20. Hukuk Dairesi 2017/5103 E. , 2017/2506 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki davada ... 3. Asliye hukuk Mahkemesi ve ... 1. Tüketici Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, uyuşmazlıkta davacı, davalı ile aralarında kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, kendisinin yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davalıların taşınmaz üzerinde kat mülkiyeti kurulması ve iskan ruhsatı alınması için gerekli işlemleri yapmaya yanaşmadığını ileri sürerek davacı yükleniciye taşınmaz üzerinde kat irtifakı kurulması, iskan ruhsatının alınması ve kat mülkiyetine geçiş için tüm işlemleri, yapmak üzere izin ve yetki verilmesini istemiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığı gerekçesiyle görevsizlik karar vermiştir.
... 1. Tüketici Mahkemesi ise taraflar arasındaki temel hukuki ilişkinin Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi olduğu, davacı arsa malikinin arsa payı karşılığında 3 daire 1 dükkan alınması mukabilinde davalı kooperatif ile anlaştığı, bu itibarla davacının ve davalı kooperatifin tüketici sıfatına haiz olmadığı açıktır. Bu durumda taraflar arasındaki ilişkinin "tüketici ilişkisi" olmadığı ve bu nedenle 6502 sayılı Kanun kapsamında kalmadığı anlaşılmış; uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemelerinin görevi kapsamında olduğu gerekçesiyle karşı görevsizlik kararı vermiştir.
Somut olayda davacı vekili, müvekkilinin kayden maliki olduğu ... ili ... ilçesi ...Mahallesi 518 pafta 3256 ada 36 parselde 680,76 m2 arsa için davalı kooperatif ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşme gereğince davalı kooperatif ile ... 8 Noterliğinde 24903 yevmiye 05/08/2008 tarihinde yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği 3. daire ve bir dükkan olmak üzere anlaştıklarını ve arsa içindeki evi terk ederek davalı kooperatife teslim ettikleri halde bugüne kadar dairelerin teslim edilmediğini, ayrıca davalı kooperatifin müvekkilinin yurt dışında yaşaması sebebiyle iyi niyetinden ve saflığından yararlanarak ... 8. Noterliğini 29053 yevmiye nolu 02/08/2010 tarihli alınan vekaletname ile müvekkilinin arsanın işlemlerini yapılmasını bahane ederek takas yetkisi içeren vekalet alındığını, bu alınan vekalet ile 2010 yılında müvekile haber verilmeden ve müvekkilinin hiçbir menfaatine olmayacak şekilde ve yapılacak inşaatla hiçbir alakası olmadan ve tamamen kooperatif yönetimi yandaşlarına çıkar sağlamak için müvekkile 100 m2 bir kooperatif yönetim binasından 100/1 hisse vererek güya inşaat için trampa edilmiş gibi göstererek arsasının devredildiğini, bu durum müvekkilin kendisine devredilen dairenin hissesi ile ilgili bir davanın tebligatı eline ulaşınca hebardar olduğunu ve araştırmasında tüm bu olaylardan hebardar olduğunu, akabinde yine trampa edilen şahıstan arsa kooperatif adına geçirildiğini ve burdan da kooperatifin müvekkilin arsasına daha bir çivi bile çakmadan müvekkilin arsa üzerindeki evini yıktığını ve ne amaçla yapıldığı belli olmayan bir sebeple
28/03/2012 tarihinde güya inşaat için kendilerine menfaat sağlamak amaçlı ve yine kendi adamları olan şahıslar trampa yolu ile İhsan Kocabaş"a satış yapıldığını ve müvekkilinin dolandırıldığını, müvekkilinince verilen vekaletnamenin azil edildiğini, sözleşmenin fesih edildiğini, ancak hiçbir inşaat yapılmayan müvekkiline ait arsa alınan vekaletten kötüye kullanılması yolu ile gerek kooperatife gerekse yönetimindeki şahıslara menfaat sağlandığını ve yolsuzluk yapıldığını, zira bunca yıl geçmesine rağmen müvekkiline dairelerin ve dükkanın verilmediğini, davalı kooperatifin de ekonomik olarak zora girdiğini borç batağıyla battığını ve halende kayyım tarafından yönetilmesi sebebiyle kooperatifin de sözleşmeyi ifa gücü kalmadığını belirterek müvekkilinin dolandırılarak İhsan Kocabaş adına geçen tapusunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Kanunun 3. maddesi (I) bendinde "gerçek veya tüzel kişilerle tüketiciler arasında kurulan eser sözleşmelerini tüketici işlemi kapsamına almıştır. Kanunun 73/1. maddesi ise tüketici işlemlerinden doğan davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirlenmiştir.
6502 sayılı Kanunun 3. maddesi gerekçesinde eser sözleşmelerinin kanun kapsamına alınmasına ilişkin herhangi bir açıklama getirilmemiştir. Ancak kanunun sistematiği nazara alındığında kanunda zikredilen eser sözleşmelerinden kastın; ticari ve mesleki olmayan amaçlarla, salt kişisel ihtiyaçları için kullanma ve tüketme amacıyla gerçek ve tüzel kişi ile tüketici arasında yapılan eser sözleşmeleri olduğu anlaşılmaktadır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri 818 sayılı BK"nın 155 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmelerinin kendine özgü bir türüdür. Bu sözleşmelerin bir tarafı arsa sahibi diğer tarafı yüklenicidir. Bu tür sözleşmelerde arsa sahibinin Tüketici Kanununda 3/k maddesindeki tüketici tanımına uymadığı anlaşılmaktadır.
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde arsa sahibi açısından güdülen amaç kullanmak için konut edinmek değil arsasını değerlendirmektir. Bu nedenle arsa sahibinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalarken güttüğü saikin 6502 sayılı Kanunda tanımlanan tüketicinin saikinden farklı olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerine konu işin üst düzey teknolojiyi gerektirmesi, sözleşme kapsamında taşınmaz satış vaadi ve inşaat sözleşmelerinin de bulunduğu nazara alındığında 6502 sayılı Kanunda kanun koyucunun salt kullanma ve tüketme amacına yönelik mutfak, dolap yaptırmak araç tamiri yapmak gibi dar kapsamlı eser sözleşmelerini kastettiği, arsa karşılığı inşaat sözleşmelerinin ise bu kapsamda olmadığının kabulü gerekir.
Bu durumda eldeki davada uyuşmazlık 6502 sayılı Kanun kapsamında kalmadığından, davanın HMK"nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince ... 3. Asliye hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 27/03/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.