20. Hukuk Dairesi 2016/14676 E. , 2017/1795 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davası sonunda, yerel mahkemece verilen direnme kararına ilişkin dava dosyası 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun geçici 4/1. maddesi uyarınca temyiz incelemesi yapılmak üzere Daireye gönderilmekle, dosyadaki kağıtlar okundu gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında... Köyü, Değirmen yanı mevkii 230 ada 4 parsel sayılı 3332,87 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğiyle önceden dava dışı 230 ada 1, 2, 3, 5, 6 ve 7 sayılı parseller ile bir bütün olarak atalarından intikalen ... zilyetliğindeyken ifraz ederek, parseli Murat Menemenli"ye sattığı, ancak, bu kişinin açık kimliği ve adresinin bilinemediği, parselin ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu edildiğinden söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir.
... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/842 Esasına kayıtlı dosyada, davacı ... tarafından davalı sıfatıyla Hazine, ... Yönetimi ve... Köyü Tüzel kişiliği aleyhine açılan tescil davasıyla...Efendi çocukları... mirasçıları ve mirasçılarından... mirasçıları terekesi mümessili Şahin Üye tarafından davalı sıfatıyla Hazine ve Köy Tüzel Kişiliği ile ... taraf gösterilerek, tescil davasına konu taşınmazın Temmuz 1969 tarih 63 ve 64 ile Şubat 1962 tarih ve 4 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığından, tapu maliki mirasçıları adına tescili istemiyle açtıkları, davalar birleştirildikten sonra, 3402 sayılı Kanunun 5 ve 27. maddeleri gereğince kadastro mahkemesine gönderilmiştir.
Mahkemece ..."nin davasının kabulüne, diğer davaların reddine ilişkin verilen karar, Hazine ve ... Yönetimi tarafından temyiz edilmiş ve Dairece bozulmuştur.
07.02.2012 tarih ve 2011/9867-1292 sayılı bozma kararında, bozma kapsamı dışındaki yönlerin incelenmediği belirtilerek özetle; “...davacılardan ...nin yargılama sırasında öldüğü anlaşıldığından, dava dilekçesi ve duruşma gününün adı geçenin tüm mirasçılarına yöntemince tebliğ edilerek, davacı sıfatıyla davayı takip etmeleri için kendilerine olanak tanınması ve bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması...” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan ve taraf teşkili sağlandıktan sonra, davacı ..."nin davasının kabulüne, diğer davacıların davasının reddine, çekişmeli 230 ada 4 sayılı parselin kadastro tesbit tutanağındaki niteliğiyle davacı ... adına tesciline karar verilmiş, hüküm, muteriz davacılar...mirasçıları ve arkadaşları vekili, davalı Hazine vekili ve davalı ... Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairenin 04.02.2014 gün ve 2013/9642 E.-2014/1464 K. sayılı ilamıyla Hazine ve ... Yönetimi vekillerinin temyiz itirazlarının reddine, davacılar ... mirasçıları ve arkadaşlarının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma kararında özetle "...Mahkemece yapılan inceleme, araştırma ve uygulamanın yetersiz olduğu, bu sebeple aynı mahiyette pek çok dava bulunduğundan bir klavuz dosya seçilerek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, ..., ziraat, jeolog ve fen bilirkişiler huzuruyla yeniden yapılacak keşifte davacıların tutundukları tapu kayıtlarının yöntemince uygulanması, en eski tarihli hava fotoğrafları, memleket haritaları, amenajman planları ve ... kadastro haritası ile kadastro paftası ve dayanılan tapu kayıtlarının sınırları ve yüzölçümüyle geçerli kapsamını gösteren bilirkişi krokisi ve haritası, fen ve uzman ... bilirkişiler eliyle yöntemince uygulanarak, tapu kaydının yüzölçümüyle kapsadığı alanlar içinde kalıp 4785 sayılı Kanun hükümlerine göre devletleştirilen ... alanlarının belirlenmesi, yüzölçümüyle geçerli kapsamı dışında kalan ... alanlarının, 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre zaten Devlet ormanı sayılması