23. Hukuk Dairesi 2015/361 E. , 2015/1383 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde asıl davada davalı temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkilin davalı kooperatiften 30.06.2011 tarihli belge içeriğine göre alacağının bulunduğunu, bu alacağın tahsiline yönelik yapılan icra takibine haksız olarak itiraz edilmesi sonucu takibin durduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif temsilcisi 28.02.2013 tarihli oturumda, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; takibin dayanağını oluşturan 30.06.2011 tarihli devir senedinde bulunan imzaların kooperatif temsilcilerine ait olduğu, bu hususta uyuşmazlık bulunmadığı, belge içeriğine göre kooperatifin davacıya 9.584,00 TL borcunun bulunduğu, senede karşı senetle ispat kuralı uyarınca davalı kooperatifin borcunun olmadığını yazılı bir belge ile ispat etmesi gerektiği, ancak davalı yanca borcun ödendiği veya borcun olmadığına ilişkin herhangi bir belge ibraz edilemediği, bununla birlikte davacının ise davalı kooperatife 1.881,00 TL borcunun bulunduğuna yönelik ikrarının bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile itirazın 7.703,00 TL üzerinden iptaline ve icra inkâr tazminatının tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı kooperatif temsilcileri temyiz etmiştir.
Dava, davacının yöneticiliği döneminde kişisel olarak davalı kooperatife borç verme iddiası nedeniyle oluşan alacağın tahsiline yönelik takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"nun 09.12.1998 gün 1998/11-863 Esas, 1998/895 Karar sayılı kararında, kooperatifin böyle bir işlemle bağlı sayılabilmesinin bu işleme açıkça icazet vermesiyle mümkün olacağı belirtilmiştir.
1163 sayılı Kanunu"nun 59/1. maddesi hükmü karşısında da, temsile yetkili kişiler ancak kooperatif namına onun amacının gerektirdiği bütün hukuki işlemleri yapabileceklerinden kooperatifçe açıkça icazet verildiği anlamına gelecek bir işlem bulunmadığı durumda, kooperatif yöneticilerinin yetkisiz olarak yaptıkları işlemler kooperatif yönünden bağlayıcı olmayacaktır. Bu durumda, öncelikle, özel kişilerden borç para alınmasına icazet verildiği anlamına gelecek bir işlem bulunup bulunmadığı belirlenmeli, kooperatif yöneticilerine özel kişilerden borç alma konusunda yetki verilmemiş ancak buna rağmen borç alınmış ise uyuşmazlık ilke olarak sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde çözümlenmelidir.
Dosyanın incelenmesinde, davacının alacağın dayanağı olarak 30.06.2011 tarihli "Devir Senedi" başlıklı belgeyi delil olarak gösterdiği anlaşılmaktadır. Bu belge yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup, uyuşmazlığın çözümü için mahkemece, öncelikle kooperatifin anasözleşmesi, tüm kayıt ve belgeleri, genel kurul kararları ve yönetim kurulu kararları ilgili yerlerden dosyaya getirtilmelidir.
Bu durum karşısında; kooperatif konusunda uzmanlığı bulunan bir bilirkişi heyetine kooperatif kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak, uyuşmazlık konusu paranın verildiği tarih ve öncesindeki kooperatifin mali yapısı, aidatlardan ve diğer kaynaklardan gelen ödeme gücü incelenerek borçlanmaya gereksinimi bulunup bulunmadığı, alındığı iddia edilen borçla yapılan ödemelerin ne şekilde muhasebeleştirildiği, gelirler ile giderler arasında fark bulunup bulunmadığı, dava konusu paranın gelir gider farkı ile uyum gösterip göstermediği, borçlanıldı ise ödeme yapılıp yapılmadığı, üçüncü kişilere ne amaçla ve ne kadar borçlanıldığı, davalının yaptığı ödemeler karşılığında davacı kooperatife nakit girişinin bulunup bulunmadığı, borç verildiği iddia edilen paranın kooperatif kasasına girip girmediği, kooperatif tarafından kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise ne şekilde kullanıldığı, genel kurulda görüşülüp görüşülmediği, ödeme ya da ödemelerin gerçek bir ödemeyi yansıtıp ayrıca kooperatif anasözleşmesi getirtilmek suretiyle, amaç ve faaliyet konusuna ilişkin hükmü incelenerek, kooperatif ihtiyacının karşılanması için ne şekilde finansman sağlandığı üzerinde durulmalıdır.
Mahkemece açıklanan bu ilkeler doğrultusunda araştırma yapılıp uygun sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Öte yandan, 6100 sayılı HMK"nın 297/1-c maddesinde hükmün gerekçe bölümünün, 2. fıkrada ise hükmün sonuç bölümünün kapsayacağı hususlar düzenlenmiştir. Anılan 297/1-c maddesinde, hükmün, iki tarafın iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri de kapsaması gerektiği, 297/2. maddesinde ise, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, arasında çelişki bulunmaması gerekmektedir. Mahkeme kararının gerekçe bölümü ile hüküm sonucunun çelişkili olması, mahkeme kararlarının tereddüt doğurmayacak şekilde açık olması kuralına aykırılık oluşturur.
Somut olayda, asıl ve birleşen davada açıklanan ilkeler dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken, asıl davada, birleşen davada talep edilen tutarın mahsubu sonucu davanın kısmen kabulüne karar verilirken, birleşen davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı kooperatif temsilcilerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 06.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.