Abaküs Yazılım
19. Ceza Dairesi
Esas No: 2019/33070
Karar No: 2021/1715
Karar Tarihi: 17.02.2021

Yargıtay 19. Ceza Dairesi 2019/33070 Esas 2021/1715 Karar Sayılı İlamı

19. Ceza Dairesi         2019/33070 E.  ,  2021/1715 K.

    "İçtihat Metni"



    Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık ..."in, 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 16/1. maddesi uyarınca 80.000,00 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Üsküdar 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/05/2007 tarihli ve 2007/73 esas, 2007/367 sayılı kararını müteakip, 5941 sayılı Çek Kanunu yürürlüğe girdiğinden bahisle yapılan uyarlama yargılaması sonucu sanık hakkındaki önceki adli para cezasına ilişkin hükmün iptaline ve çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklanmasına ilişkin anılan Mahkemenin 11/01/2013 tarihli ve 2007/73 esas, 2007/367 sayılı ek kararı sonrası, sanığın çek hesabı açma yasağının kaldırılması talebinin reddine ilişkin adı geçen Mahkemenin 11/03/2019 tarihli ve 2007/73 esas, 2007/367 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine dair İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/04/2019 tarihli ve 2019/454 değişik iş sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanlığı"nın 16.09.2019 gün ve 11611 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.10.2019 gün ve KYB. 2019/93215 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
    Anılan ihbarnamede;
    Dosya kapsamına göre,
    1- 6273 sayılı Kanun"la değişik 5941 sayılı Kanun"un 6. maddesinde, "(1) Karşılıksız kalan çek bedelini, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticarî işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte tamamen ödeyen kişi hakkında; a) Soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına, b)Kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından davanın düşmesine, c)Mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra mahkeme tarafından hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına, karar verilir.(2) Şikâyetten vazgeçme hâlinde de birinci fıkra hükmü uygulanır. (3) Kişi, mahkûm olduğu adlî para cezası tamamen infaz edildikten veya bu cezayı ödemediği için hakkında hapis uygulanıp serbest bırakıldıktan itibaren üç yıl ve her hâlde yasağın konulduğu tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, hükmü veren mahkemeden çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasını isteyebilir; mahkemenin vereceği karara itiraz edebilir.," şeklinde yapılan düzenleme karşısında, somut olayda mahkemece 14/07/2007 tarihli ve 2007/73 esas, 2007/367 sayılı ilamı ile 6273 sayılı Kanun"la değişik 5941 sayılı Kanunda yapılan değişikliğin lehe hükümler içerdiğinden bahisle verilen adli para cezasının iptaline, çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklanmasına dair 11/01/2013 tarihli ek kararı ile verilen adli para cezasının infaz edildiğine dair bir kayıt olmadığı halde adli para cezasının iptal edilmesinde,
    2- Kabule göre de, sanığın mahkum olduğu infaza elverişli adli para cezası olmadığı gözetildiğinde çek hesabı düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklanmasına karar verilmesinde,
    İsabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla,
    Gereği görüşülüp düşünüldü:
    Sanık hakkında, 13.07.2006 keşide tarihli 550.000 YTL bedelli çekin aynı gün bankaya ibrazında karşılıksız çıkması nedeniyle 31.01.2007 tarihli iddianameyle 4814 sayılı kanunla değişik 3167 sayılı Kanuna aykırılık (karşılıksız çek keşide etmek) suçundan, yerel mahkemece ilk kez 14.05.2007 tarihinde; 3167 sayılı Kanun"un 16/1. maddesi uyarınca 80.000 TL adli para cezasına ve aynı Kanun"un 16/3. maddesi uyarınca 1 yıl süreyle bankalarda çek hesabı açmaktan yasaklanmasına karar verildiği, kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, hükmün temyiz incelemesi aşamasında; 20.12.2009 tarihinde 5941 sayılı Kanun"un yürürlüğe girdiği, 5941 sayılı Kanun"un 5/1. maddesine göre, suçun failinin artık çeki keşide edenler değil, çekin karşılıksız çıkmasına sebebiyet verenler olduğu, suça konu eylemin çekin karşılıksızdır