Abaküs Yazılım
14. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/13932
Karar No: 2017/4746
Karar Tarihi: 06.06.2017

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2015/13932 Esas 2017/4746 Karar Sayılı İlamı

Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)


Davanın konusu, önalım hakkına dayalı olarak tapu iptali ve tescil istemidir. Davalı taraf önceki paydaşla yapılan işlemin gerçekte bir hibe olduğunu ileri sürerek önalım hakkının kullanılamayacağını savunmuştur. Mahkeme ise davanın kabulüne karar vermiştir. Ancak Yargıtay'a yapılan temyizde, akrabalık ilişkisi nedeniyle yapılan satış işleminin gerçekte hibe olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle, hibe ile yapılan temlikte önalım hakkı kullanılamayacağı gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. Kararda, önalım hakkının konusunun pay satışı olduğu vurgulanarak, hibenin satış işlemi olarak gösterilmesi halinde bile önalım hakkının kullanılamayacağı belirtilmiştir. Ayrıca, akrabalar arasındaki temliklerde hibenin miras hukukuylailgili amaçlarla yapılmış olup olmadığının ispat edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Kararda, öncelikle Türk Medeni Kanunu'nun 1-5 maddelerindeki temel ilkeler ve özel hükümler, ardından paylı mülkiyet hükümleri (TMK Madde 700-799) ve önalım hakkına ilişkin düzenlemeler (TMK Madde 752-758) üzerinde durulmuştur. Ayrıca, önalım hakkına dayalı davalarda ispat yükünün davacıda olduğu vurgulanmıştır.
14. Hukuk Dairesi         2015/13932 E.  ,  2017/4746 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 02.05.2013 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04.06.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R
    Dava, önalım hakkına dayalı olarak tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
    Davalı vekili, tapuda satış olarak gerçekleştirilen işlemin gerçekte akrabalar arasında yapılmış bir hibe olduğunu bu nedenle önalım hakkının kullanılamayacağını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece; davalı tarafın işlemdeki asıl amacının bağış olduğuna dair beyanının, davalı ile pay satışı yapan kişi arasında akrabalık bağının bulunmaması sebebiyle mirasın temliki için yapılmış bir bağış olduğu kabul edilemeyeceğinden ve yasal şartların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
    Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
    Dava konusu 909 parsel sayılı taşınmazın 3/16 payı davalı ... Benli adına kayıtlıdır. 05.04.2013 tarihli akit tablosuna göre 3/16 payın 4.800,00 TL bedelle önceki paydaş ... tarafından davalı ... Benli"ye satışı nedeniyle önalım davası açılmıştır.
    Davalı ... Benli önceki paydaş ..."ın eşinin yeğeni olup davalı ... Benli ile önceki paydaş ... arasında akrabalık ilişkisi bulunmaktadır.
    Uyuşmazlık akrabalar arasındaki satış işleminin gerçekte hibe olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

    Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/2268 Esas, 2015/1437 Karar sayılı 27.05.2015 tarihli ilamında da açıklandığı üzere;
    Kanuni önalım hakkından sözedebilmek için, paylı mülkiyet hükümlerine tabi bir taşınmazdaki payın üçüncü şahsa satılması halinde önalım hakkı doğar. Önalım hakkının konusu pay satışıdır. Buna göre gerçek bir satışın konusu olmayan ve satım niteliğinde bulunmayan pay temliklerinde yasal önalım hakkı doğmayacaktır. Bu kapsamda temlikin hibe şeklinde olması halinde hibede bir malın bedelsiz olarak üçüncü kişinin mülkiyetine geçirilmesi amaçlandığı ancak satış amaçlanmadığından önalım hakkı kullanılamayacaktır. Zira önalımda, önalım hakkını kullanan kişinin payı satın alana ödemekle yükümlü olduğu bedel hibede mevcut değildir.
    Payı satın alan tarafından temlik işleminin satış olarak gösterilmekle birlikte gerçekte hibe olduğu savunmasında bulunulması halinde, diğer bir anlatımla hibe ile temlikin amaçlandığının iddia edildiği hallerde kural olarak payı temlik alan davalı muvazaalı resmi işlemin tarafı olduğundan ve hiç kimse kendi muvazaasına dayanamayacağından muvazaa iddiasının dinlenemeyeceği açıktır.
    Somut uyuşmazlıkta davalı akrabalık ilişkisi nedeniyle hibe işleminin görünürde satış işlemi olarak gösterildiği savunmasında bulunarak, 20.03.1957 tarih 1956/12 Esas, 1957/2 Karar İçtihadı Birleştirme kararını iddiasına dayanak yapmıştır.
    Anılan İçtihadı Birleştirme kararının hem bağlayıcı olan sonuç kısmında ve hem de açıklayıcı olan gerekçe kısmında özel bir hukuki statüyü ifade eden " "mirasçı" teriminin tek başına kullanılmasından özenle kaçınılmış ve daha geniş olan "akraba" kavramına da yer verilmiştir.
    Öte yandan, anılan kararda muvazaa iddiasının mevcudiyeti halinde yol gösterici olarak bu halde akdin amacının tespitinin zorunlu olduğunu, akrabalar arasında yapılan her temlikte somut uyuşmazlığın niteliğine göre temlikin hibe veya miras hukukuyla ilgili amaçlarla yapılmış olup olmadığının yöntemince ispatı aranmalı ve ispatı halinde önalım hakkının kullanılması mümkün olamayacağının gözetilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
    Somut olayda; dosyada mevcut tüm kayıt ve bilgilere göre paydaş olan dava dışı... taşınmazdaki payını akrabası olan eşinin yeğeni davalı ... Benli"ye gerçekte hibe olarak devrettiği, taraflar arasında para akışının yapılmadığı, satışın gerçek olmadığı kanıtlanmıştır. O halde satış şeklinde yapılan temlik işleminin gerçekte hibe olduğu ve hibe ile yapılan temlikte önalım hakkı kullanılamayacağı için davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece yazılı gerekçelerle kabul kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulması gerekmiştir.


    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 06.06.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.













    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi