
Esas No: 2007/10-653
Karar No: 2007/718
Karar Tarihi: 03.10.2007
Prim Alacağı - Prim Tevfikatı - Tam Sigortalılık - Tespit Davası - Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2007/10-653 Esas 2007/718 Karar Sayılı İlamı
Hukuk Genel Kurulu 2007/10-653 E., 2007/718 K.
Hukuk Genel Kurulu 2007/10-653 E., 2007/718 K.
- PRİM ALACAĞI
- PRİM TEVFİKATI
- TAM SİGORTALILIK
- TESPİT DAVASI
- 506 S. SOSYAL SİGORTALAR KANUNU(MÜLGA) [ Madde 79 ]
- 2926 S. TARIMDA KENDİ ADINA VE HESABINA ÇALIŞANLAR SOSY... [ Madde 7 ]
- 2926 S. TARIMDA KENDİ ADINA VE HESABINA ÇALIŞANLAR SOSY... [ Madde 2 ]
- 2926 S. TARIMDA KENDİ ADINA VE HESABINA ÇALIŞANLAR SOSY... [ Madde 36 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki "tesbit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Konya İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 08.11.2006 gün ve 1197-1237 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 22.01.2007 gün ve 17641-223 sayılı ilamı ile,
(...Davacının, 01.9.1985 tarihinde başlayan 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalılığı, besicilik faaliyetine dayalı vergi kaydı nedeniyle, 1479 sayılı Yasaya tabi ve taraflar arasında çekişmesiz durumdaki, 12.3.1987-31.12.1988 dönemi zorunlu sigortalılığı uyarınca kesintiye uğramış; yirmi ayı aşan 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılık sona erdikten sonra, davacının 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalılığını sürdürme konusundaki iradesini ortaya koyacak herhangi bir başvurusu bulunmadığı gibi, ürün bedellerinden ilk kesintinin yapıldığı 22.4.1996 tarihine kadarki dönemde, başkaca prim ödemesi de olmamıştır.
1479 sayılı Yasaya tabi zorunlu sigortalılığı nedeniyle tarımsal faaliyetine uzunca bir süre ara veren davacı, yeniden Tarım Bağ-Kur sigortalısı olma yönündeki iradesini, teslim ettiği ürün bedellerinden yapılan kesintiyle ortaya koyduğu halde, ara verdiği dönemde, diğer bir anlatımla, sigortalılık koşulları yönünden herhangi bir edimde bulunmadığı 01.01.1989 - 01.5.1996 tarihleri arasındaki süre yönünden, 2926 sayılı Yasa hükümlerine aykırı olarak, geçmişe dönük sigortalılık süresi tespitine yol açan yaklaşımla hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...( gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece; davacının, kendi ad ve hesabına tarımla uğraştığı, sattığı ürünlerden prim tevkifatının yapıldığı, tarım sigortalılığının mecburi olduğu belirtilerek; 01.01.1989-30.07.1997 devresinde Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Özel Dairenin yukarıda yazılı bozma kararı üzerine yerel Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Davacının, ilk prim tevkifatını takip eden aybaşı olan 01.05.1996 ile 30.07.1997 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğu yönünde bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık; ilk prim tevkifatı öncesinde davacının Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununun 2. maddesi kapsamına giren; "Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyetlerde bulunanlar...", Kanunun 7. maddesi uyarınca sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar. Bu Kanuna göre sigortalı sayılanlardan Kanun kapsamına girdikleri tarihten itibaren üç ay içerisinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmayanların tescil işlemi Kurumca resen yapılarak, Kanunun 5. maddesi hükmü ile tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren sigortalı sayılacaklar, öngörülen süre içinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülükleri ise kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlayacaktır.