işlemi yapmak olduğu, adı geçen Kanun"un geçiş hükümlerine göre de bu Kanun"dan önce suç işleyen sanığın 5941 sayılı Kanun geçici 2. maddesi gereği şikayetçi ile bir anlaşmaya varmadığı, ödeme için bir taahhütte bulunmadığı ve hükmün henüz infaz edilmediği, temyize konu edilen kararın Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 20.12.2010 tarihli, 2009/19023 E. 2010/28051 K. Sayılı düzeltilerek onama kararıyla kesinleştiği, kararın kesinleşmesini müteakip yerel mahkemece Merkez Bankası"na 1 yıl süreli yasaklama kararının gereğinin yapılması için müzekkere yazıldığı, ancak Merkez Bankası tarafından yasaklama müzekkere üzerine işlem yapılıp yapılmadığının dosya kapsamından anlaşılamadığı,
    Adli para cezasının infazına dair süreçte ise;
    İnfaz savcılığı tarafından, 28.11.2011 tarihinde, hükmü veren mahkemeden, TCK"nin 7. ve 5275 sayılı Kanun"un 98 ve 101. maddeleri gereği yeni yürürlüğe giren kanun hükümlerinin sanık lehine uyarlanmasının talep edildiği, yerel mahkemece 23.12.2011 tarihinde verilen ek kararla; yeni yürürlüğe giren 5941 sayılı Kanunda, eski halinde olduğu gibi verilecek cezanın aynı gün para cezası olacağının düzenlendiği, yasaklama kararının ise devamına hükmolunacağının yazıldığı, dolayısıyla yeniden bir hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verildiği, uyarlama kararına karşı temyiz yasa yolunun açık olduğunun hatırlatıldığı, bu karara karşı temyiz yoluna gidilmediğinden kararın kesinleştiği,
    03.02.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6273 sayılı Kanunla 5941 sayılı Kanun"un 5/1. maddesinde yapılan değişiklikle; sanığın eyleminin suç olmaktan çıkarılarak kabahate dönüştüğü, dolayısıyla 03.02.2012 tarihinden itibaren kabahat karşılığında sadece idari yaptırım kararı uygulanacağı, buna göre "çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişiler hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklama kararı" verileceğinin düzenlendiği, 5941 sayılı Kanun"a 6273 sayılı Kanunla eklenen geçici 3. maddesinin 6. fıkrasında ise;
    "...(6) Bu maddenin yayımı tarihinden önce verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararlarına ilişkin kayıtlar, 6 ncı maddede düzenlenen yasağın kaldırılmasına ilişkin şartlar oluşuncaya kadar Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasında tutulmaya devam olunur..." hükmünün eklendiği, dolayısıyla sanık hakkında önceden verilen yasakalama kararının da halen kayıtlarda tutulmaya devam edileceğinin Kanunda açıkça düzenleme altına alındığı,
    03.02.2012 ila 09.08.2016 tarihleri arasında (eylemin kabahat olarak kabul edildiği dönemde) 5941 sayılı Kanun"un "çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılması" başlıklı 6/3. maddesinde yer alan hükümde ise; "çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklılığa ilişkin (kabahat dolayısıyla idari yaptırım olarak hükmedilecek) kaydın girildiği tarihten itibaren her halde 10 yıl geçmesiyle TCMB tarafından re"sen silineceğinin" açıkça hüküm altına alındığı görülmektedir.
    Yerel Mahkemece, 6273 sayılı Kanun"un yürürlüğe girmesiyle yapılan ikinci uyarlama davasında ise; mahkemenin 14.05.2007 tarihli ve 2007/73E. 2007/367 K. Sayılı hükmündeki adli para cezasına dair kısmın iptaline, kabahatli hakkında 5941 sayılı Kanun"un (6273 sayılı Kanunla değişik) 5/1. maddesi uyarınca, (aynı çek nedeniyle önceden verilmiş 1 yıl süreli yasaklama kararı - cezaya ek güvenlik tedbiri varken) çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan (bu kez süresiz) yasaklanmasına, Merkez Bankası"na yasakalama kararı hakkında UYAP üzerinden bildirim yapılmasına, 11.01.2013 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesinde itirazı kabil olmak üzere karar verilmiştir. Bu karar da itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.
    Kanun yararına bozmaya konu yerel mahkeme kararında;
