
Esas No: 1992/3388
Karar No: 1993/457
Karar Tarihi: 22.04.1993
Danıştay 4. Daire 1992/3388 Esas 1993/457 Karar Sayılı İlamı
Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)
Davacı banka, vergi mahkemesi kararına göre 1987 yılında tahakkuk eden ve 1988 yılında sulh yoluyla anlaşılan tazminat tutarı arasındaki farkın 1987 yılının gelirini teşkil etmediği, gayrimenkul ipoteği karşılığı verilen krediler için ayrılan karşılıkların kurumlar vergisi matrahından düşülemeyeceği yolundaki iddiaları ve kaçakçılık cezasının kusura çevrilmesinde isabet bulunmadığı yolundaki iddiaları reddedilmiştir. Ancak, Bankanın alacaklarından dolayı edindiği gayrimenkullerin belli süreler içinde elden çıkarılması gerektiği için amortisman mevzuu teşkil edemeyeceği kabul edilmemiştir. Ayrıca, vakıf istisnasının hesabına ilişkin hüküm fıkrası ile Banka aktifinde geçici olarak bulunan gayrımenkullerin amortismanı yönünden karar oybirliğiyle bozulmuştur.
Kanun maddeleri:
- Bankalar Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası: Bankaların alacaklarından dolayı edindikleri ve en fazla üç yıl içinde elden çıkarmak zorunda oldukları gayrimenkuller geçici olarak aktife alınıp amortismana tabi tutulamaz.
- Vergi Usul Kanunu'nun 313. maddesi: İşletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrımenkullerin değeri yok edilir ve bu mevzu amortisman olarak kabul edilir.
- Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 8. maddesi ve 3332 sayılı Kanunla eklenen 17. madde: Kurumların safi kazanc
Daire : DÖRDÜNCÜ DAİRE
Karar Yılı : 1993
Karar No : 457
Esas Yılı : 1992
Esas No : 3388
Karar Tarihi : 03/02/993
KREDİ ALACAKLARININ TAHSİLİ İÇİN BANKANIN EDİNMEK VE 3 YIL İÇİNDE ELDE ÇIKARMAK ZORUNDA KALDIĞI GAYRİMENKULLERİN, AKTİFTE KALDIKLARI SÜRE İÇİNDE AMORTİSMANA TABİ TUTULACAĞI HK.
Davacı bankanın 1987 takvim yılı işlemlerinin incelenmesi sonucuna göre ikmalen ve re'sen kurumlar vergisi salınmış, kaçakçılık cezası kesilmiştir. Vergi Mahkemesi kararıyla, davacının Devlet tahvili ve Hazine bonosu faizi gelirlerinden indirilmesi gereken ortalama giderin yanlış hesaplanmasından doğan matrah farkı ile örtülü kazanç dağıtımına ilişkin matrah farkı dava konusu yapılmadığından ihtilafsız olduğu,bankaların alacaklarından dolayı edinmek zorunda bulundukları ve Bankalar Kanunu gereğince üç yıl içinde elden çıkarmak zorunda oldukları gayrımenkuller geçici olarak aktife alındıklarından amortismana tabi tutularak ayrılan amortismanların gider olarak yazılamayacağı, gelirlerinin tamamını amaçlarına tahsis eden ve Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara ait istisna safi kurum kazancı yerine bankanın ticari karı esas alınarnak hesaplanamayacağından bu nedenle bulunan farkın yerinde olduğu, 1987 yılında mahkeme kararı ile hükmedilen tazminat tutarı tahakkuk esasına göre gider yazıldıktan sonra 1988 yılında sulh yoluyla ödenmesi kararlaştırılan miktarla bu tutar arasındaki farkın 1988 yılı gelirini teşkil edeceğinden bu tutarın 1987 yılına ait matrah farkı olarak kabul edilemeyeceği, 87/11440 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla gayrimenkul ipoteği karşılığı verilen krediler için ayrılan karşılıkların kurumlar vergisi matrahından gider olarak düşüleceği kabul edildiğinden bu nitelikte ayrılan karşılıkların matrah farkı olarak kabulünde isabet bulunmadığı gerekçesiyle vergi matrahı tadil edilmiş, matrah farklarının defter ve belgelerden çıkarıldığı gözönüne alındığında vergi kaçırma kastıyla davranılmadığı sonucuna varıldığından kaçakçılık cezası kusur cezasına çevrilmiştir.
Vergi Dairesi Müdürlüğü ve davacı mahkeme kararının bozulması istemektedirler.
