Abaküs Yazılım
3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2020/11653
Karar No: 2021/1174
Karar Tarihi: 10.02.2021

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2020/11653 Esas 2021/1174 Karar Sayılı İlamı

3. Hukuk Dairesi         2020/11653 E.  ,  2021/1174 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

    Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü.

    Y A R G I T A Y K A R A R I

    Davacı; tarımsal sulama abonesi olduğunu, 2011/12. dönem gönderilen ve son ödeme tarihi 26/01/2012 olan faturadaki 13.652,93 TL meblağın bir kısmının gerçeği yansıtmadığını belirterek, borcun 6.000TL olduğunun tespitini talep etmiştir.
    Davalı; S fazına ait akım trafosunun oksitlenmiş olması nedeniyle sayacın 1/3 oranında eksik değer kaydettiğinin tespit edildiğini, bu nedenle ek tahakkuk yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
    Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, davacının 2011/12 döneme ait 05/01/2012 tarihli döneme ait fatura bedeli olan 5.957 TL borçlu olmadığının tespitine dair verilen karar, davalı tarafın temyizi üzerine Dairece verilen 10/03/2014 tarihli ve 2013/19836 Esas 2014/3644 Karar sayılı kararla; “Dosyadaki belgelerden; davaya konu faturanın 13.652.93 TL bedelli olduğu, 22/09/2011 tarihli sayaç ve ölçü devreleri tespit, değiştirme ve mühürleme tutanağında da S fazına ait akım trafosunun canlı ucu oksitlendiğinden dolayı sayacın 1/3 oranında eksik değer kaydettiğinin, düzeltilip mühürlendiğinin belirtildiği, mahkemece benimsenen elektrik mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan raporun Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 16. maddesinde yer alan sayaç ve kontrol ekipmanını düzenleyen ilkelere göre sonuca ulaşılmış olması nedeni ile hükme dayanak alınacak nitelikte bulunmadığı, uyuşmazlığın aynı yönetmeliğinin 20. maddesinde sayacın doğru tüketim kaydetmemesi hali başlığı altında yer alan ilkelere göre çözülmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuştur.
    Bozma ilamına uyan mahkemece; bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne, taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının 2011/12 dönem 05/01/2012 tarihli döneme ait fatura bedeli olan 7.652,93 TL borçlu olmadığının tespitine dair verilen karar; davalı tarafın temyizi üzerine Dairece verilen 14/06/2017 tarihli ve 2016/20436 Esas 2017/9988 Karar sayılı kararla;
    “1- Somut olayda, mahkemece verilen davacının 2011/12 döneme ait 05/01/2012 tarihli döneme ait fatura bedelinden 5.957,00 TL borçlu olmadığının tespitine ilişkin hükmün davalı tarafından temyizi üzerine, davacının ilk kararı temyiz etmemesi ve bozma kararına uyulması ile davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak doğduğu, kararın Dairemizce davalı lehine bozulmasına karar verilmesine ve bozmaya uyulmasına karşın önceki miktardan daha fazla 7.652,93 TL borçlu olmadığının tespitine hükmedilerek davalı yararına müktesep hakkın ihlal edilmesine sebebiyet verilmesinin isabetsiz olduğu,
    2- Bozma sonrası alınan bilirkişi raporunda kayıp kaçak ve sayaç okuma bedelinin hesaplamaya dahil edilmediği, ne var ki, uyuşmazlığın temyiz yolu ile Dairemize geldiği aşamada 17.06.2016 tarih 29745 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren geçmişe de etkili 6719 sayılı kanun ile ...’nın kanundaki yetkileri genişletilerek dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin maliyet unsuru kapsamına dahil edildiği, karar tarihinden sonra yürürlüğe girmiş bulunan bu yasa değişikliklerinin, yürürlük tarihi öncesi dönemde geçerli olan ... kararlarına dayanılarak alınmış olan ve dava konusu yapılan kayıp-kaçak ve sayaç okuma bedelleri ile ilgili olarak açılan ve halen devam eden davalarda da geçmişe etkili olacak şekilde (bu yasa değişikliği öncesinde açılan ve halen görülmekte olan davalar da) uygulanması gereken hükümler içerdiğinden, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu"nun 17., geçici 19. ile 20. maddelerinin, somut olaya etkisinin bulunup bulunmadığının mahkemece tartışılıp değerlendirilmesi” gerekçesiyle bozulmuştur.
    Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; davanın kısmen kabulüne, kısa kararda 2011/12.dönem faturasının 6.265,48 TL olduğunun tespitine, davacının 1.387,45 TL borçlu olmadığının tespitine, karar gerekçesinde faturanın 6.265,48 TL olduğunun tespitine ve davacının davalıya karşı 7.387,45 TL borçlu olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    1-Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
    Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
    Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
    Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 298/2. maddesinde de “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde özellikle düzenlenmiştir.
    Gerekçe-hüküm çelişkisi, 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına da aykırıdır.
    Somut olayda; hüküm kısmında, davacının 1.387,45 TL borçlu olmadığının tespitine, karar gerekçesinde ise, davacının davalıya karşı 7.387,45 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş; bu suretle de gerekçe ile hüküm arasında çelişkiye sebebiyet verilmesi, usul ve yasaya aykırıdır.
    2- Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir
    Dairece verilen ikinci bozma kararındaki, ilamı ile 17.06.2016 tarih 29745 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren geçmişe de etkili 6719 sayılı kanun ile EPDK’nın kanundaki yetkilerinin genişletilerek dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin maliyet unsuru kapsamına dahil edildiği belirtilerek 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu"nun 17., geçici 19. ile 20. maddelerinin, somut olaya etkisinin bulunup bulunmadığının tartışılıp değerlendirilmesi gereğine değinilmiş, mahkemece de bozma ilamına uyulmuştur.
    Ne var ki, hükme esas alınan 14.05.2018 tarihli bilirkişi heyeti raporunda 2011/12 döneme ait elektrik faturasının kayıp kaçak ve diğer bedeller dahil 7.293,18 TL olduğu, kayıp kaçak ve diğer bedeller dahil edilmeksizin yapılan hesaplamada ise faturanın 6.265,48 TL olduğu belirtilmesine ve mahkemece, geçmişe de etkili olacak şekilde yasa değişikliği olduğundan 6446 sayılı kanunun 17. 19 ve 20. maddeleri gereğince kayıp-kaçak ve sayaç okuma bedeli talep edileceğinin benimsenmesine rağmen, kayıp-kaçak ve diğer bedellerin dahil edilmediği 6.265,48 TL’lik miktar üzerinden hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
    3- Değinilmesi gereken bir diğer husus ise, davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hakka ilişkindir. 04/02/1959 tarih 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında vurgulandığı üzere; bozma kararına mahkemece uyulmuş olması taraflardan biri lehine usuli kazanılmış hak meydana getirir. Bu hakkı ne mahkeme ne de temyiz mahkemesi halele uğratabilir. Müktesep hakkın tanınması kamu düzeni düşüncesiyle kabul edilmiştir.
    Somut olayda, ilk hükümde mahkemece davacının 2011/12 döneme ait 05/01/2012 tarihli döneme ait fatura bedelinden 5.957 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş olup, davacı tarafından ilk kararın temyiz edilmemesi ve mahkemece, bozma kararına uyulması ile davalı taraf lehine ‘5.957 TL’ yönünden usuli kazanılmış hak doğmuştur. İlk hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce davalı lehine bozulmasına karar verilmesine ve bozmaya uyulmasına karşın hükmün gerekçe kısmında ilk hükmedilen miktardan daha fazla olan 7.387,45 TL borçlu olmadığının tespitine yer verilerek davalı yararına oluşan müktesep hakkın ihlal edilmesine sebebiyet verilmiştir.
    O halde; mahkemece, bozma ilamına uyulması ile birlikte davalı yararına usuli müktesep hak oluştuğu dikkate alınarak ve ilk hükmedilen fatura bedeli olan “5.957 TL” miktarın aşılamayacağı gözetilerek hükmüne uyulan bozma ilamı gereğince karar verilmesi gerekirken; müktesep hak ihlal edilerek davalının aleyhine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda birinci, ikinci ve üçüncü bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK’nın 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 10/02/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.







    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi