17. Hukuk Dairesi 2015/9723 E. , 2018/5010 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı ... şirketi ve ... Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, 05.02.2008 tarihinde, davalıların malik, sürücüsü ve trafik sigortacısı bulunduğu aracın müvekkiline çarparak yaralanmasına neden olduğunu, ... şirketi tarafından 17.02.2009 tarihinde 17.260,00 TL ödeme yapıldığını, ödemenin yetersiz olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın (davalı ... şirketi maddi tazminattan sorumlu olmak kaydı ile) kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, birleşen davada davalı ... şirketinden 5.000,00 TL geçici işgöremezlik ve 2.800,00 TL bakım ve tedavi gideri olmak üzere toplam 7.800,00 TL.nin davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 4.474,73 TL maddi tazminatın kaza tarihi 05/02/2008"den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, 12.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi 05/02/2008"den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ..."tan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı ... şirketi ve ... Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1086 sayılı HUMK.’nun 381.- 389. maddelerinde (6100 sayılı HMK m. 294 - 297), hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HUMK’nun 388. maddesinde (HMK m. 297/II); hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır.
Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur.
..."ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hükmün bulunması gerektiği açıktır.
Eldeki davada, asıl ve birleşen dosya bakımından denetime elverişli olacak şekilde ayrı ayrı karar verilip, yargılama gideri ve vekalet ücretlerinin her dava açısından ayrı ayrı hesaplanması gerektiği kuralına uyulmadığı gibi, hükmün gerekçe kısmında davacının işgöremezlik zararının 04.11.2014 tarihli bilirkişi raporunda 4.235,91 TL ve bakıcı giderinin 4.474,73 TL olarak belirlendiği, davacının % 11.0 (yüzde onbir) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin 05.02.2008 tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği, bu süre zarfında mesleğini ... edemeyeceği, davacı zararının 4.474,73 TL olduğu belirtilerek bu miktara karar verildiği, bu halde gerekçenin kendi içerisinde ve hüküm fıkrası ile de çeliştiği anlaşılmakta olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, hükmün re"sen BOZULMASINA; bozma neden ve şekline göre davalı ... vekili ve ... Başkanlığı vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ..."ye geri verilmesine 14.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.