    Sanığın, hakkında verilen yasakalama kararının kaldırılmasına ilişkin 20.02.2019 tarihli talebi üzerine, yerel mahkemece bu kez 11.03.2019 tarihinde dosya üzerinden yapılan incelemede verilen ek kararla; 5941 sayılı Kanun"un 6/3. maddesine göre, sanığın ancak mahkum olduğu cezanın tamamen infazından üç yıl sonra veya her halde yasağın konulduğu tarihten itibaren 10 yıl geçmekle bu yasağın kaldırılmasını mahkemeden isteyebileceği, ancak adli para cezasına dair hükmün kesinleşme tarihinden sonra yapılan kanun değişikliği nedeniyle tamamen infaz edilemediği, Kanun"un eski ve yeni halinde öngörülen 10 yıllık sürenin ise hükmün kesinleştiği 10.12.2010 tarihinden başvuru ve karar tarihine kadar da dolmadığı anlaşıldığından bahisle talebin reddine karar verilmiştir. Ek karara yapılan itirazın da reddedildiği anlaşılmaktadır.
    Somut uyuşmazlığın çözümüne gelince;
    Sanık hakkında verilen ve 20.12.2010 tarihinde Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen ilk yasaklama kararına dair hüküm, suç dolayısıyla verilen cezanın fer"isi olup "güvenlik tedbiri" mahiyetinde bir hükümdür. Mahkemece yapılan uyarlama davasında 14.05.2007 tarihli asıl hükmün iptali / kaldırıldığı/ geçersiz kılındığı anlaşılmakla çek nedeniyle verilen ve Merkez Bankası"na bildirilen yasaklama kararı ise; süreli bir güvenlik tedbirinden süresiz bir idari tedbire dönüştürülmüştür.
    Yüksek Yargıtay"ın yerleşik uygulamalarına göre, TCK"nin 7. maddesi uyarınca lehe kanun değerlendirmesi, eski ve yeni Kanun hükümlerinin, hüküm tarihi itibarıyla verilecek bir kararda ayrı ayrı uygulanması sonucu hükmün tüm sonuçlarıyla birlikte değerlendirilmesi suretiyle yapılmalıdır. Uyarlama yargılaması yapılırken, eski Kanun"un sanık lehine olan bir kısmı ile yeni Kanun"un sanık lehine bir kısmı karıştırılıp uygulanamayacaktır.
    Uyarlama yargılaması sonucunda, sanığın eylemini kabahate dönüştüren 6273 sayılı Kanunla değişik 5941 sayılı Kanun"un 5/1. maddesinin daha lehe hükümler içerdiği şüphesizdir. Bu durumda, kabahatlinin eylemi karşılığında sadece yasaklama kararı verilecek, bu yasaklama kararı eskiden verilen (somut olayda 1 yıl süreli) yasaklama kararının tamamen infaz edilip edilmediğine bakılmaksızın uygulanacaktır.
    Somut uyuşmazlığa konu uyarlama yargılaması sonucunda; kabahat nedeniyle idari tedbir niteliğinde (süresiz) yasaklama kararı verildiği dönemde (03.02.2012 ila 09.08.2016 arası) 5941 sayılı Kanun"un 6/3. maddesi gereği, yasaklama kararının Merkez Bankası"nın kayıtlarına girdiği tarihten itibaren 10 yıl geçmekle düşeceği düzenlendiğinden, eskiden suç oluşturan eylem hakkında verilen süresiz yasakalama kararı isabetli şekilde verilmiştir.
    Öte yandan, 03.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren (suçu kabahate çeviren) 6273 sayılı Kanunla 5941 sayılı Kanun"a eklenen geçici 3. maddenin 6. fıkrasında da; bu Kanun"un yayımlanmasından önce çek hesabı açma yasağı karalarına ilişkin kayıtların yine aynı Kanun"un 6. maddesinde yazılı "yasağın kaldırılmasına ilişkin şartlar" oluşuncaya kadar tutulmasına devam edileceği yönündedir. Kanun"un 6. maddesindeki şartlar ise çek bedelinin temerrüt faizi ile birlikte tamamen ödenmesi, şikayetten vazgeçilmesi veya yasaklama kararının kayda girdiği tarihten itibaren her halde 10 yıl geçmesidir.
    Buna göre; itiraza bakmakla görevli merci tarafından, sanık hakkında aynı çek nedeniyle yerel mahkemece (24.02.2011 tarihinde) Merkez Bankası"na ilk bildirimin yapılması üzerine, yasaklama kararının Merkez Bankası"nın kayıtlarına girildiği tarihin başlangıç tarihi olarak belirlenmesi ve bunun üzerine 10 yıllık sürenin geçip geçmediğinin değerlendirilmesi gerekmekte olup başvuru ve hatta merci kararının verildiği tarihte dahi, yasaklama kararının Merkez Bankası"na bildirildiği tarihten (24.02.2011) itibaren 5941 sayılı Kanun"un 6. maddesinde öngörülen sürenin dolmadığı, bu sürenin dolmasıyla birlikte T.C. Merkez Bankası tarafından, aynı çek hakkında eskiden verilen 1 yıl süreli yasaklama kararının uygulanması tarihinden başlamak üzere toplamda 10 yıl geçmekle kayıtların re"sen kaldırılacağı, dolayısıyla merci tarafından verilen kararın isabetli olduğu anlaşılmakla,
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, 17.02.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.







    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi