8. Hukuk Dairesi 2015/7966 E. , 2015/18070 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Fatsa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 02/12/2014
NUMARASI : 2012/334-2014/501
S.. S.. ile M.. S.. aralarındaki eşya alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Fatsa 2. Asliye Mahkemesi"nden verilen 02.12.2014 gün ve 334/501 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, evlilik birliği içinde edinilen taşınır ve taşınmazlarda davacının bağ bahçede çalışarak, el işi yaparak katkı sağladığını evlilik birliği içinde edinilen araç, taşınmazlar ile ziynet, çeyiz ve ev eşyası alacağı olarak toplam 58.930,00 TL"nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davasının katkısı olmadığı gerekçesiyle açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, .."daki 464 ada 10 parsel 8 nolu bağımsız bölümün alımında davacının çalışarak ve ziynetleri ile katkıda bulunduğu; bu bölüm satılarak .."daki 1054 ada 14 parsel 12 nolu bağımsız bölümün alındığı, davacının bu taşınmazda % 55 oranında "değer artış payı alacağı" olduğu ve kalan miktar içinde "katılma alacağı"nın olduğu; aracın ve .."daki 155 ada 9 parsel sayılı taşınmaz üzerine inşa edilen 2 katlı evin edinilmiş mal niteliğinde olduğundan "katılma alacağı" bulunduğu gerekçesiyle; bu mallar üzerinden alacak talebinin kabulü ile, çeyiz ve ev eşyalarının davacıya aidiyetine karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından davacıya ait çeyiz ve ev eşyaları ile araç dışındaki alacak kalemleri (katkı payı, değer artış payı ve katılma alacağı) yönünden temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, değer artış payı alacağı, artık değere katılma alacağı ve katkı payı alacağı isteğine ilişkindir.
01.01.2002 tarihinden önce 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi" nin (TKM) yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerliydi (TKM m.170). TKM" de, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri malvarlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı Kanunun 5.maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu"nun genel hükümleri göz önünde bulundurularak "katkı payı alacağı" hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulmalıdır. Zira Borçlar Kanunu, Medeni Kanunun tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir (eBK m. 544, TBK m. 646).
Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir (TKM m. 186/1). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır (TKM m. 189). Kadın veya kocanın, mal rejiminin devamı sırasında diğerinin edindiği malvarlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunabilmesi için mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir.
Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınan tasfiyeye konu mala çalışma karşılığı elde edilen gelirlerle (maaş, gündelik, kar payı vs gibi) katkıda bulunulduğunun ileri sürüldüğü durumlarda; çalışarak, düzenli ve sürekli gelire sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça, yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğunun kabulü gerekir. Yargıtay"ın ve Dairemizin devamlılık gösteren uygulamaları da bu yöndedir.
Bu açıklamalar doğrultusunda; öncelikle evlenme tarihinden, malın edinildiği tarihe kadar, eşlerin çalışma sürelerine ve gelirlerine ilişkin belgeler bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilmelidir. Çalışmanın sabit olmasına rağmen, bir kısım döneme ilişkin belgelere ulaşılamaması durumunda, ilgili meslek kuruluşlarından ve/veya bilirkişilerden o döneme ilişkin yaklaşık gelir durumu sorulup öğrenilerek, malın edinildiği tarihe kadar ki eşlerin tüm gelirleri ayrı ayrı belirlenmelidir. Sonra, her bir eşin alışkanlıkları, ekonomik ve sosyal statüleri gözetilerek, kişisel harcamaları ile ayrıca kocanın 743 sayılı TKM"nin 152. maddesi gereğince evi geçindirme yükümlülüğü nedeniyle yapabileceği harcama, eşlerin kendi gelirlerinden düşülerek, gerçekleştirebilecekleri tasarruf miktarları ayrı ayrı tespit edilmeli, daha sonra her eşin tasarruf miktarının, birlikte yaptıkları toplam tasarruf miktarı içerisindeki oranı belirlenmelidir. Her bir eşin bulunan bu tasarruf oranı, çalışmaları karşılığı elde ettikleri gelirleriyle malın alımına yaptıkları katkı oranı olarak kabul edilerek, tasfiyeye konu malın dava tarihi itibariyle belirlenecek sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmak suretiyle katkı payı alacak miktarları hesaplanır.
Değer artış payı alacağı; eşlerden birinin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almaksızın esaslı katkıda bulunması durumunda, tasfiye sırasında bu malda meydana gelebilecek değer artışı için katkısı oranında sahip olduğu alacak hakkıdır (4721 sayılı TMK m.227). Denkleştirme (TMK m. 230) hariç, tasfiyeye konu malvarlığında katkı tarihine göre değer kaybı söz konusu ise, katkının başlangıçtaki değeri esas alınır (TMK m. 227/1). Böyle bir malın daha önceden elden çıkarılmış olması halinde hakim, diğer eşe ödenecek alacak miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler (TMK m.227/2). Değer artış payı alacağı talep edebilmek için, parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunulmalıdır.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK m.229) ve denkleştirmeden (TMK m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK m. 219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK m. 231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK m. 236/1). Katılma alacağı Yasa"dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mala katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Değer artış payı ve artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK m. 227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye anı karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK m. 222).
Sözü edilen değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülmesi durumunda konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır. Tasfiyeye konu birden fazla malın bulunması durumunda, her biri için aynı yöntem uygulanır.
Somut olaya gelince; eşler, 04.01.1993 tarihinde evlenmiş, 29.12.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK m. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK"nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM m. 170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın m. 10, TMK m. 202/1). Tasfiyeye konu .."daki 1054 ada 14 parsel 12 nolu bağımsız bölüm 25.06.2009 tarihinde, .. plakalı araç ise, 12.06.2008 tarihinde davalı adına edinilmiştir. .."daki 464 ada 10 parsel 8 nolu bağımsız bölüm 04.12.1998 tarihinde davalı adına edinilmiş olup, dava konusu .."daki 1054 ada 14 parsel 12 nolu bağımsız bölümün alınması için satıldığı anlaşılmıştır.. Dava konusu .."daki 155 ada 9 parselde bulunan ev ise, davalının babası adına kayıtlı fındık bahçesi üzerinde inşa edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 179).
Yukarda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler gözönüne alınarak yapılan incelemede:
1- Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacının aşağıdaki 2. bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının REDDİNE karar verilmiştir.
2- Davacı ziynetlerinin satılarak .."daki 1054 ada 14 parsel 12 nolu bağımsız bölümün alımı ve .."daki 155 ada 9 parsel sayılı fındık bahçesi üzerine inşa edilen evin yapımında değer artış payı bulunduğunu iddia etmişse de; gösterdiği delillerle ziynetlerin satılarak bedelinin bu mallar için kullanıldığı hususu ispatlanamamıştır. Davacının .."daki 1054 ada 14 parsel 12 nolu bağımsız bölümün alınması için satılan .."daki 464 ada 10 parsel 8 nolu bağımsız bölümün alımına katkı payı olarak %20 katkı payı oranının tespit edilmiş olup, bu tespit yerindedir. Samsun"daki dairenin 60.000,00 TL"ye satılarak, bu miktardan 50.000,00 TL"ye .."daki 1054 ada 14 parsel 12 nolu bağımsız bölüm satın alındığına göre, davacının Samsun"daki 464 ada 10 parsel 8 nolu bağımsız bölümün alınmasında 12.000,00 TL için katkıda bulunduğu, bu sebeple Fatsa"daki 1054 ada 14 parsel 12 nolu bağımsız bölüm üzerinde davacının değer artış payı alacağının olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiği gibi, davacının .. plakalı araçla ilgili 3.500,00 TL katılma alacağının bulunduğu dikkate alınarak, bilirkişiden yukarda açıklanan şekilde .."daki taşınmaz için değer artış payı alacağı hesaplatılmalı, bu şekilde davacının hakkı olan katılma alacağı ve değer artış payı alacağı belirlendikten sonra davacının 23.12.2013 tarihli dilekçesinde miktarlarını açıkladığı alacak kalemlerinden fazlasına hükmedilemeyeceği de göz önünde bulundurularak alacağa karar verilmesi gerekirken; hatalı değerlendirme ve eksik inceleme sonucunda yazılı miktarda alacağa hükmedilmesi isabetsiz olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarda 2. bentte gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK"nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK"nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; davalının 2. bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının ise, 1. bentteki gösterilen sebeple REDDİNE, taraflarca HUMK"nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK"nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 991,50 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 12.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.