
Esas No: 2020/6942
Karar No: 2021/1648
Karar Tarihi: 22.02.2021
Resmi belgede sahtecilik - özel belgede sahtecilik - Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2020/6942 Esas 2021/1648 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
A) Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulu"nun 14.10.2008 tarih ve 49/219 sayılı kararında da açıklandığı üzere; ceza yargılamasının amacı, somut gerçeğin ortaya çıkarılması olup bunun için başvurulan kanıtlama araçlarından biri de belgelerdir. Yargılama makamları suç isnadı nedeniyle oluşan uyuşmazlığı çözümlerken ele geçirilen ya da iddia ve savunma doğrultusunda sunulan belgelerin güvenilirliğini de denetlemek durumundadırlar. Güvenilirliğin denetlenebilmesi için, belgenin aslının veya bunun olanaklı olmaması halinde de aslına uygunluğu yetkili makam veya kişilerce onanmış örnek ya da kopyalarının dosyaya konulması gerekir. Yine Ceza Genel Kurulu‘nun 14.10.2003 tarih ve 232/250 sayılı kararında açıklandığı üzere, suça konu belgenin fotokopi olması durumunda hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığı, aslı bulunamayan belgelerin aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığının da tespit edilemediği, fiili iğfalin aldatma niteliğini göstermeyeceği kabul edilmektedir. Bu itibarla, somut olayda suça konu belgenin fotokopisinin bulunduğu ancak fotokopi belge üzerindeki mührün tam olarak anlaşılmadığı, aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığının tespiti için belge aslının incelenmesi gerektiği ve belge aslının aşamalarda ele geçirilemediğinin anlaşılması karşısında, sanığın unsurları itibarıyla oluşmayan resmi belgede sahtecilik suçundan beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet hükmü kurulması yasaya aykırı,
2- Kabule göre de;
5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesi‘nin 08/10/2015 tarih 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
B) Sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın ve müdafinin diğer temyiz talepleri yerinde görülmemiştir, ancak;
1- Sanığın, Digitürk Televizyon İçerik Hizmetleri Sözleşmesi’ni katılan adına sahte imza ile düzenleyerek abonelik tesis ettirdiği iddiasıyla açılan kamu davasında, hüküm tarihinden önce 10.11.2008 tarih ve 27050 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanun’un 104 ve 105. maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu"nun 63. maddesinin 10. fıkrası ile yaptırıma bağlanan, aynı Kanun’un 56. maddesinin 2. fıkrasındaki "İşletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez" ve 5. fıkrasındaki "Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz" hükümleri ile TCK"nin 7. maddesi karşısında; özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu"nun 56. maddesindeki düzenleme uyarınca sanığa ön ödeme önerisinde bulunulup sonucuna göre hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Sanığa isnat edilen ve adli para cezasını gerektiren 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu"nun 56. maddesinde düzenlenen suç yönünden hükümden sonra, 19.08.2020 tarihinde 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 25.06.2020 tarih ve 2020/16 esas ve 2020/33 sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarihli 7188 sayılı Kanunun 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin, aynı bentte yer alan “basit yargılama usulü” ibaresi bakımından Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması nedeniyle, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3- Kabule göre de; uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun, kendi alt soyu üzerindeki yetkileri açısından hiçbir şekilde uygulanamayacağı, kendi altsoyu dışında kalan kişiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin, Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih , 2014/140-2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK"nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 22.02.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.