14. Hukuk Dairesi 2016/15027 E. , 2017/4610 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.08.2010 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.05.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, tarafların müştereken ve iştirak halinde malik oldukları 6 adet taşınmaz üzerindeki ortaklığın aynen taksim, olmadığı taktirde satış yoluyla giderilmesini talep etmiştir.
Bir kısım davalılar, bilirkişi raporlarında aleyhe olan hususları kabul etmediklerini beyan etmişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ile ortaklığın satış yoluyla giderilmesine dair verilen kararın davacılar ve bir kısım davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 30.10.2013 tarihli 2013/11926 Esas 2013/13515 Karar sayılı ilamı ile bir kısım tapu maliklerinin tapu kayıtlarında kimlik bilgilerinin yanlış yazıldığı anlaşıldığından tapu kayıtları ile nüfus kayıtları arasındaki çelişkinin giderilerek gerekli düzeltmelerin yapılması, bir kısım paydaşların da davada yer almadıkları anlaşıldığından sağ olmaları halinde davaya katılımlarının sağlanması, ölmüş olmaları halinde mirasçılık belgelerinin temin edilerek mirasçılarının davaya dahil edilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davalı vekilinin dava konusu 616, 617, 618 ve 641 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin dava konusu 500 ve 642 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Dairemizin 30.10.2013 tarihli bozma ilamı doğrultusunda, dava konusu 500 ve 642 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıt maliklerinden ... tapu kaydında Boz olarak geçen soyadlarının nüfus kayıtlarına uygun şekilde... olarak geçen baba adlarının da ... olarak düzeltilmesi için açılan davada, Mersin 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 04.12.2014 tarihli 2014/511 Esas, 1358 sayılı Kararıyla tapu kayıtlarının nüfus kayıtlarına uygun şekilde düzeltilmesine karar verilmiş; ancak, anılan mahkeme kararının tapuda infaz edilmediği anlaşılmıştır. Ayrıca, bozma ilamında, 500 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında baba adlarının düzeltilmesi gerektiği belirtilen tapu kayıt malikleri ...ve ..."nun satış suretiyle pay temliki ve birleştirme işlemleri sonucu artık bu taşınmazda paylarının kalmadığı anlaşılmakta ise de Mahir Baysal"ın halen paydaşlardan biri olup tapu kaydında baba adının halen Hüseyin olarak geçtiği görülmektedir.
Bu durumda mahkemece, 642 parsel sayılı taşınmaz yönünden tapu kaydında düzeltme yapılmasına dair yukarıda belirtilen mahkeme kararının tapuda infaz edilerek gerekli düzeltmenin yapılması, 500 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise tapu kayıt maliki... tapu kaydında Hüseyin olarak geçen baba adının ... olarak düzeltilmesi için idari yola başvurmak, bunun mümkün olmaması halinde ise dava açmak üzere davacılar vekiline yetki ve uygun bir süre verilerek tapu kayıtlarının nüfus kayıtlarına uygun hale getirilmesi sağlandıktan sonra davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan, paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%...) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Somut olaya gelince; davalı ... yargılama sırasında dava konusu 500 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının kendisine ait olduğunu, tüm paydaşların da bu hususu kabul ettiklerini iddia etmiş ve hükmü de bu yönden temyiz etmiştir. Davacılar vekili ise temyize cevap dilekçesinde, davalının muhdesat iddiasını kabul etmediklerini, müvekkillerinin 500 parsel üzerindeki zeytin ağaçlarının adı geçen davalıya ait olduğu yönünde kabul beyanlarının bulunmadığını belirtmiştir.
Bu durumda mahkemece, muhdesatın adı geçen davalıya ait olduğu hususunda tarafların ittifak edip etmedikleri üzerinde durularak ittifak etmiyorlarsa bu konuda muhdesat iddiasında bulunan davalıya dava açmak üzere süre verilmesi ve dava açıldığı takdirde sonucunun beklenmesi, daha sonra gerekirse bilirkişiden ek rapor alınarak dava konusu 500 parsel sayılı taşınmazın tespit edilen toplam değerinin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiğinin yüzdelik oran kurulmak suretiyle belirlenmesi ve anılan parselin satış bedelinin bu oran uyarınca paydaşlara dağıtılması gerekirken bu hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiş, bu nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin dava konusu 616, 617, 618 ve 641 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, onanan kısım için taşınmaz malın satış bedelinden payına düşecek paranın % 011,38 oranında hesaplanacak onama harcından peşin alınan 29,20 TL’nin mahsubu ile bakiyesinin temyiz edene yükletilmesine, (2) numaralı bent uyarınca davalı vekilinin dava konusu 642 ve 500 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
01.06.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.