3. Hukuk Dairesi 2016/21580 E. , 2018/8746 K.
"İçtihat Metni"......
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar; kendi adlarına kayıtlı olan......i mevkiinde bulunan 104 ada 14 ve 18 ile 107 ada 14 parsel sayılı taşınmazın bağ vasfında, 104 ada 7 ve 8 ile 107 ada 3 parsel sayılı taşınmazın ise tarla vasfında olup üzerinde badem, sumak ve üzüm asmalarının bulunduğunu, davalı şirketin sorumluğunda bulunan elektrik direğinden çıkan kıvılcım nedeniyle 29.06.2014 tarihinde yangın çıktığını, yangın neticesinde bağının, badem, sumak ve üzüm asmalarının tamamen yandığını, belirsiz alacak davalarının kabulü ile meydana gelen zararın tespiti ve olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 29.09.2015 tarihinde talebini 181.632,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı; davacının iddialarının asılsız olduğunu, yangının oluşumunda kusurun aidiyeti ve oranının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde saptanması için rapor alınması gerektiğini, şayet illiyet bağı oluşuyorsa kusur oranının belirlenmesi, dava konusu yerin kime ait olduğu ve kim tarafından ekildiğinin tespiti gerektiğini, işin esasına girilecekse kaçınılmazlık ilkesinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; 26.01.2016 tarihli ziraat bilirkişi raporunda, yangın sebebiyle oluşan net zarar miktarının 213.685,00 TL olarak belirlendiği, yangının havaların en sıcak olduğu olağanüstü hava şartlarında Haziran ayında meydana geldiği, elektrik hatlarının bakım ve onarımının düzenli olarak yapılmaması yanında kaçak elektrik kullanımının sürekli artması nedeniyle elektrik hatlarının fazla yüklenmesi, davacının muhtemel yangın olaylarına karşı gerekli tedbirleri almaması davalının kamu hizmeti gören bir kurum olduğu gözönüne alınarak B.K.nun 52/1.maddesi gereğince hesaplanan zarardan hatanın ağırlığına göre takdiren % 15 oranında indirim yapıldığı, davalı kurumun zarardan sorumlu olduğu miktarın 181.632,00 TL olarak tespit edildiği, taleple bağlılık ilkesi gereğince 181.632,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
.....
1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Bilindiği üzere zarar, malvarlığında meydana gelen bir azalmayı yani eksilmeyi ifade eder. Bu eksilme, mal varlığının zarar verici eylemin işlenmesi sonucu içine düştüğü durum ile bu eylem olmasa idi mal varlığının bulunacak olduğu durum arasındaki farktan ibarettir. Nitekim tazminatın amacı da, mal varlığındaki eksilmenin giderilmesi ve onun eski duruma getirilmesinin sağlanmasıdır. Bir başka ifadeyle, tazminat miktarı hiçbir zaman gerçek zararı aşmamalıdır.
Yerleşmiş Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere; meyveli ağaçların yaşamına son verilmesinden doğan zararın, bunların kaim değerinin tespiti suretiyle takdiri gerekmektedir. Bir ağacın kaim değerini bulmak için uygulanması gereken yöntem ise, ağaçların bulunduğu yerin ağaçlı değeri ile ağaçsız değeri arasındaki farkın tespiti ile bu farkın o yerde bulunan ağaç sayısına bölünmesi suretiyle gerçeğe en yakın zararın belirlenmesidir.
Somut olayda mahkemece hükme esas alınan ziraat bilirkişi raporu incelendiğinde, yukarıda açıklanan yöntem uygulanmadan raporda 20-22 yaşlarındaki 228 adet badem ağacının ve 20-22 yaşlarındaki 240, 105 ve 28 adet bağ teveğinde oluşan toplam zarar bedelinin 213.685,00 TL olduğu belirtilmiş ise de, belirlenen bu zarar miktarının yukarıda ifade edildiği şekilde hesaplanmadığı, söz konusu bağ tevekleri ve badem ağaçları için yapılmış olan hasat, nakliye, gübreleme vb. masraflarının denetime elverişli şekilde raporda değerlendirilmediği, bu şekli ile de söz konusu raporun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca mahkemece; yukarıda ifade edilen hususlar ve açıklamalar dikkate alınmak suretiyle, davaya konu edilen zararı net bir şekilde ortaya koyacak, yukarıda ifade edilen eksiklikleri giderir nitelik ve nicelikte alanında uzman ziraat bilirkişisinden rapor alınması suretiyle sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.09.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.....