Abaküs Yazılım
14. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/16693
Karar No: 2017/4758
Karar Tarihi: 06.06.2017

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2016/16693 Esas 2017/4758 Karar Sayılı İlamı

Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)


Davacı, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciden bağımsız bölüm temlik alan ve tapu iptali ve tescil isteyen davalıya açtığı dava sonucunda, Mahkeme davacının ödemesi gereken satış bedelinin kalan kısmı olan 70.000 TL’yi depo edilmesi şartıyla talebinin kabulüne karar vermiştir. Dava kaybeden taraf olan yüklenici söz konusu karara karşı temyiz başvurusunda bulunmuştur. Yüklenici, davacının sözleşmeye uygun şekilde ödeme yapmadığını, edimini yerine getirmediğini savunurken, davacının satış bedelinin tamamını ödemediği ve satışın ertelenmediği ayrıca kredi çekilemediği için ödeme yapmadığı belirlenmiştir. Yargıtay kararı, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde uyuşmazlıkların çözümünde uygulanacak esaslar hakkında genel açıklamalar yaptı. Yargıtay kararına göre, taşınmazın mülkiyetinin devrini sağlayan sözleşmenin yasalara uygunluğu sağlanmadan açılan bir cebri tescil davanın kabul edilemeyeceği belirtilirken, Medeni Kanunun 2. maddesi gözetilerek tapuda kayıtlı bir taşınmazdan bağımsız bölüm satımı hakkında geçerli bir sözleşme olmadan tarafların bağımsız bölüm satımında anlaşarak alıcının
14. Hukuk Dairesi         2016/16693 E.  ,  2017/4758 K.

    "İçtihat Metni"


    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)

    Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 12.01.2015 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.03.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
    K A R A R
    Dava, arsa sahibi ile yüklenici arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciden bağımsız bölüm temlik alan davacının tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
    Davalı yüklenici, davacının temlik sözleşmesi uyarınca ödemesi gereken bir kısım borcunu ödemediğini, edimini yerine getirmediğini dava konusu taşınmazın Ağustos 2011 tarihinde davacıya teslim edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
    Mahkemece davacı tarafından ödenmeyen bedel olan 70.000 TL depo ettirilerek davanin kabulüne karar verilmiştir.
    Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
    Eser sözleşmelerinin bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, taraflara karşılıklı hak ve borçlar yüklemekte; yüklenici, finansı sağlayan arsa malikinin taşınmazı üzerine bina yapma işini üstlenmekte, arsa maliki ise inşa edilecek binadaki bir kısım bağımsız bölümlerin mülkiyetini yükleniciye devretmeyi vaat etmektedir.
    Arsa maliki ile yüklenici arasında düzenlenen inşat sözleşmesi gereğince yükleniciden bağımsız bölüm temlik alınmasına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davaları ile ilgili olarak kanunlarımızda bir düzenleme mevcut olmadığından bu konulardaki uyuşmazlıkların çözümünde uygulanan 30.09.1988 tarihli ve 1987/2 1988/2 sayılı Yargıtay İBBGK Kararı ile “tapuda kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetini devir borcu doğuran ve ancak yasanın öngördüğü biçim koşullarına uygun olarak yapılmadığından geçersiz bulunan sözleşmeye dayanılarak açılan bir cebri tescil davasının kural olarak kabul edilemeyeceği, bununla beraber Kat Mülkiyeti Kanununa tabi olmak üzere yapımına başlanılan taşınmazdan bağımsız bölüm satımına ilişkin geçerli bir sözleşme olmadan tarafların bağımsız bölüm satımında anlaşarak alıcının tüm borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının onu malik gibi kullanmasına rağmen satıcının tapuda mülkiyetin devrine yanaşmaması hallerinde; olayın özelliğine göre Medeni Kanunun 2. maddesi gözetilerek açılan tescil davasını kabul edilebileceği” benimsenmiştir.
    Yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat yapmakta olduğu veya arsa sahibinin aynı zamanda yüklenici sıfatıyla hareket ederek (yapsatçı konumunda) inşa etmekte olduğu binalardandan bağımsız bölüm satın alınması halinde Türk Borçlar Kanununun 184. maddesi gereğince üçüncü kişiye yapılacak temlikin yazılı olması yeterlidir.
    Bu tür davalarda mahkemece öncelikle yüklenicinin edimini (eseri meydana getirme ve teslim borcunu) yerine getirip getirmediğinin, ardından sözleşme hükümlerindeki iskan koşulu (oturma izni) v.s. diğer borçlarını ifa edip etmediğinin açıklığa kavuşturulması zorunludur. Bunun için de davaya konu temlik işleminin geçerli olup olmadığı, arsa maliki ile yüklenici arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yüklenicinin borçlarının neler olduğunun sözleşme hükümleri çerçevesinde incelenip değerlendirilmesi gerekmektedir.
    Davacının arsa sahibi ile yüklenici arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye bırakılması kararlaştırılan bağımsız bölümü yükleniciden temlik alması halinde arsa sahibini ifaya zorlayabilmesi için bazı koşulların varlığı gerekir. Türk Borçlar Kanununun 188. maddesi gereğince; “Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebilir.” Buna göre temliki öğrenen arsa sahibi, temlik olmasaydı önceki alacaklıya (yükleniciye) karşı ne tür defiler ileri sürebilecekse, aynı defileri yeni alacaklıya (temlik alan davacıya) karşı da ileri sürebilir. Temlikin konusu, yüklenicinin arsa sahibi ile yaptığı sözleşme uyarınca hak kazandığı gerçek alacak ne ise o olacağından, temlik eden yüklenicinin arsa sahibinden kazanmadığı hakkı üçüncü kişiye temlik etmesinin arsa sahibi bakımından bir önemi bulunmamaktadır. Diğer taraftan, yüklenici arsa sahibine karşı edimini tamamen veya kısmen yerine getirmeden kazanacağı şahsi hakkı üçüncü kişiye (davacıya) temlik etmişse, üçüncü kişi (davacı) Türk Borçlar Kanununun 97. maddesi hükmünden yararlanma hakkı bulunan arsa sahibini ifaya zorlayamaz.
    Yapılan bu genel açıklamalardan sonra, somut olaya gelince; davalı yüklenici ile davacı arasındaki temlik sözleşmesi uyarınca davacının ödemesi gerekli olan 90.000 TL satış bedelinin 20.000 TL" sini ödediği geri kalan 70.000 TL sinin ödenmediği tarafların kabulündedir. Anılan sözleşmenin ödemeler başlıklı 4. maddesinde yapılacak bina kredi kullanmaya uygun hale geldiğinde kredi kullanılacağı öngörülmüştür. Davalı tarafça dava konusu taşınmazın 2011 yılı Ağustos ayında bitirilip , davacıya teslim edildiği ve davacı tarafça o tarihten bu yana konutta ikamet edildiği, kural olarak edimlerin aynı anda ifasının gerekeceği ancak davalının dava dışı arsa sahibinin mirasçıları ile yaşadığı ihtilaf nedeniyle taşınmazda kat mülkiyeti tesis edilemediği, davalının davacıya gönderdiği 06.02.2012 tarihli ihtarname ile bu durumu davacıya izah ederek kalan 70.000 TL"nin ödenmesini talep ettiği, davacı tarafça 17.12.2014 tarihli ihtarname ile kredi çekilemediğinden satış bedelinin ödenmediği bildirilmiştir. Davacı tarafından kredi çekilemeyip, bakiye satış bedelinin taşınmazın teslim tarihinde ödenemediği anlaşılmıştır. Ancak davalı yüklenici tarafından evin o tarihte teslim edilmesi nedeniyle yüklenicinin mamelekinde o tarihte evin değeri kadar azalma olmuştur. Davacı krediyi çekebilse ancak onu elinde tutup davalıya ödemese idi, elinde tuttuğu miktarın yasal faizi kadar zenginleşecekti. Bu durumda denkleştirici adalet ilkesi uyarınca, taşınmazın teslimine rağmen krediye konu parayı mameleğinde tutarak yasal faiz kadar zenginleşen davacı tüketicinin kalan satış bedelini taşınmazı teslim aldığı tarihten dava tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıya ödemesi gerekmektedir. Mahkemece yapılması gereken taşınmazın teslim edildiği tarih olan Ağustos 2011 tarihinden dava tarihine kadar 70.000 TL"nin yasal faizi bilirkişiler aracılığı ile belirlenmeli, davacı tarafından 70.000 TL"nin depo edildiği anlaşıldığından bilirkişi tarafından belirlenen yasal faizi depo etmesi için davacıya mehil verilmeli, bu bedeller depo edildiğinde sözleşme ifa ile sonuçlanmış olacağından istemi hüküm altına almak, aksi taktirde davayı reddetmek olmalıdır.
    Mahkemece değinilen yönler gözardı edilerek eksik inceleme ve araştırma ile davanın kabulü doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
    SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 06.06.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.










    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi