Abaküs Yazılım
22. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/30072
Karar No: 2018/14514
Karar Tarihi: 06.06.2018

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2017/30072 Esas 2018/14514 Karar Sayılı İlamı

22. Hukuk Dairesi         2017/30072 E.  ,  2018/14514 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
    DAVA TÜRÜ : ALACAK

    Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

    Y A R G I T A Y K A R A R I

    Davacı isteminin özeti:
    Davacı vekili müvekkilinin 01/05/2006 tarihinden bu yana muhasebeci olarak çalışmış bulunduğu davalı işyerinden 15/03/2009 tarihinde işverenin haksız olarak iş akdini feshetmesi nedeniyle ayrılmak zorunda kaldığını, haksız olarak işine son verilen müvekkilinin iş müfettişliğine yaptığı başvurusunun olumsuz sonuçlanmış olsa bile bu raporun yargı kararı sayılamayacağından, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, hafta tatili, yıllık ücretli izin, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile fazla mesai ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
    Davacı, Mahkemece 2010/609 esas sayılı dosyada alınan bilirkişi raporu doğrultusunda 08.01.2013 tarihinde yeni bir dava açarak taleplerini arttırmış, davaların birleştirilmesini talep etmiştir.
    Davalı cevabının özeti:
    Davalı vekili davacının, müvekkilinin yanından ayrılırken 05/04/2009 tarihinde kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerini aldığına ilişkin olarak ibraname imzaladığını, söz konusu ibranameye göre kullanılmayan izin ücreti olarak 786,95 TL ihbar tazminatı olarak 786,95 TL ve kıdem tazminatı olarak 1.940,67 TL nin kendisine ödendiğini ve bu paraları aldığını beyan ederek, müvekkili şirketi yazılı olarak ibra ettiğini, müvekkilinin şirkete yazılı olarak ibraname verdikten sonra davacının dava açmasının tamamen kötü niyetinin göstergesi olduğunu, davacının, müvekkili şirket hakkında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına aynı iddialarla başvuru yaptığını, müvekkili şirket hakkında yapılan soruşturma sonunda, müvekkilinin hiçbir hukuksuzluğunun olmadığının tespit edildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
    Mahkeme kararının özeti:
    Mahkemece, davaların birleştirilmesine karar verilmiş, dosya içerisinde bulunan ibranamedeki yazıların farklı kalemlerden çıktığının anlaşıldığı gerekçesiyle ibranameye itibar edilmemiş, asıl davadaki taleplerin kabulüne, birleşen davadaki taleplerin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Temyiz:
    Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
    Gerekçe:
    1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
    2-Davalı tarafından dosyaya sunulan ibranamelere değer verilip verilemeyeceği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
    İşçi ve işveren arasında işverenin borçlarının sona erdirilmesine yönelik olarak Türk Borçlar Kanunu"nun yürürlülüğü öncesinde yapılan ibra sözleşmeleri yönünden geçersizlik sorunu aşağıdaki ilkeler dahilinde değerlendirilmelidir:
    İş ilişkisi devam ederken düzenlenen ibra sözleşmeleri geçersizdir. İşçi bu dönemde tamamen işverene bağımlı durumdadır ve iş güvencesi hükümlerine rağmen iş ilişkisinin devamını sağlamak veya bir kısım işçilik alacaklarına bir an önce kavuşabilmek için iradesi dışında ibra sözleşmesi imzalamaya yönelmesi mümkün olup. Dairemizin kararlılık kazanmış uygulaması bu yöndedir
    İbranamenin tarih içermemesi ve içeriğinden de fesih tarihinden sonra düzenlendiğinin açıkça anlaşılamaması durumunda ibranameye değer verilemez
    İbranamenin geçerli olup olmadığı 01.07.2012 tarihine kadar yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu"nun irade fesadını düzenleyen 23-31. maddeleri yönünden de değerlendirilmelidir. İbra sözleşmesi yapılırken taraflardan birinin esaslı hataya düşmesi, diğer tarafın veya üçüncü şahsın hile ya da korkutmasıyla karşılaşması halinde, ibra iradesinden söz edilemez.
    Öte yandan 818 sayılı Borçlar Kanunu"nun 21. maddesinde sözü edilen aşırı yararlanma (gabin) ölçütünün de ibra sözleşmelerinin geçerliliği noktasında değerlendirilmesi gerekir.
    İbranamedeki irade fesadı hallerinin, 818 sayılı Borçlar Kanunu"nun 31. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmesi gerekir Ancak, işe girerken alman matbu nitelikteki ibranameler bakımından iş ilişkisinin devam ettiği süre içinde bir yıllık süre işlemez.