Vergi Dairesi Müdürlüğünün, 1987 yılında verilen mahkeme kararına göre tahakkuk eden ve 1988 yılında sulh yoluyla anlaşılan tazminat miktarı arasındaki farkın 1987 yılının gelirini teşkil ettiği, gayrimenkul ipoteği karşılığı verilen krediler için ayrılan karşılıkların kurumlar vergisi matrahından düşülemeyeceği yolundaki iddiaları ve kaçakçılık cezasının kusura çevrilmesinde isabet bulunmadığı yolundaki iddiaları vergi mahkemesi kararının dayandığı gerekçeler karşısında yerinde ve kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.
Davacı Bankanın kredi alacaklarının tahsili için edinmek zorunda kal dığı ve Bankalar Kanununun 50.maddesinin beşinci fıkrası gereği en fazla üç yıl içinde elden çıkarmak mecburiyetinde olduğu gayrimenkullerin işletmenin aktifinde yer aldığı, bir yıldan fazla kullanıldığı, yıpranma ve aşınmaya maruz bulunduğu anlaşılmaktadır. Vergi Usul Kanununun 313.maddesinde işletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrımenkullerin değerinin Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre yok edilmesinin amortismanın mevzunun teşkil edeceği açıklanmıştır. Bu durumda Bankanın alacaklarından dolayı edindiği gayrımenkullerin maddede öngörülen şartlar gerçekleştiğine göre, belli süreler içinde elden çıkarılması gerektiğinden söz edilerek amortisman mevzuu teşkil edemeyeceğinin kabulünde isabet bulunmamaktadır.
5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 8.maddesine 3332 sayılı Kanunla eklenen 17.bend ile "kurumların safi kazancından, gelirlerinin tamamını amaçlarına tahsis eden ve Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara sermayeye iştirak nispetinde isabet eden kısmın % 30'nun kurumlar vergisinden müstesna olduğu, bu istisnadan faydalanabilmek için iştirak edilen kurumda yetkili organın, anılan kar hakkında en geç kazancın beyan edildiği tarihe kadar kar dağıtım kararı almış bulunmasının şart olduğu belirtilmiştir. Anılan 17.bendin yazılış tarzına göre, kurumlar vergisine tabi olması gereken safi kurum kazancının,dağıtılmasına karar verilen bölümünün istisnanın hesabına esas alınması gerekir. Beyanı gereken kurumun safi kazancı içinde dağıtılma olanağı bulunmayan kısımların olması bendin düzenleniş biçimi itibariyle hesap tarzının değiştirilmesini gerektirecek nitelikte değildir. Aynı nedenle vakıf istisnasının içinde vergiye tabi olmayan gelirlerin de yer aldığı ticari bilonçoya göre değil, mali bilançoya göre bulunacak safi kurum kazancı üzerinden hesaplanması gerekmektedir. Safi kurum kazancı ise Kurumlar Vergisi Kanununun 13, 14 ve 15.maddelerine göre bir hesap dönemine ait bilonçonun net aktif tutarından bilançoda yer alan borçların düşülmesi sonucu bulunan farka işletmeden çekilen değerlerin eklenmesi, işletmeye eklenmiş olan değerlerin düşülmesi, kanunen kabul edilen ve edilmeyen indirimlerin dikkate alınması ve verğiden müstesna kazanç ve iratların düşülmesi sonucu ortaya çıkan ve üzerinden kurumlar vergisinin hesaplanacağı miktardır. Bu miktardan vakfın bankanın sermayesine iştiraki nispetinde hesaplanacak tutarın % 30 nun vakıf istisnasından yararlanacağı düşünülerek kurum kazancından düşülmesi gerekirken, inceleme raporunda yapılan hesaplamaya göre bulunan matrah farkının aynen kabulünde isabet görülmemiştir.
Bu nedenlerle, vergi dairesi temyiz isteminin reddine, davacı temyiz isteminin kabulüyle ...Vergi Mahkemesinin … günlü ve … sayılı kararının Vakıf istisnasının hesabına ilişkin hüküm fıkrası ile Banka aktifinde geçici olarak bulunan gayrımenkullerin amortismanı yönünden bozulmasına amortismanlar konusunda oyçokluğuyla diğer hususlarda oybirliğiyle karar verildi.
AZLIK OYU:
Bankalar Kanununa göre, Bankaların alacaklarından dolayı edinmek zorunda bulundukları ve üç yıl içinde elden çıkarmak zorunda oldukları gayrımenkuller, işletmede devamlı olarak kullanılamayacağından ve işletme için alım atıma konu ticari varlık, döner kıymet niteliği taşımadığından amortismana tabi tutulmaması gerektiği görüşüyle kararın bu kısmına katılmıyorum.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.