11. Ceza Dairesi 2016/9261 E. , 2017/1057 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek
HÜKÜM : Mahkumiyet
1- 5237 sayılı TCK"nun 204/1. maddesindeki resmi belgede sahtecilik suçunun oluşması için belgenin sahte olarak düzenlenmesi, başkasını aldatacak şekilde değiştirilmesi veya sahte olarak düzenlenen belgenin kullanılması eylemlerinden birisinin gerçekleştirilmesinin yanı sıra sahte belgenin hukuki sonuç doğurmaya elverişli olması da gerekeceğinden; sanıkların suça konu motor numarasını değiştirmesi eyleminde, araç üzerinde takılı bulunmayan araç motorunun mevcut hali ile hukuki sonuç doğurmaya elverişli olmadığı, yüklenen eylemin resmi belgede sahtecilik suçunun hazırlık hareketleri niteliğinde kabul edilebileceği, bu itibarla yasada tanımını bulan seçimlik hareketlerin herhangi birisinin somut olayda gerçekleşmediği ve resmi belgede sahtecilik suçunun unsurlarının oluşmadığı, yine resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçu ile ilgili olarak araç üzerinde takılı olmayan suça konu şase numarası silinmiş karoser parçasının da tek başına hukuki sonuç doğurmaya elverişli olmadığından resmi belge olarak kabul edilemeyeceği bu nedenle TCK"nun 205. maddesindeki suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, anılan suçlardan sanıkların beraati yerine mahkumiyetlerine karar verilmesi,
2- Sanıkların ... sayılı plakanın sahte olarak düzenlediklerinin iddia ve kabul edildiği olayda, sanık ...’in aşamalarda plakanın sahte olmadığını, bu plakaya ait aracın ...’e ait olduğunu, olay ortaya çıkınca da aracı ... isimli şahıstan satın aldığını, plakanın takılı olduğu aracın 1990 model olduğunu ve o tarihten itibaren hep bu plakanın kullanıldığını, o tarihlerde plakaların hepsinin Ankara’da basıldığını, basım yerinden sorulduğunda gerçek olduğunu ortaya çıkacağını savunması, Samsun Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 20/03/2014 tarih, İZ-2014/94 sayılı raporunda plakanın orjinal olup olmadığı yönünde kesin bir görüş belirtilemediğinin, konunun bir de basım işlemini gerçekleştiren kuruluştan sorulması gerektiğinin belirtilmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenebilmesi bakımından; sanığın ibraz ettiği ...plakalı araca ait trafik ve tescil belgelerinin gerçek olup olmadığının tespiti ile, hangi tarihte kimin üzerine tescil edildiği ve daha sonra kimlere devredildiğinin araştırılması ve savunmasında belirttiği kişilerin olayla ilgili beyanlarının alınması, 1990 tarihinde plakaların nerede basıldığı ve o tarihte basımı gerçekleştiren yerde suça konu plakanın düzenlenip düzenlenmediğinin sorulması, suça konu plakanın sanığın sunduğu trafik ve tescil belgeleri ile araca ait olduğunun tespiti halinde suç kastının bulunup bulunmadığının tartışılmasından sonra toplanan deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun tespit ve tayini gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- Sanık ...’un suçlamaları kabul etmeyerek olaylarla bir ilgisinin bulunmadığını savunması, diğer sanığında, sanık ...’un daimi işçisi olmadığını sadece 3-4 gün yanında çalıştığını, olaylarla pek bir bilgisinin bulunmadığını beyan etmesi, sanık ...’un suça konu eylemleri gerçekleştirdiğine ilişkin bir bulgunun da olmaması karşısında, yüklenen suçlara bilerek iştirak ettiğine dair delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde tartışılıp gösterilmeden, dosya kapsamına uymayan yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyet hükmü tesis edilmesi,
4-Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2013 gün 2013/8-151/304 sayılı ilamında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması gerektiği ve tekerrüre esas gösterilen sanığın Edirne 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 17/12/2008 tarih, 2008/368 esas, 2008/936 karar sayılı ilamının hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin olduğu ve 5237 sayılı TCK"nun tekerrüre ilişkin 58. maddesinin uygulanmayacağı ve tek ilamın tekerrüre esas alınabileceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi yasaya aykırı,
5-5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 16.02.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.