21. Hukuk Dairesi 2015/21914 E. , 2016/3845 K.
"İçtihat Metni"
Davacılar, Kurumca düzenlenen ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacılar vekili tarafından duruşmalı, davalı vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davacı A.. O.."un tüm; davacı A.. A.. ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu"nun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı A.. O.. yönünden hak düşürücü süre nedeni ile reddine ve takip konusu alacağın %10"u oranında miktarının davacıdan tazmini ile davalı kuruma verilmesine; davacı yönünden davacının borç döneminde temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu başkanı olarak görev yapması nedeniyle davanın reddine ve takip konusu alacağın %10"u oranında miktarının davacıdan tazmini ile davalı kuruma verilmesine; davacı yönünden ise davacının temsil ve ilzam yetkisini haiz yönetim kurulu üyesi olmaması nedeniyle hakkında çıkartılan ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, dava dışı ile . AŞ."nin adi ortak oldukları İş Ortaklığı"nın Kurum"a olan prim ve idari para cezası borçları nedeniyle davacılar hakkında ayrı ayrı 20/02/2015 tarihli muhtelif sayılı, 2007/3, 4, 11, 12, 2008/3, 4 dönemlerine ilişkin (prim) takip numaralı, 2007/5 - 10, 2008/1,2 dönemlerine ilişkin 2015/10310 (prim) takip numaralı, ve 2007/10 dönemine ilişkin 2012/40327 (idari para cezası) takip numaralı ödeme emirleri ile 6183 sayılı Kanun gereğince takip başlatıldığı, ticaret sicil bilgilerine göre adi ortaklığa ait firma sicil kaydına rastlanılmadığının bildirildiği, . A.Ş."nin ticaret sicil bilgilerinden davacıların 10/01/2007 tarih 12, 13 ve 14 sayılı Yönetim kurulu kararlarıyla mezkur şirketin yönetim kurulu üyesi olarak seçildikleri, 12/01/2007 tarih 15 sayılı yönetim kurul kararıyla da davacı A.. A.."in temsil ve ilzam yetkisiyle Yönetim kurulu başkanı olarak seçildiği, diğer davacıların ise temsil ve ilzam yetkilerinin bulunmadığı, 17/04/2008 tarihli olağan genel kurul toplantısıyla da davacıların yönetim kurulu üyelikleri ve davacı A.. A.."in temsil ve ilzam yetkisiyle birlikte Yönetim kurulu üyeliği ve başkanlığının son bulduğu, dosya içerisinde davacı A.. A.. için çıkartılan takip numaralı ödeme emrinin davacıya tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ belgesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı ise 506 sayılı Kanunun 80, 5510 sayılı Kanunun 88 ve 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesi olup, davadaki sorunun bu maddeler ile birlikte değerlendirilerek çözüme kavuşturulması gerektiği ortadadır.
5510 sayılı Kanun"un yürürlük süresiyle ilgili 108/1-c maddesinde, Kanun"un 88. maddesinin 01/07/2008 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.
Davanın yasal dayanığını oluşturan 506 sayılı Kanunun 80/12. maddesinde sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici ve yetkililerinin kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları, 5510 sayılı Kanunun 88/20. maddesinde de Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcilerinin Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları bildirilmiştir.
5510 sayılı Kanunun 88/20. maddesi 506 sayılı Kanunun 80/12. maddesinden farklı olarak, tüzelkişiliği haiz işverenlerin üst düzeydeki yönetici ve yetkilileri yanında, şirket yönetim kurulu üyelerini de sorumlu tutmaktadır.
Öte yandan; 506 sayılı Kanun"un 80/1. maddesinde " İşveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecburdur." hükmü yer almakta olup, önce prime esas kazançlara ilişkin Kurum Tebliği, ardından bu tebliği yürürlükten kaldıran İşveren Uygulama Tebliği, bu süreyi "takip eden ayın sonuna kadar" olarak belirlemiştir. Tebliğ"de "Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalıları çalıştıran işverenler, bir ay içinde çalıştırdıkları sigortalıların prime esas kazançları üzerinden hesaplanacak sigortalı hissesi prim tutarlarını sigortalıların ücretlerinden keserek, kendi hissesine isabet eden prim tutarlarını da bu tutarlara ekleyerek en geç takip eden ay/dönemin sonuna kadar Kuruma ödeyeceklerdir.
Ödeme süresinin son gününün resmi tatile rastlaması halinde, prim tutarları, en geç son günü izleyen ilk iş günü içinde Kuruma ödenecektir." hükmü düzenlenmiştir. Bu durumda örneğin, ocak ayında doğan prim borcunun, takip eden şubat ayı sonuna kadar ödenmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesinde asıl borçlu hakkında yapılan yasal takip ve araştırmalar sonucu kamu alacağının tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde, yasal temsilcisine ödeme emri çıkarabileceği bildirilmiş ise de; 6183 sayılı Kanun 506 ve 5510 sayılı Kanunlara göre daha genel bir Kanun durumunda olup uygulamada da benimsendiği üzere öncelik özel Kanun hükümlerine tanınacağından, özel kanun niteliğinde olan 506 sayılı Kanunun 80. maddesi ve 5510 sayılı Kanunun 88. maddesi karşısında, somut olayda borç dönemleri bakımından 506 sayılı Kanunun 80. maddesinin uygulanması gerektiği, davacı A.. A.."in dava dışı borçlu Ortaklığı"nın adi ortağı olan AŞ."nin Yönetim kurulu üyeliği ve başkanlığından 17/04/2008 tarihinde ayrıldığı anlaşıldığından, yukarıda anlatılanlar ışığında, davacının takip numaralı ödeme emrinin 2008 yılının 4. ayına ait borcunu bir sonraki ayın son gününe kadar ödeyebileceği, bu nedenle de 2008/4. dönem borcundan sorumlu olmayacağı açıktır.
Yapılacak iş; davacı A.. A.."in 2008/4. dönem borcundan sorumlu olmayacağı anlaşıldığından bu dönem bakımından davanın kabulüne karar vermekten ibarettir.
Öte yandan; davacı A.. A.. için çıkartılan takip numaralı ödeme emrinin davacıya tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ belgesinin dosya içerisinde bulunmadığı anlaşıldığından, mezkur ödeme emri bakımından da, tebliğ belgesinin ilgili Kurum şubesinden getirtilerek, davanın 7 günlük hakdüşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığının araştırılmaması da hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı A.. A.. ve davalı Kurum"un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı A.. A.. yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden A.. A.."e iadesine,
aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davacı A.. O.."a yükletilmesine, 08.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.