Abaküs Yazılım
8. Hukuk Dairesi
Esas No: 2010/2632
Karar No: 2010/4230
Karar Tarihi: 21.09.2010

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2010/2632 Esas 2010/4230 Karar Sayılı İlamı

8. Hukuk Dairesi         2010/2632 E.  ,  2010/4230 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil

    Davacılar-karşı davalılar ... ve ... ile davalılar-karşı davacılar ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ...Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 13.05.2009 gün ve 237/227 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay"ca incelenmesi davacılar-karşı davalılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.09.2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacılar-karşı davalılar vekili Avukat ... geldi. Karşı taraftan kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Davacılar; dava dilekçesinde ada ve parsel numaralarını yazdıkları taşınmazların öncesinin kök miras bırakanları ...’tan gelme olduğunu ve ...’un tüm bu taşınmazlarını 21.11.1966 tarihli senet uyarınca kendilerine devir ve teslim ettiğini, o tarihten günümüze kadar da tüm taşınmazların kendilerinin tasarrufu altında bulunduğunu, kadastro tespitleri sırasında kök miras bırakanın yaptığı bu devrin dikkate alınmaması nedeniyle yapılan tüm tespit ve tescillerin hatalı bulunduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazlara ait, davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile taşınmazların adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
    Bir kısım davalılar ile yine bir kısım davalılar vekili ise; dava konusu taşınmazların kök miras bırakan ... tarafından davacılara devredildiğine ilişkin iddianın doğru olmadığını,davacı tarafın dayanağını oluşturan senedin miras bırakanın ölümünden sonra davacılar tarafından düzenlendiğini, geçerli bir senet niteliğini taşımadığını, kaldı ki, zamanaşımı süresinin de dolmuş bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istediklerini savunmuşlardır.
    Bir kısım davalılar ise; yargılama oturumlarına katılmamışlardır.
    Yargılama sırasında, davalılardan ... ve müşterekleri, vekilleri vasıtasıyla verdikleri 25.10.2004 hakim havale tarihli karşı dava dilekçesinde; davacılar tarafından dosyaya sunulan 21.11.1966 tarihli senedin sahte olduğunu belirterek iptaline karar verilmesini istemişlerdir.
    Mahkemece, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin asıl davanın reddine; senet iptali isteğine ilişkin bulunan karşı davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar- karşı davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava konusu taşınmazların öncesinin tapusuz olduğu ve 5.1.1983 tarihinde ölen kök miras bırakan ...’a ait bulunduğu yolunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu olan taşınmazların kök miras bırakan tarafından davacılara devredilip devredilmediği ve eğer devredilmiş ise, bu devrin hukuki sonuç doğuracak geçerli bir devir olup olmadığına ilişkindir. Davacılar, görülmekte olan davada 21.11.1966 tarihli senet yanında tanık beyanları ile diğer her türlü yasal delile dayanmışlar ve vekilleri vasıtasıyla verdikleri 22.7.2003 tarihli tanık listesi uyarınca da dinlenmesini istedikleri tanıklarının isimlerini mahkemeye bildirmişlerdir. Dava konusu taşınmazların öncesi tapusuz olduğuna göre; davacı tarafın “devir” iddiasını her türlü delille kanıtlanmasının mümkün bulunduğu hususunda duraksamamak gerekir. TMK.nun 763. maddesi uyarınca tapusuz taşınmazların mülkiyeti; yapılan satış, devir ve teslimle alıcısına geçer. Ne var ki, mahkemece yerinde keşif yapılmamış ve davacı tarafın iddiasını kanıtlamak için bildirdiği tanıklar dinlenmemiştir. Davacı tarafın bildirdiği tanıkların dinlenmesinden vazgeçtiklerine ilişkin bir beyanları bulunmamaktadır. Davacılar vekili tarafından liste ile bildirilen tanıklarının dinlenilmemesi iddia ve savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir. 1982 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 36. maddesi gereğince; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir” denilmektedir. O halde iddia ve savunma hakkının kısıtlanmaması anayasal bir zorunluluk olup, buna uyulması gerekir. Bu nedenle tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda bildirdikleri tüm delillerin eksiksiz bir biçimde toplanmasından sonra yerel bilirkişi ve taraflarca bildirilen tanıklar aracılığı ile taşınmazlar başında keşif yapılması için davacı tarafa süre ve imkan tanınması, yerel bilirkişi ve tanıkların HUMK.nun 258 ve 259. maddeleri hükmü uyarınca keşif yerinde hazır bulunmak üzere davetiye ile çağrılmaları ve dinlenmeleri, dava konusu taşınmazların öncesinin ne olduğu ve kime ait bulunduğu, kimden kime ne sebep ve şekilde kaldığı, taşınmazların kim ve kimler tarafından hangi nedenle ve ne zamandan beri tasarruf edildiği, tarafların dayanaklarını oluşturan kayıt ve belgelerin dava konusu taşınmazlara ait olup olmadığı hususlarının kendilerinden ayrıntılı olarak sorulup belirlenmesi, beyanları arasında aykırılık çıktığı takdirde aynı kanunun 265.maddesi hükmü dikkate alınarak aykırılığın giderilmesine çalışılması, ondan sonra iddia ve savunma çerçevesinde tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm tesis edilmesi gerekir. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm verilemez.
    Davacılar- karşı davalılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına; Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 750 TL avukatlık ücretinin davalılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacılara verilmesine ve 15,60 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 21.09.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi