1. Hukuk Dairesi 2014/16667 E. , 2017/1097 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Asıl davada davacı, maliki olduğu 1964 ve 1965 parsel sayılı taşınmazları babası ...’ın eski bir vekaletnameye dayanarak davalı teyzesi ...’e satış yoluyla devrettiğini, babası ...’ın kendisine olan kızgınlığı nedeniyle satış işlemini yaptığını, vekil ile davalının iş birliği içerisinde hareket ettiğini, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını ileri sürerek çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının iptalini istemiş, birleştirilen 2010/102 E sayılı davada; davanın reddini savunmuştur.
Birleştirilen 2013/697 Esas sayılı davada davacı ..., asıl davadaki iddialarını tekrarlayarak çekişmeli taşınmazların adına tescilini ve asıl dava ile dosyanın birleştirilmesini istemiştir.
Asıl davada davalı, çekişmeli taşınmazların ... tarafından davacıya bedelsiz devredildiğini, davacının basiretsiz yönetim ile borca battığını, ...’ın davacıdan vekaletname alarak işleri idare etmeye başladığını, borçları ödeyebilmek için ...’ın kendisinden 35.000,00 TL borç aldığını, bu borcu ödemek için davacının haberi dahilinde taşınmazları satışa çıkardığını, alıcı çıkmaması üzerine borcuna mahsuben taşınmazları satın aldığını bildirip davanın reddini savunmuş, birleştirilen 2010/102 E sayılı davada ise; davalı ...nun çekişme konusu 1965 parsel sayılı taşınmaza haklı ve geçerli bir neden olmaksızın müdahale ettiğini ileri sürerek davalının el atmasının önlenmesi ile şimdilik 3.000,00 TL ecrimisil alınmasını istemiştir.
Fer’i müdahil, eşi ...’ın kendisi ile kızından mal kaçırmak için taşınmazları oğlu ... üzerinde tescil ettirdiğini, davacının çekişmeli taşınmazların alımında ve üzerine inşa edilen binalarda bir katkısının olmadığını, daha sonra eşinin durumu düzeltmek için taşınmazları vekaletname ile davalıya devrettiğini bildirip davalı yanında davaya müdahil olmak istemiştir.
Asıl davanın kabulüne, birleştirilen 2010/102 Esas sayılı davanın reddine ilişkin karar, Dairece; “Hal böyle olunca, asıl davanın davacısına tescil davası açması yönünde olanak tanınması ve tescil davası açılması halinde birleştirilmesi, ondan sonra toplanan ve toplanacak olan deliller birlikte değerlendirilerek asıl ve birleştirilen davalar bakımından bir karar verilmesi gerekirken, anılan husus göz ardı edilerek işin esasına ilişkin olarak hüküm kurulmuş olması doğru değildir. " gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, davacı tarafından açılan tescil istemli dava ile eldeki davanın birleştirilmesine karar verilmiş ve yapılan yargılama neticesinde asıl davanın kabulü ile çekişme konusu 1964 ve 1965 parsel sayılı taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline, birleştirilen 2010/102 E sayılı davanın ise reddine karar verilmiştir.
Karar, asıl dosyada davalı-birleştirilen dosyada davacı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 07.03.2017 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... vekili Avukat ... fer"i müdahil vekili Avukat ...a geldiler, davetiye tebliğine rağmen davalı ... vekili Avukat Tülin ... gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Asıl davada davalı – birleştirilen davada davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir, Reddine.
Ancak; asıl dava 50.000,00 TL, birleştirilen dava ise 100.000,00 TL değer gösterilmek suretiyle açılmış, mahkemece yapılan keşif sonucu çekişme konusu taşınmazların dava tarihi itibarıyla toplam değerleri 224.813,00 TL olarak belirlenmiştir.
Bu durumda, hüküm altına alınması gereken nispi karar ve ilam harcının; davaya konu edilen taşınmazların dava tarihi itibarıyla toplam ( 224.813,00 TL ) değerleri üzerinden hesaplanması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile asıl dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden eksik harca hükmedilmesi doğru değildir.
Ne var ki; anılan bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; hükmün 3. bendinin tamamıyla hükümden çıkarılarak yerine 3. bent olarak "Alınması gerekin 15.356,97.-TL nispi harçtan peşin alınan 675.-TL ile birleştirilen 2013/697 Esas sayılı dosyasında peşin alınan 1.707,75.-TL harç toplamı olan 2.382,75.-TL"nin mahsubu ile bakiye 12.974,22.-TL harcın davalıdan alınarak Hazine"ye gelir kaydına" ibaresinin yazılmasına, asıl dosyada davalı-birleştirilen dosyada davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulü ile 6100 sayılı HMK"nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK"nun 438/7. maddesi hükmün bu şekliyde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 1.480.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 07.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.