Abaküs Yazılım
11. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/676
Karar No: 2018/8010

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2017/676 Esas 2018/8010 Karar Sayılı İlamı

11. Hukuk Dairesi         2017/676 E.  ,  2018/8010 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

    Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 04/10/2016 tarih ve 2016/279 E - 2016/769 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin reddine dair ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 20/12/2016 tarih ve 2016/26-2016/23 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olup, duruşma için belirlenen 18/12/2018 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
    Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın ... Şubesinden ticari krediler kullandığını, finansal yapısında ve kredi ödemelerinde herhangi bir aksaklık bulunmamasına rağmen 29.08.2009 tarihinde müvekkil firma yetkilisinin davalı banka şubesinin görüşme talebini reddi üzerine bu durumun banka yöneticileri tarafından kişisel husumet sebebi olarak algılandığını, bu nedenle 01.09.2009 tarihinde kredi sözleşmesi ekinde verilen senedin hukuka aykırı olarak doldurulup, protesto edilmek suretiyle müvekkili aleyhine icra takibine başlanıldığını, davalı banka şubesinden kullanılan kredilere ilişkin hesaplar kat edilerek kat ihtarı gönderildiğini ve müvekkiline tebliğ edilmeden icra takibine girişilerek taşınmaz ve araçları üzerine haciz konulduğunu, bu durumun müvekkilinin iş yapmasını imkansız hale getirerek iflas noktasına gelmesine sebebiyet verdiğini, davalının haksız olarak kredi hesaplarını kat etmesi, ödeme yapmak için 24 saat gibi makul olmayan bir süre tanıması, iki ihtar yerine tek ihtar ile yetinmesi, kredi teminatı olarak verilen senedin doldurulup icra takibine konu edilmesi ile müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğratıldığını ileri sürerek, 50.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminatın ticari faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
    Davalı vekili, davacının iddialarının yerinde olmadığını, bankacılık mevzuatında ihtar hususunda bir düzenleme bulunmadığını, davacının basiretli tacir gibi davranmaması nedeniyle finansal durumunda aksaklıklar yaşadığını, müvekkilince bu süreçte davacıya yeterli kolaylığın sağlanıldığını, ancak davacının bu finansal sorunları aşamaması ve çeklerinin karşılıksız kalması nedeniyle taraflar arasındaki kredi sözleşmesine uygun olarak hesabın kat edilerek takip başlatıldığını, davacının daha sonrasında açtığı iflas erteleme davasında verilen tedbir kararı ile takiplerin durduğunu, müvekkilinin davacıyı zarara uğratacak bir eyleminin bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.
    İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesinin 35. m. uyarınca davacı çeklerinin karşılıksız kalması üzerine hesabın kat edilerek, sözleşme uyarınca verilen senedin proteto edilip kanuni yollara başvurulduğu, davalı bankanın sözleşme hükümleri uyarınca yaptığı işlemlerin ve yasal yollara başvurmasının TMK"nın 2. maddesine aykırılık teşkil etmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
    Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
    ... Bölge Adliye Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda, taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin feshi ve fesih uyarınca yasal yollara başvurulmasından ibaret davalı eylemlerinin davacının kişilik haklarına zarar verdiğinden söz edilemeyeceğinden davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesine ilişkin mahkeme kararında usul ve esas yönünden bir isabetsizlik görülmediği, taraflar arasında yapılan sözleşmelerde yer alan hükümler uyarınca davalının kredi sözleşmelerinin feshi ve icra takibine başlaması yönünden sözleşmeye aykırı bir husus bulunmadığı ancak, bu hakkın ticari dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılması gerektiği, fesih tarihi öncesinde davacı tarafından keşide edilen çeklerden, 27.08.2008 tarihinde 68.030,00 TL bedelli çek ile 31.8.2008 tarihinde toplam 250.017,00 TL bedelli 9 adet çekinin karşılıksız çıktığı, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/366 esas sayılı dosyasında açılan iflas erteleme talepli davada verilen 1. üç aylık kayyım raporunda davacı şirketin 2009 yılı Mart ayından itibaren Finansbank ... Şubesi ile aralarındaki ticari ilişkilerden ve yapmış olduğu işler nedeniyle hak edişlerini zamanında tahsil edememesinden kaynaklanan nakit sıkıntısı çektiğinin belirtildiği, davalı bankanın hak edişlerin yatırıldığı banka olması ve diğer bankalar ile ilişkileri sebebiyle davacının bu durumundan haberdar olduğu, o halde finansal risk nedeniyle kullandırdığı kredilerin geri dönüşünden endişe eden davalı bankanın kredi sözleşmesi uyarınca tarafına tanınan yetkileri kullanmasından daha doğal bir yol duşünülemeyeceği, kaldı ki davacı şirketin tacir olup, basiretli davranma yükümlülüğü altında olduğu, kredi sözleşmelerinde yer alan hükümleri kabul etmiş ve bu hükümlerin sonuçlarını da öngördüğü, hakkında yürütülen icra takibine karşı yasal yollara da başvurmadığı, tüm bunların yanı sıra davalı tarafından sözleşmenin feshi ve akabinde yapılan icra takipleri sonrasında iflas erteleme istemiyle dava açıldığı, bu dava nedeniyle davacı hakkında yürütülen takiplerin durdurulduğu, konulan hacizlerin fek edildiği, taraflar arasında borcun tasfiyesine ilişkin ödeme planı yapıldığı, iflas erteleme istemiyle davacı tarafından açılan davanın, davacının borca batık olduğunun ispat edilememesi nedeniyle 23.11.2014 tarihinde reddine karar verildiği, davalı banka müdürünün şahsi husumeti nedeniyle kredi hesaplarını kat ettiğine ilişkin davacı iddialarının kanıtlanamadığı, davalının sözleşmeyle kendisine tanınan hak ve yetkileri kullanılmasının TMK"nın 2. maddesine aykırılık teşkil etmediği, aksinin kabulünde dahi davacının ekonomik durumunun bozulmasına davalı bankanın eylemlerinin sebebiyet verdiğinin ve bu eylemler uyarınca iddia edilen zararların oluştuğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK"nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
    SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK"nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK"nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 1.630 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 18/12/2018 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.











    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi