrar hüküm kurulmasına yer olmadığına, asıl davanın kabulüne dair verilen 10.03.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili, asıl dosya asli müdahili ve birleştirilen dosyada davacı Maliye Hazinesi vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl dosyada davacılar vekili,.... Sulh Hukuk Mahkemesi"nin 1997/390-1503 E. K. sayılı mirasçılık belgesinin iptaliyle yeni mirasçılık belgesi verilmesini talep etmiştir. 23.10.2009 tarihli duruşmada ise bilirkişi raporuyla .... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/517-1597 E. K. sayılı mirasçılık belgesinin çeliştiğinden bahisle, bilirkişi raporuna göre .... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/517-1597 E. K. sayılı mirasçılık belgesinin de iptalini talep etmiştir.
Birleştirilen dosyada, davacı vekili .. Sulh Hukuk Mahkemesi 1993/65-53 E. K. sayılı mirasçılık belgesinin iptalini talep etmiştir.
Mahkemece ilk olarak, asıl davanın kabulüne .... Sulh Hukuk Mahkemesi"nin 1997/390-1503 E. K. sayılı, .... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/517-1597 E. K. sayılı mirasçılık belgelerinin iptaline, birleştirilen davanın redine karar verilmiş, asıl dosyada davacılar vekili ve birleştirilen dosyada davacı vekilinin temyiz talebi üzerine hükmün, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi"nin 2010/7373 Esas, 2011/4866 Karar sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak, birleştirilen davaya ilişkin hüküm kesinleşmekle bu konuda tekrar hüküm kurulmasına yer olmadığına, asıl davada; davanın kabulü ile.... Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 1997/390 Esas, 1997/1503 Karar sayılı veraset ilamının iptali ile dosyaya alınan 10/12/2014 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda verasetin sübutuna karar verilmiştir.
Hükmü, asıl dosyada davalı ... vekili, asıl dosya asli müdahili-birleştirilen dosya davacı Maliye Hazinesi vekili temyiz etmiştir.
Dava, mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir.
Kural olarak öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre davada taraf koşulunun oluşturulmamış olması başlı başına bozma nedenidir. Mirasçılık belgesinin iptali halinde hukuksal durumlarının etkilenmesi söz konusu olabileceğinden iptali istenilen mirasçılık belgesinde hak sahibi olarak gösterilen kişilerle, davadan önce ölmüş ise bunların tüm mirasçılarının davada taraf olarak gösterilmesi yine davalılardan herhangi birinin yargılamadan sonra ölmesi halinde de davanın mirasçılarına yönlendirilerek mirasçılar aleyhine sürdürülmesi, hükmün de mirasçı oldukları gösterilerek mirasçılar hakkında verilmesi gerekir.
Somut olayda; asıl dosyada iptali istenilen .... Sulh Hukuk Mahkemesi"nin 1997/390-1503 E. K. sayılı mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilen Adeviye Vedia Hanif"in mirasçısı olarak davada ... davalı olarak yer almışsa da, diğer mirasçıları ... ve ..."nun davaya dahil edilmeden hüküm verildiği anlaşılmaktadır. Taraf koşulu gerçekleşmeden hüküm verilemez.
O halde mahkemece; öncelikle asıl dosyada iptali istenilen mirasçılık belgesinde kendisine pay verilen Adeviye Vedia Hanif"in diğer mirasçıları ... ve ... davaya dahil edilmeli, bu şekilde taraf koşulu gerçekleştirildikten sonra davanın esasına girilmeli, davaya dahil edilen kişilerden de varsa delilleri sorulup saptanmalı, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir. Mahkemece taraf teşkili sağlanıp daha sonra bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, hükmün hangi hususları kapsayacağı 6100 sayılı HMK’nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Ayrıca hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini yitirir.
Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür. Bozmaya uyularak tesis edilen hükmün, tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerekir. Mahkemece bu husus gözetilmeden, hükmün diğer yönlerinin kesinleşmiş olduğundan bahisle “birleştirilen davaya ilişkin hüküm kesinleşmekle bu konuda tekrar hüküm kurulmasına yer olmadığına,” şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Ayrıca, mirasçılar ve miras payları hükümde ayrıca ve açıkça belirlenmesi gerekirken dosya arasındaki bilirkişi raporuna atıf yapılması da doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 26.04.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.