2926 sayılı Kanunun 36. maddesinin yürürlükten kalkmasının ardından 1479 sayılı Kanunun 53. maddesine 4956 sayılı Kanunun 27. maddesiyle getirilen düzenleme uyarınca "...2926 sayılı Kanuna göre tahakkuk eden prim alacakları aylık olarak veya Kurumca tespit edilecek dönemlerde ödenir. Ayrıca Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle de tahsil edilebilir." hükmüne istinaden Tarım Bağ-Kur prim borçlarının "prim tevkifatı" yoluyla da tahsili öngörülmüştür.
18.01.1994 gün ve 94/5173 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla 01.04.1994 tarihinden itibaren başlayan, kaynaktan prim kesme anlamına gelen "prim tevkifatı" uygulaması ile 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olup da Bağ-Kur"a prim borcu olanlar ile tarım sigortalısı sayılması gereken kişilerden primlerin tahsili ile sosyal güvenliğin yaygınlaştırılması amaçlanmıştır.
Kuruma kayıt ve tescil konusunda bir başvuru ya da resen tescil bulunmasa da, Yasa kapsamına girenlerin prim borçlarının ürün bedellerinden kaynakta, "prim tevkifatı" suretiyle kesilmesi kayıt ve tescil iradesi anlamında olup, kesintiyi takip eden aybaşından itibaren sigortalılık hak ve yükümlülükleri doğacaktır.
Tesbit davaları bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının saptanmasına yönelik davalardır.
Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanunda, bildirimsiz kalan sigortalılar için 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesinde öngörülen "hizmet tespiti" davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, ya da tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı "Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti" söz konusu olamayacaktır.
Prim tevkifatını takip eden devredeki tarımsal faaliyetin tespitinde ise, ziraat odası, tarım meslek kurum ve kuruluşlarının, kooperatif ve birliklerin kayıtlarının esas alınması, tescile ilişkin esas alınan bu kayıtların sona ermesi halinde ise, sigortalılıklarının aynı tarih itibariyle sona erdiğinin kabulü gerekmektedir.
Yasanın 6. maddesinde tarım sigortalılığını sona erdiren nedenlere yer verilmiştir. Buna göre; diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce sigortalılıkları sona erecektir. Sigortalılık niteliğini yitirenlerin tarım sigortalılığının yeniden başlaması için tescil veya tescil yerine geçen iradi prim ödemesi ya da prim tevkifatı yapılması gerekmekte olup, belirtilen durumlar dışında, kendiliğinden Kanun kapsamına alınmayacakları, Tarım Bağ-Kur sigortalılığın bir diğer sosyal güvenlik kuruluşu kapsamından çıkmaları ile yeniden başlayıp devam etmeyeceği dikkate alınmalıdır.
Ne var ki, başka bir sosyal güvenlik kanunu kapsamında geçen ve tarım sigortalılık iradesini ortadan kaldırmayan "makul" bir süre çalışmanın Tarım Bağ-Kur sigortalılığını sona erdirmeyeceği, yeniden tescil koşulu aranmaksızın sigortalılığın devam edeceğinin kabulü sosyal güvenlik hukukunun amaçlarına uygun düşecektir (Hukuk Genel Kurulunun 14.02.2007 gün ve 2007/21-73-71 sayılı Kararı).
Yukarıda belirtilen maddi ve yasal olgular gözetildiğinde; davacının Tarım Bağ-Kur sigortalılığı başka bir sosyal güvenlik kuruluşunda çalışmaya başlaması ile sona ermiştir.
Diğer sosyal güvenlik kuruluşunda geçen çalışma süresinin makul süreyi aşar nitelikte bulunması, 22.04.1996 tarihine kadarki sürede yeniden tescil ya da iradi prim ödemesi veya prim tevkifatının bulunmadığı anlaşılmakla, davacının ilk prim tevkifatını takip eden aybaşı olan 01.05.1996 tarihi öncesinde Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğuna karar verilmesi isabetsiz olup, Hukuk Genel Kurulu"nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, 03.10.2007 gününde oyçokluğuyla verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.