3. Hukuk Dairesi 2018/3528 E. , 2018/9170 K.
"İçtihat Metni".....
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar; davalıların mirasçılıklarını ketmederek sadece kendilerini mirasçı gösterip veraset ilamı alarak kök murisin menkul mallarını paylaştıklarını, taşınmazlarını 3.şahıslara kiraya verdiklerini ve sattıklarını, sonrasında veraset ilamının dava yoluyla iptal edildiğini böylece kendilerinin de mirasçı olduğu hususunun kesinleştiğini, buna rağmen paylarının verilmediğini beyan ederek alacaklarının tahsilini talep ve dava etmişlerdir.
Davalılar; davacıların dava haklarının zamanaşımına uğradığını,.....2000/925 Esas sayılı dosyası ile açılan ve reddine karar verilen davanın tereke davası olduğunu, bu nedenle davacıların terekedeki menkul mallara ilişkin alacaklarının bulunmadığını ve faiz istemelerinin hakkaniyete aykırı olduğunu, ......bulunan yazlığın davacıların bu davasından bihaber olarak satıldığını, herhangi bir iptal veya tenkis davası açılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini dilemişlerdir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz 25.02.2010 tarih ve 2010/54 Esas, 2010/3074 Karar sayılı ilamı ile "... Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın 3.şahsa davalılarca satıldığı tarihteki (1997) rayiç değeri belirlenmiş mahkemece de bu değer üzerinden davacılar payının tahsiline karar verilmiştir. Oysa davalıların sebepsiz zenginleştikleri sabit olup, taşınmazın satış tarihindeki rayiç değerinin iş bu dava tarihine kadar denkleştirici adalet ilkelerine uygun şekilde uyarlanarak bulunacak miktar baz alınarak davacılar payının belirlenip tahsiline karar verilmesi gerekir. Mahkemece bu husus değerlendirilip bilirkişiden ek rapor alınıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik incelemeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
-2-
Kabule göre de bilirkişi tarafından paylaşıma esas menkul malların değeri 879.500 TL olarak belirlendiği ve davacılar toplam payının 6/20 olduğu halde paydan az olacak şekilde alacağa hükmedilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş; davalılar vekilinin kararın düzeltilmesi talebi ise Dairemizin 14.02.2011 tarih ve 2010/20512 Esas, 2011/1771 Karar sayılı ilamı ile reddedilmiştir.
Mahkemece; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile murise ait menkul mallardan ve gayrimenkulden olmak üzere toplam 6.095,56 TL’nin davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine,....... taşınmazla ilgili talebin reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre, davacıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Denkleştirici adalet ilkesi, haklı bir sebebe dayanmadan başkasının mal varlığından istifade ederek, kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğünü ifade eder.
Bu bakımdan, sebepsiz zenginleşmeye konu alacağın iadesine karar verilirken, taşınmazın satış bedelinin alım gücünün ilk ödeme günündeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi gerekir. Bu güncelleme yapılırken, güncellemeye esas alınan somut veriler tek tek uygulanarak, dava tarihine kadar paranın ulaştığı değer her bir dönem için hesaplanmalı, sonra bunların ortalaması alınmalıdır.
Satım bedelinin iade tarihindeki ulaştığı değer belirlenirken paranın çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün enflasyon, ÜFE-TÜFE artış oranları, faiz, altın, işçi ücretlerindeki artış ve döviz kurlarındaki artış vs. ortalamaları göz önünde tutulmalıdır.
Mahkemece; alınan satış bedelinin, dava tarihi itibariyle (çeşitli ekonomik etkenlerin ÜFE-TÜFE artış oranları, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar ve benzeri ekonomik göstergelerin ortalamaları alınmak suretiyle) ulaşacağı alım gücü, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde, uzman bilirkişi heyetinden denetime elverişli rapor alınmak suretiyle belirlenmeli; bu yolla belirlenecek miktara hükmedilmelidir.
Somut olayda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, taşınmazın satış tarihindeki rayiç değeri iş bu dava tarihine kadar denkleştirici adalet ilkelerine göre uyarlanırken, ekonomik göstergelere göre ortalama bir katsayı belirlenmiş ve taşınmazın satış tarihindeki rayiç değerinin bu katsayı ile çarpılması ile sonuca ulaşılmıştır. Rapor, bu haliyle hüküm vermeye elverişli değildir.
O halde; mahkemece, uzman bilirkişi heyetinden, taşınmazın satış tarihindeki rayiç değerinin iş bu dava tarihinde ulaşacağı alım gücü; çeşitli ekonomik etkenler (enflasyon, ÜFE, TÜFE, faiz, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs olmak üzere en az 5 etken) tek tek uygulanarak, dava tarihine kadar paranın ulaştığı değer her bir dönem için ayrı ayrı hesaplanıp sonra bunların ortalaması alınmak suretiyle belirlenmesi istenerek, bu yöntemle belirlenecek miktara hükmedilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
../...
-2-
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenle davacıların sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK"nun 428. maddesi gereğince davacılar yarına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.09.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.
....