    İbra sözleşmesi, varlığı tartışmasız olan bir borcun sona erdirilmesine dair bir yol olmakla, varlığı şüpheli ya da tartışmalı olan borçların ibra yoluyla sona ermesi mümkün değildir. Bu sebeple, işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir borcun ibraya konu olması düşünülemez. Savunma ve işverenin diğer kayıtları ile çelişen ibra sözleşmelerinin geçersiz olduğu kabul edilmelidir.
    Miktar içeren ibra sözleşmelerinde ise, alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş olur. Buna karşın kısmi ödeme hallerinde, ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir. Miktar içeren ibranamenin çalışırken alınmış olması makbuz etkisini ortadan kaldırmaz
    Miktar içermeyen ibra sözleşmelerinde ise geçerlilik sorunu titizlikle ele alınmalıdır.
    İrade fesadı denetimi yapılmalı ve somut olayın özelliklerine göre ibranamenin geçerliliği konusunda çözümler aranmalıdır. Fesihten sonra düzenlenen ve alacak kalemlerinin tek tek sayıldığı ibranamede, irade fesadı haller ileri sürülüp ispatlanmadığı sürece ibra iradesi geçerli sayılmalıdır.
    Yine, işçinin ibranamede kanuni haklarını saklı tuttuğuna dair ihtirazi kayda yer vermesi ibra iradesinin bulunmadığını gösterir
    lbranamede yer almayan işçilik alacakları bakımından, borcun sona erdiği söylenemez. İbranamede yer alan işçilik alacaklarının bir kısmı yönünden savunma ile çelişkinin varlığı ibranameyi bütünüyle geçersiz kılmaz. Savunma ile çelişmeyen kısımlar yönünden ibra iradesine değer verilmelidir. Başka bir anlatımla, bu gibi durumlarda ibranamenin bölünebilir etkisinden söz edilebilir. Bir ibraname bazı alacaklar bakımından makbuz hükmünde sayılırken, bazı işçilik hak ve alacakları bakımından ise çelişki sebebiyle geçersizlikten söz edilebilir. Aynı ibranamede çelişki bulunmayan ve miktar içermeyen kalemler bakımından ise borç ibra yoluyla sona ermiş sayılabilir.
    İbraname savunması, hakkı ortadan kaldırabilecek itiraz niteliğinde olmakla yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir.
    Somut olayda davalı tarafından dosyaya sunulan 05.04.2008 tarihli ibraname fotokopisi bulunmaktadır. Mahkemece ibranamedeki yazıların farklı kalemlerden çıktığı gerekçesiyle ibranameye itibar edilmemiştir. Davacı ,ibranamedeki imzaya itiraz etmeyip, işe girerken boş kağıda imza attığını,bu sebeple ibranamenin geçersiz olduğunu iddia etmiş ise de, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müfettişince düzenlenen raporda ibranamenin geçerli olduğu belirtilmiştir.
    4857 sayılı Kanun’un 91. maddesinin 2. fıkrasında, “30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu"nun 10. maddesine istinaden iş sözleşmesi fiilen sona eren işçilerin kanundan, iş ve toplu iş sözleşmesinden doğan bireysel alacaklarına ilişkin şikayetleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bölge müdürlüklerince incelenir” denilmiştir.
    4857 sayılı Kanun"un 92. maddesinin 3. fıkrasında ise, “Çalışma hayatını izleme, denetleme ve teftişe yetkili iş müfettişleri ile işçi şikayetlerini incelemekle görevli bölge müdürlüğü memurları tarafından tutulan tutanaklar aksi ispatlanıncaya kadar geçerlidir. İş müfettişleri tarafından düzenlenen raporların ve tutulan tutanakların işçi alacaklarına ilişkin kısımlarına karşı taraflarca otuz gün içerisinde yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir. İş mahkemesinin kararına karşı taraflarca 5521 sayılı Kanun"un 8. maddesine göre kanun yoluna başvurulabilir. Kanun yoluna başvurulması iş mahkemesince hüküm altına alınan işçi alacağının tahsiline engel teşkil etmez.” hükmüne yer verilmiştir.
    Dosya içeriğinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müfettişince düzenlenen rapora itiraz edildiğine dair bilgi ve belge bulunmamakta olup, raporun aksi ispat edilememiştir. İbranamede kıdem,ihbar ve yıllık izin alacağı yönünden miktarlar tablo halinde belirtilmiş olup, tablo içerisindeki yazı ve rakamların aynı kalemden çıktığı anlaşılmaktadır. İbraname mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde düzenlendiğinden ve muhasebe müdürü olarak çalışmış olan davacı tarafından irade fesadı iddiası ve imza itirazı da bulunmadığından ibranameye değer verilerek, belirtilen miktarların mahsup edilmek suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
    3-Birleşen davadaki ihbar tazminatı, fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ve yıllık izin alacaklarına birleşen dava tarihi olan 08/01/2013 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken asıl dava tarihi olan 03/11/2010 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru olmamıştır.
    Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 06.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi