"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki "kadastro tespitine itiraz " davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gerze Kadastro Mahkemesi"nce davanın reddine dair verilen 23.12.2005 gün ve 2005/4 E. 2005/58 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 16.Hukuk Dairesi"nin 17.4.2006 gün ve 2006/2394 E. 2006/2946 K. sayılı ilamıyla; (...Kadastro sırasında 115 ada 6, 16, 117 ada 12, 15, 18, 118 ada 8, 9, 119 ada 9,11,45, 57, 121 ada 5 parsel sayılı ve muhtelif yüzölçümündeki taşınmazlar satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı Rasim B…
……. adına tespit edilmiştir. Davacılar Mehmet B…
…….., Hasibe H.... ve Behiyce M…
…., yasal süresi içerisinde taşınmazlara ortak muris Fadime B......."a ait olup tüm mirasçılarının adına tespitin yapılması gerektiği iddiasına dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddi ile çekişme konusu tüm taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davaya konu taşınmazların davacıların murisi Fadime Babacan"a ait iken, 31.05.1985 tarihli senet ile davalı Rasim B......."a satılıp teslim edildiği, bu suretle tapuda kaydı olmayan taşınmazlar üzerinde davacıların bir hak ve alakasının kalmadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır, çekişmeli taşınmazlar davacıların murisi Fadime B......."a ait iken satış suretiyle davalıya intikal ettiği ve halen onun zilyetliğinde bulunduğu belirtilerek davalı adına tesbit edilmiş, davacılar irsen intikale ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır.
Mahkemece davaya konu parsellerin tutanak aslı ve ekleriyle komşu parsel tutanakları getirtilip mahallinde keşif icra edilmiş ve dayanılan senedin taşınmazları kapsadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuştur.
Çekişmeli taşınmazların davacıların ortak miras bırakanı Fadime"ye ait olduğu ve ölümünden sonra Fadime"nin terekesinin taksim edilmediği hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık Fadime tarafından taşınmazın torunu olan davalıya satılıp satılmadığı konusundadır. Tesbite esas olan ve davalı tarafın dayanağını oluşturan 31.05.1985 tarihli satış senedi satıcının mührünü taşımaktadır. Bu tür senetlerin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 297.maddesine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Dayanılan senette ihtiyar heyeti üyelerinden sadece Mehmet E..."in imzasının bulunup senedin yeterli üye tarafından imzalanmamış olması ve satıcının mührü kullandığı sırada muhtar, ihtiyar heyeti üyeleri ve tanıkların hazır bulunduklarının senette ismi yazılı muhtar, ihtiyar heyeti üyesi ve tanıklar dinlenilmek sureti ile saptanmamış olması nedeniyle söz konusu senedin usulün 297.maddesine uygun olarak düzenlendiğini kabul etmek mümkün değildir.
Ancak, senedin usulüne uygun olarak düzenlenmemesi nedeniyle geçersiz olması halinde satışın da geçersiz olduğundan bahsedilemez. Taraflar arasındaki satışın diğer her türlü delille isbatı mümkündür. Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi ve tanıkların hiç birisi satış konusunda yeterli bilgi vermemiştir.
Bu itibarla mevcut delillere dayanılarak davaya konu taşınmazların muris tarafından davalıya satıldığının kabulü mümkün değildir.
Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için taraflardan senet dışındaki tüm delilleri sorulup celbedilmeli, bundan sonra mahallinde yapılacak keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve özellikle senette imzası bulunan muhtar ve ihtiyar heyeti üyesiyle tanıklardan taşınmazların satışı konusundaki tüm bilgileri sorulup saptanmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece usulüne uygun olarak düzenlenmeyen senede itibar edilip başkaca hiçbir araştırma yapılmadan yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi davaya konu olup araştırma yapılan taşınmazlar 117 ada 12 ve 18 parseller olduğu halde kararda 117 ada 8 ve 13 numaralı parseller hakkında hüküm kurulmuş bulunması da usul ve yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN:Davacılar vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu"nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Davacılar, anneleri Fadime"den kendilerine intikal eden taşınmazların, davalı adına tespit edildiğini ileri sürerek kadastro tespitine itiraz etmişlerdir.
Davalı, dava konusu taşınmazların 31.05.1985 tarihli harici satış senediyle davacıların murisi Fadime tarafından kendisine satıldığını, o tarihten beri zilyet ve tasarruf ettiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak kurulan hüküm Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş,
Mahkemece, davalının dayandığı harici satış senedinin aynı mahkemenin 2005/5 E, 2005/56 sayılı kararında, geçerli kabul edildiği ve kararın Yargıtay 7.Hukuk Dairesince onanarak kesinleştiği gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu"ndaki görüşme sırasında işin esasına girilmeden önce mahkemece ilk kararda yer almayan ancak direnme kararında dayanılan dosya nedeniyle yeni hüküm kurulup kurulmadığı önsorun olarak tartışılmış, bu durumun önsorun teşkil etmediği oy çokluğu ile karar altına alınmış, işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları; davalı tarafın savunmasına esas aldığı 31.05.1985 tarihli harici satış senedi, dinlenen bilirkişi ve tanık beyanları ve özellikle taraflar arasında aynı mahkemede görülen ve Yargıtay 7.Hukuk Dairesince onanarak kesinleşen 2005/5 Esas, 2005/56 Karar sayılı dava dosyasının kuvvetli delil teşkil etmesi olgusu karşısında usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
S O N U Ç : Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına 14.03.2007 gününde oyçokluğu ile karar verildi.