nedeniyle, devletleştirmeye ve iadeye konu edilemeyeceği gözetilmeli, Devletleşen ... alanları var ise, bu alanlarının yüzölçümü, tapu kayıtlarının yüzölçümünden düşüldükten sonra, artan bölümün tarım alanları ve yerleşim alanları için hüküm ifade edeceği, başka deyişle birbirlerine sınır olduğu ve toplam 14000 dönüm yüzölçümünde olduğu anlaşılan bu üç tapu kaydının yüzölçümüyle kapsadıkları alan içinde kalan ormanların devletleştirme kapsamında olduğu gözönünde bulundurularak, devletleştirilen ... alanının yüzölçümü, tapu kaydı miktarından düşüldükten sonra, kalan miktarın bir bütün halinde çiftliğin tapu kaydı kapsamındaki diğer araziler olabileceği düşünülerek muteriz davacıların tapu kayıtlarının kapsamının belirlenmesi, orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, aynı yörede dava konusu edilen taşınmazların konumunu çevre taşınmazlarla birlikte bu harita ve fotoğraflar üzerinde bir arada gösterecekleri, tapu kayıtlarının sınırları, yüzölçümü ile kapsadığı alanları ve Devletleştirilen ... alanlarını birlikte gösterir ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, kroki düzenlettirilmeli ve düzenlenen bu rapor ve krokiler aynı nitelikteki tüm dava dosyalarına konulmalı, uygulama ve değerlendirme sonucunda, dava konusu taşınmazın muteriz davacıların dayandığı tapu kaydı kapsamı içinde kaldığı belirlendiği takdirde; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme iddiasında bulunan davacı gerçek kişi ve katılan taraf ile tapu kaydına tutunan muteriz davacı tarafların tanıkları ve yerel bilirkişiler taşınmaz başında dinlenip, zilyetliğin kiracı ya da malik sıfatıyla olup olmadığı, Medenî Kanunun yürürlüğünden en az 10 yıl öncesine dayanan zilyetlik olup olmadığı, varsa zilyetliğin başlangıcının ne şekilde hatırlandığı veya kendilerine bu bilgilerin ne şekilde aktarıldığı sorulup, somut olaylara dayalı yeterli ve kesin yanıtlar alınması, tarafların dayandıkları deliller ile özellikle Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/333 E., 1994/51 K., ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 1960/104 E. 1961/25 K. sayılı kararları ile 1989/103 Esas sayılı dava dosyası krokilerinin uygulanması, Çiftlik ve tapu sahipleri tarafından sunulan kiralamaya ilişkin 1940 yılından sonra noterde düzenlenen taahhüt senetleri kendilerine okunarak, bu belgelerde söz edilen kişi ve taşınmazlar ile çekişmeli taşınmazın ve taşınmaza zilyet olanın ilgisinin olup olmadığı hususundaki bilgileri sorulmalı, bu deliller karşısında bazı dosyalarda davacı, bazılarında davalı durumunda olan köylülerin zilyetliğinin asli zilyetlik olup olmadığı değerlendirilmeli, Türkiye genelinde 1936-1937 yıllarında arazi ve bina vergi yazımı yapıldığından...,......) Köylerinde bu yıllarda vergiye kayıt edilen arazi ya da bina olup olmadığı Özel İdare Müdürlüğünden sorularak varsa getirtilip yerine uygulanması, bu köyde, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanan gerçek kişiler, bunların bayi yada murislerinin, o yıllara ait hiç vergi kaydı yoksa bunun nedeni araştırılmalı, 1926 yılından önce asli zilyet olan kişilerin 1936-1938 yıllarında sahip oldukları yerleri vergiye kayıt ettirmemiş olmalarının hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı, köylülerin vergi kayıtları olmayıp, çiftlik sahiplerinin vergi kayıtları olması halinde bu durumun köylülerin... Köyü arazilerine o yıllarda aslî zilyet olmadıklarının karinesi sayılıp sayılmayacağının tartışılması, çekişmeli taşınmazın muteriz davacılara ait tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığının veya anılan tapuların zilyet yararına hukuki değerini kaybettiğinin kabul edilmesi halinde dava konusu taşınmazın davacı ... yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlendiğinden davacı ... adına tescile karar verilmesi..” gerektiği belirtilmiştir.
