11. Ceza Dairesi 2016/4448 E. , 2017/1585 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi usul kanununa muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet
1-Sanık hakkında "2005 takvim yılında sahte fatura kullanma" suçundan açılan kamu davasında; sanığın bahse konu faturaların gerçek bir ticari ilişki çerçevesinde düzenlendiğini savunması, sahte fatura kullanma suçunda, suçun maddi konusunun fatura olması, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu"nun 227. maddesinin 3. fıkrasındaki ""Bu Kanun"a göre kullanılan veya bu Kanun"un Maliye ve Gümrük Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak kullanma mecburiyeti getirilen belgelerin, öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde bu belgeler vergi kanunları bakımından hiç düzenlenmemiş sayılır"" şeklindeki düzenlemeye göre de, faturaların Vergi Usul Kanunu"nun 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri içermesinin gerekmesi, dosyada faturaların bulunmadığı görülmekle; suça konu faturalardan her takvim yılı için kanaat oluşturacak kadar asılları veya onaylı suretleri dosya içerisine konulup incelenerek, kanunda öngörülen şekil şartlarını taşıyıp taşımadığının tespit edilmesi, sahte olduğu iddia olunan faturaları düzenleyen şirketler hakkında karşıt inceleme raporları düzenlendiği, bu raporlardan ... Ltd. Şti. isimli şirket hakkında düzenlenen raporun dosya içerisinde mevcut bulunduğu, buna karşılık ... İnşaat Ltd. Şti. hakkında "2005 takvim yılında sahte fatura düzenleme" suçuna ilişkin herhangi bir raporun dosya arasında bulunmadığı tespit edilmekle, şirketler hakkında 2005 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan düzenlenen raporların tamamının getirtilmesi, sahte fatura düzenleyen ... Ltd. Şti isimli şirket yetkilileri hakkında Ankara 8. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 12.07.2010 tarih ve 2010/93 Esas-2010/405 karar sayılı ilamı ile atılı suçtan beraat kararı verildiği, Dairemizin 19.12.2013 tarih ve 2012/17137 Esas-2013/19601 Karar sayılı ilamıyla "bu şirket yetkilisi sanık ..."a yönelik 2005 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi" gerekçesiyle bozma kararı verildiği, dosya içerisinde mevcut bulunan Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 22.01.2008 tarih ve 2007/34 Esas-2008/30 Karar sayılı ilamının ise ... İnşaat Ltd. Şti. isimli şirketin "2001 takvim yılında sahte fatura düzenleme" şeklindeki eylemine ilişkin olduğu görülmekle, ilgili şirket yetkilileri hakkında 2005 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan dava açılıp açılmadığının araştırılması, açıldığının tespiti halinde ve birleştirilmesi mümkün olmadığı takdirde, dava dosyaları getirtilip incelenerek bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına intikal ettirilmesi, faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi yönünden mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyeleri, teslim ve tesellüm belgeleri, bedelinin ödendiğine dair ticari teamüle uygun, kanıtlama yeterliliği olan banka hesapları ve kasa mevcuduyla uyumlu geçerli belgeler, faturaları düzenleyenlerin yeterli mal girişi veya üretimi olup olmadığı da dikkate alınarak faturaları düzenleyen şirketler ile sanığın ticari defter ve belgeleri üzerinde gerekli görülmesi halinde bilirkişi incelemesi yaptırılması ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabule göre de;
a) 5237 sayılı TCK"nın 43. maddesine göre "bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi" halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği; somut olayda sanığın aynı takvim yılı içinde farklı tarihlerde birden fazla sahte fatura kullandığının kabul edilmesi karşısında hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması,
b) Faturaların en son 2005 takvim yılının Kasım ayında KDV indiriminde kullanıldığı gözetilerek 21.12.2005 olması gereken suç tarihinin, gerekçeli karar başlığında 2005 yılı olarak eksik yazılması,
c) Sanık hakkında yargılama sürecindeki olumlu tutum ve davranışları uyarınca takdiri indirim uygulandıktan sonra, aynı gerekçeye dayanılarak ve ayrıca suç tarihi itibariyle adli sicil kaydında taksirli bir suçtan mahkumiyeti ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin ilam mevcut olup ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.02.2008 gün ve 346-25 sayılı kararında vurgulandığı üzere, kurulan mahkumiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir hüküm niteliğinde olmadığı, dolayısıyla suç tarihi itibariyle sanığın kasten suç işlediğine dair kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunmadığı gözetilmeden; gösterilen gerekçelerde de çelişkiye düşülecek biçimde 5271 sayılı Kanun"un 231. maddesinin uygulanmasının yer olmadığına karar verilmesi ve ayrıca TCK"nın 51. maddesinde düzenlenen erteleme kurumunun uygulanmama nedeni hususunda denetime olanak verecek şekilde herhangi bir gerekçe gösterilmemesi,
d) 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan yoksunluğun sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK"nın 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 06.03.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.