21. Hukuk Dairesi 2016/2813 E. , 2016/2551 K.
"İçtihat Metni"
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1996-2006 yılları arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 1997-Temmuz/2006 tarihleri arası eksik bildirilen sürelerin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı olduğu şekilde istemin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve inceleme sonucu varılmıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa"nın 79. ve 5510 sayılı Yasa"nın 86/8. maddeleri gereği bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay"ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır.Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilmeyen sigortalılar, çalışmalarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse bu çalışmaların Kurumca dikkate alınacağı belirtilmiştir. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı, kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de, çalışmanın konusu, niteliği, başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı adına 21/01/1999 tarihli işe giriş bildirgesinin davalı tarafından Kuruma verildiği, yine 21/01/1999-15/07/2006 tarihleri arası kısmi bildirim yapıldığı, davacının 1997 yılı Şubat ve Mayıs aylarında yapılan portör muayenelerinde garson olduğunun belirtildiği, davacı ile davalı işveren arasında 08/08/2003 tarihinde 3 yıllığına mesul müdür sözleşmesi düzenlendiği ve bu sözleşmenin valilik ve emniyet müdürlüğüne ibraz edildiği, komşu işyeri tanıgı ile bildirimleri kısmi olan bordro tanıklarının fiili çalışmayı doğruladıkları anlaşılmaktadır.
Somut olayda, her ne kadar komşu işyeri tanığı ile bildirimleri kısmi olan bordro tanıkları davacının çalıştığını belirtmişler ise de, hizmet tespiti davaları kamu düzeniyle ilgili olup, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerekmektedir. Bu nedenle öncelikle uyuşmazlık konusu dönemi kapsayacak şekilde bordro tanıkları tespit edilip beyanlarının alınması gerekmektedir. Bordro tanığı bulunamaz veya beyanları yeterli olmaz ise, o zaman komşu işyeri tanıklarının tespit edilip beyanlarının alınması gerekmektedir. Bu nedenle uyuşmazlık konusu dönemi kapsayacak şekilde dönem bordroları getirtilmeden ve bordro tanıkları resen tespit edilip beyanları alınmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; öncelikle uyuşmazlık konusu dönemi kapsayacak şekilde Kurumdan dönem bordrolarını getirtmek, bordro tanıklarını resen tespit edip dinlemek ve davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenelerden R.. K.."a iadesine
22/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.