Mahkemece; önceki kararda direnilmesine karar verilmiş, hüküm davacılar ... Mirasçıları, ..., ... ..., ... vekili, davalılar Hazine vekili ve ... Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1967 yılında yapılıp kesinleşen ... kadastrosu ile daha sonra dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2. madde uygulaması ve 1988 ila 1990 yılları arasında yapılıp 08.07.1991 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşmemiş olan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu, 2896 ve 3302 sayılı Kanunlar ile değişik 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece verilen karar usul ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; Dairede temyiz incelemesi yapılan ... Kadastro Mahkemesinin 13.04.2016 gün ve 2013/97 E-2016/22 K sayılı dava dosyasındaki belgelerden ve temyize konu dosya kapsamından; davacılardan ...’nun direnme kararından önce ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 04/05/2015 gün ve 2014/594-390 sayılı kararı ile akıl hastalığı sebebiyle kısıtlandığı ve kendisine oğlu ...’nun vasi atandığı, anılan kararın kesinleştiği, ancak davanın vasiye ihbar edilmediği, vasinin vesayet makamından husumet izni alması suretiyle davaya katılımı sağlanmadan karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 448. maddesinde, vasinin, vesayet altındaki kişiyi bütün hukuki işlemlerinde temsil edeceği; 462. maddesinin 8. bendinde de, vasinin, vesayet makamından izin almak koşuluyla kısıtlı adına dava açabileceği hususları düzenlenmiştir.
Değinilen düzenlemeler karşısında, hüküm tarihinden önce kısıtlanan ...’na tayin edilen vasiye davanın ihbar edilmesi, vasininde vesayet makamından izin alması halinde taraf sıfatını haiz olacağı açıktır. Dava ehliyeti, taraf sıfatı ve kanuni temsil 6100 sayılı HMK"nun 114. maddesi uyarınca dava şartı olup aynı kanunun 115/2 maddesi uyarıncada dava şartı eksikliğinin giderilmesi mümkündür. Hukuk Genel Kurulunun 03.03.1993 gün ve 773/82 sayılı kararında da, dava şartlarının davanın açıldığı tarihten hükmün kurulduğu tarihe kadar varlığını devam ettirmesinin temel kural olduğu açıkça vurgulanmıştır.
Mahkeme hakiminin, dava şartlarının mevcut olup olmadığını kendiliğinden (re"sen) araştırmak zorunda olması yanında, dava şartlarının yargılama sırasında tamamlanması halinde davanın esasına girerek sonuçlandırması gerekeceği kuşkusuzdur.
Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde düzenlenen “Hukukî Dinlenilme Hakkı” gereğince, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukukî dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve... Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir.
O halde davanın, davacılardan ..."na vasi atanan ...’na ihbar edilerek husumet izni alması suretiyle davaya katılımının sağlanması, delil ve belgelerinin istenmesi, ondan sonra işin esasının incelenmesi gerekirken anılan usuli eksiklik giderilmeden,
kısıtlının hukuki dinlenilme hakkı ve savunma hakkı ihlal edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Hazine vekili, ... Yönetimi vekili ile...Mirasçıları ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Dairenin 04.02.2014 gün ve 2013/9642-2014/1464K sayılı RED-BOZMA KARARININ KALDIRILMASINA, yerel mahkemenin hükmünün açıklanan nedenle değişik gerekçe ile BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde iadesine 02.03.2017 günü oybirliğiyle karar verildi.