12. Ceza Dairesi 2019/4368 E. , 2019/8324 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması
Suç Tarihleri : 31/10/2008, 19/03/2009
Hüküm : CMK"nın 231/11. maddesine göre açıklanan; 6352 sayılı Kanunun 80.
maddesi ile yapılan değişiklikten önceki TCK"nın 133/3, 62, 53/1-2-3, 52/2-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanığın beraatine ilişkin 01.06.2010 tarihli hükmün, katılan vekilinin temyiz istemine dayalı olarak Dairemizin 13.01.2014 tarihli, 2013/8325 esas, 2014/59 karar sayılı ilamı ile bozulmasının ardından bozma ilamına uyularak kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda, 6352 sayılı Kanunun 80. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki TCK"nın 133/3, 62, 52/2-3. maddeleri gereğince 5 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. maddesi gereğince sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin 8. fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına dair Denizli 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.05.2015 tarihli ve 2014/787 esas, 2015/482 karar sayılı kararının 11.06.2015 tarihinde kesinleşmesini müteakip sanığın denetim süresi içinde 24.03.2018 tarihinde TCK"nın 86/2-3-e maddesinde tanımlanan silahla kasten yaralama suçunu işlediği ve Tefenni Asliye Ceza Mahkemesinin bu suçtan sanığın mahkumiyetine karar verdiği, hükmün 04.10.2018 tarihinde kesinleştiği ve ihbar üzerine dosya yeniden ele alınarak önceki hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/11. maddesi gereğince açıklanmasına dair Denizli 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.02.2019 tarihli ve 2018/1075 esas, 2019/181 karar sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın, işvereni olan katılan ve iş yerinde muhasebeci olarak istihdam edilen Esat isimli şahısla, katılanın odasında bir araya geldikleri 31.10.2008 günü, cep telefonunun kamera fonksiyonunu aktif hale getirerek, iş akdinin fesh edilmesinden kaynaklanan tazminat alacağı ile ilgili üçü arasında geçen konuşmaları gizlice kaydedip, elde ettiği kayıttan oluşturduğu CD"yi, katılan aleyhine açtığı iş mahkemesindeki davaya 19.03.2009 tarihli dilekçe ekinde delil olarak ibraz ettiği olayda,
Şikayete konu CD"nin çözümüne ilişkin bilirkişi raporuna ve alınan beyanların içeriğine göre, taraflar arasında gerçekleşen iletişimin başkaları tarafından ancak özel bir çaba gösterilerek duyulabilecek aleni olmayan söyleşi nitelinde olduğu, sanığın, katılan tarafından kendisine karşı işlenmekte olan ve ani gelişen bir suç (örneğin; cinsel saldırı, hakaret, tehdit, iftira veya şantaj gibi) bulunmadığı halde, kaybolma olasılığı bulunan mevcut delilin muhafazasını sağlamak için değil, önceden hazırlıklı ve planlı şekilde, yeni bir delil elde etmek amacıyla hareket ettiği ve şikayete konu CD"yi hukuki uyuşmazlıkta avantaj sağlamak amacıyla kullanarak, CD içeriğindeki konuşmaların başkaları tarafından öğrenilmesine neden olduğu anlaşılmakla,
Sanığa, katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi, diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazı ile kayda alması biçiminde isnat edilen ve sübutu kabul edilen 31.10.2008 tarihli eyleminden dolayı TCK"nın 133/2. madde ve fıkrasındaki kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun, aynı Kanunun 139/1. madde ve fıkrası uyarınca soruşturulmasının ve kovuşturulmasının şikayete tabi olduğu, her ne kadar katılanın vekili aracılığıyla Cumhuriyet Başsavcılığına sunulan 16.07.2009 tarihli dilekçede fiilin ve failinin kim olduğunun 31.03.2009 tarihinde öğrenildiği yazılı ise de, soruşturma evresinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre, kaydın sonunda, sanığın, “...telefona da kaydedildi...” ve katılanın “...İstediğin kadar yap kaydı...” biçimindeki konuşmalarından katılanın kaydetme fiilini ve failini kaydın sonunda 31.10.2008 tarihinde öğrendiğinin anlaşılması karşısında, kaydetme eylemi açısından şikayetin TCK"nın 73/1. madde ve fıkrasında öngörülen 6 aylık süre geçtikten sonra yapıldığı, dosya içeriği itibariyle de CMK’nın 223/9. madde ve fıkrasındaki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartlar bulunmadığı nazara alınarak, kovuşturmada şikayet koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle sanık hakkındaki TCK"nın 133/2. madde ve fıkrasındaki kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan açılan davanın aynı Kanun’un 139/1, 73/1 ve CMK"nın 223/8. madde ve fıkraları gereğince düşmesine karar verilmesi,
Ayrıca, suç tarihinden sonra, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 80. maddesi ile yapılan değişiklikle TCK"nın 133/3. madde ve fıkrasında, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa eden kişinin cezalandırılacağının düzenlenmiş olması ve sanığın tarafı olduğu içeriği özel olmayan söyleşinin kaydedilmesi suretiyle elde ettiği verileri ifşa etmesi karşısında, 6352 sayılı Kanunun 80. maddesi ile yapılan değişiklikten sonraki TCK"nın 133/3. madde ve fıkrasındaki kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun ve aynı Kanunun 134/2. madde ve fıkrasında tanımlanan görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle sanığa isnat edilen TCK’nın 133/3. madde ve fıkrasındaki kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan CMK’nın 223/2-a madde, fıkra ve bendi gereğince beraat hükmü kurulması gerekirken,
Dairemizin 13.01.2014 tarihli bozma ilamına uyulmasına rağmen sanık hakkında TCK"nın 133/2. madde ve fıkrası gereğince hüküm kurulmaksızın, sübut bulan eylemlerin tamamı aynı Kanun’un 133/3. madde ve fıkrası kapsamında değerlendirilip, sanığın lehine olan düzenlemeler dikkate alınmaksızın ve yasal, yeterli, geçerli bir gerekçeye de dayanılmaksızın, 6352 sayılı Kanun’un 80. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki TCK"nın 133/3. madde ve fıkrasındaki kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun"un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 10.07.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.