1. Hukuk Dairesi 2014/16393 E. , 2017/426 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı ... vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 24.01.2017 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat .... geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davacılar ... v.d. vekili Avukat, davalı ..., davalı ..., davalı ... gelmediler, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis isteklerine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan .. maliki olduğu 1697 parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 payını ikinci eşinden olma kızı davalı ..."ya bağış suretiyle, kalan 1/2 pay ile 1905 parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 payını mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla güvenilir kişi olarak gördüğü dava dışı ... göstermek suretiyle devrettiğini,... üzerine mirasçıları tarafından anılan payların murisin ikinci eşi davalı ..."ye satış suretiyle devredildiğini ileri sürerek, 1697 parsel sayılı taşınmazda davalı ..."ya bağış suretiyle yapılan (1/2) pay temlikinin iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, mümkün olmazsa tenkisine, 1905 ve 1697 parselde davalı ... adına kayıtlı tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, taşınmazların bedeli karşılığında satın alındığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
./..
Mahkemece, iddianın sabit olduğu gerekçesi ile tapu iptali ve tescil isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, mirasbırakan ...’ın maliki olduğu çekişme konusu 1697 parsel sayılı taşınmazdaki ½ payı bağış suretiyle kızı davalı ...’ya, kalan ½ pay ile 1905 parsel sayılı taşınmazdaki ½ payı dava dışı .. suretiyle temlik ettiği, .. ölümü ile mirasçılarına intikal eden 1697 parsel sayılı taşınmazdaki ½ pay ile 1905 parsel sayılı taşınmazdaki ½ payın dava dışı ..mirasçıları tarafından davalı ...’ye satış suretiyle devredildiği, yargılama sırasında davalı ...’nin ölümü ile mirasçılarının davaya dahil edildiği, 1926 doğumlu muris ...nın 06.11.2009 tarihinde ölümü ile geriye, ilk eşinden olma çocukları davacılar ile ikinci eşi davalı ... ve ..den olma çocukları davalı ... ve dava dışı Mehmet’in mirasçı olarak kaldığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, mirasbırakan tarafından davalı ...’ya bağış suretiyle temlik edilen 1697 parseldeki ½ pay bakımından davalılardan .. temyiz isteğinde bulunmuştur.
Bilindiği üzere, bağış (hibe) geçerli bir işlem olup bu tür işlemlerde 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı’nın uygulama yeri bulunmadığı, koşullarının varlığı halinde ancak tenkis hükümlerinin uygulanabileceği kuşkusuzdur.
Somut olayda, davacılar kademeli olarak tenkis isteğinde de bulunduklarına göre, muris tarafından davalı ...’ya 1697 parsel sayılı taşınmazda bağış suretiyle temlik edilen ½ pay bakımından tenkis yönünden araştırma yapılmasında zorunluluk vardır.
Mirasçılık ve mirasın geçişi mirasbırakanın ölüm tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir (4722 s. Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 17). Mirasbırakan 1.1.2002 tarihinden önce ölmüşse 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerinin, 1.1.2002 tarihinden sonra ölmüşse 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu"nun ilgili hükümlerinin uygulanması gerekir.
Tenkis (indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (bağış) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; mirasbırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik ) dışı terekenin tümüyle bilinmesiyle mümkündür. Tereke mirasbırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı kıymetleri ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Mirasbırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 743 sayılı Kanun uygulanacaksa bir aylık 4721 sayılı Kanun uygulanacaksa üç aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı
tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir (TMK m.564). Miras bırakanın TMK"nin 506. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez.
../...
Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya TMK"nin 565. maddesinin 1, 2 ve 3 bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken TMK"nin 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı Kanunun 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.
Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (Sabit Tenkis Oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (TMK m.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihini kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 günlü 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca süratle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, karar tarihindeki rayice göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir.
Hal böyle olunca, yukarıda değinilen ilkeler gözetilmek suretiyle davaya konu 1697 parsel sayılı taşınmazda mirasbırakan tarafından davalı ...’ya bağış suretiyle temlik edilen ½ pay bakımından tenkis isteği yönünde araştırma yapılması ve sonucuna göre bir karar gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile muris muvazaası yönünden davanın kabul edilerek tapu iptali ve tescile karar verilmesi isabetsizdir.
Davalı ...’nın temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davalı ... vekili için 1.480.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenlerden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.