Abaküs Yazılım
22. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/33779
Karar No: 2018/14286
Karar Tarihi: 05.06.2018

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2015/33779 Esas 2018/14286 Karar Sayılı İlamı

22. Hukuk Dairesi         2015/33779 E.  ,  2018/14286 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

    DAVA TÜRÜ : ALACAK

    Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

    Y A R G I T A Y K A R A R I

    Davacı İsteminin Özeti:
    Davacı vekili, müvekkilinin 31.03.2014 tarihinde davalıya ait restorantta işletme müdürü olarak çalışmaya başladığını aylık net 3.000,00 TL maaş aldığını, karın %10"u oranında prim ödenmesi konusunda anlaşıldığını, 24.06.2014 tarihine kadar çalıştığını, davacının 08:00-24:00 saatleri arasında çalıştığını fazla çalışmasının olduğu, davalı iş yerindeki çalışmalarına ilişkin kendisine hiç ücret ödenmediğini ileri sürerek ücret ve fazla çalışma alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
    Davalı Cevabının Özeti:
    Davalı taraf süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamış, yargılama aşamasında davanın reddini talep etmiştir.
    Mahkeme Kararının Özeti:
    Mahkemece, toplanılan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Temyiz:
    Karar süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Gerekçe:
    1-Dosyadaki yazılara, belgelere ve tüm dosya kapsamına göre; davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
    2-Taraflar arasında davacının hizmet süresinin başlangıç tarihi hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
    Somut olayda, davacı 31.03.2014-24.06.2014 tarihleri arasında çalıştığını beyan etmiş olup, mahkemece davacı tarafın bu iddiasını kanıtlayamadığı kabul edilmek suretiyle davalı tanık anlatımları dikkate alınarak davacının 03.05.2014-22.06.2014 tarihleri arasında çalıştığı kabul edilmek suretiyle talep konusu alacakları hesaplanmıştır. Ancak davalı tanıklarından ... davalının 01.04.2014 tarihinde işe başladığını beyan etmiş olup, bu beyan davacı tanığı ... beyanı ile de örtüşmektedir. Zira davacı tanığı ..., 2014 yılı Nisan ayı sonunda işe başladığını, kendisinin işe başladığı tarihte davacının çalıştığını beyan etmiştir. Her ne kadar mahkemece hükme esas alınan bilrikişi raporunda davalı tanığı Murtaza Kuşçu"nun beyanına itibar edildiği anlaşılsa da, tanığın şirketin mali müşavirliğini yaptığı, davacının fiilen çalışmaya başladığı tarih konusunda bilgisinin olmadığı, kendisine davacının sigorta kaydının 17.05.2014 tarihinde bildirildiği, bu tarihten iki hafta önce işyerine gittiğinde davacıyı gördüğünü beyan etmiş olup fiili çalışmanın başlangıç tarihi konusunda doğrudan görgüye dayalı bilgi sahibi değildir. Bu sebeple davalı tanığı ..."ın davacı tanığı beyanı ile de örtüşen beyanı doğrultusunda, davacının 01.04.2014 tarihinde çalışmaya başladığı kabul edilmek suretiyle hizmet süresinin doğru şekilde belirlenmesi ve talep edilen işçilik alacaklarının buna göre yeniden değerlendirilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
    3-Taraflar arasında davacının aylık ücretinin miktarı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
    4857 sayılı İş Kanunu"nda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
    İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçiler o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
    Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
    Mahkemece, Türkiye İstatistik Kurumunun resmi internet sitesindeki “kazanç bilgisi sorgulama” kısmından da faydalanılması ve emsal ücret araştırması sonucunda elde edilen verilerle birlikte, anılan Kurumun resmi internet sitesindeki bilgiler de dikkate alınarak emsal ücretin belirlenmesi mümkündür.
    Somut olayda, davacı aylık net 3.000,00 TL ve buna ek olarak da karın %10"u oranında prim ödemesi aldığını beyan etmiş olup, mahkemece 31.03.2014-24.06.2014 tarihleri arasında 3 garson ve 1 bulaşıkçının çalıştığı restauant işletmesi niteliklerini haiz bir işyerinde restaurant müdürü olarak sendikasız çalışan bir kişinin alabileceği emsal ücretin bildirilmesi için ... Ticaret Odası Başkanlığına ve ... Sendikasına müzekkere yazılmıştır. ... yazı cevabında, bu niteliklerdeki bir çalışanın 2.500,00-4.000,00 TL net çıplak ücret alabileceğini belirtmiş olup mahkemece hükme esas alınan bilrikişi raporunda emsal ücret yazısına değer verilmek suretiyle davacının en son net 2.500,00 TL ücret ile çalıştığı kabul edilmek suretiyle ilgili alacaklar hesaplanmıştır. Mahkemece emsal ücret araştırmasında belirtilen taban miktarın hesaplamaya esas alınması hatalı olmuştur. Zira yapılması gereken davacının ücretin kar dahil, emsal ücret araştırmasında belirtilen rakamların ortalaması olan net 3.250,00 TL (2.500,00 TL+4.000,00 TL=6.500,00 TL, 6.500,00 TL/2=3.250,00 TL) olduğu kabul edilmek suretiyle talep edilen işçilik alacaklarının buna göre yeniden değerlendirilmesidir. Aksi kanaat ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
    SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi