12. Ceza Dairesi 2018/425 E. , 2019/8834 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : Her üç sanık için; TCK’nın 85/1, 62, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle öldürme suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler, sanıklar müdafiileri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanık ...’ın yokluğunda verilen hükmün sanığa 14.01.2015 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, karardan sonra vekaletname ibraz eden sanık müdafiin de hükmü CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen yasal bir haftalık süre içinde 20.01.2015 tarihinde temyiz ettiğinin anlaşılması karşısında; tebliğnamede temyiz isteminin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle temyiz talebinin reddini öneren görüşe iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
Sanıklar ... ve ... hakkında hükmolunan 1 yıl 8 ay süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında hesap hatası yapılarak 12.100 TL yerine 10.100 TL olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ... müdafiin, sanığın yerel mahkemenin kimin asıl işveren kimin alt işveren olduğuna ilişkin tespit yapmadan eksik inceleme ile karar verdiğine, sanık ... müdafiin, kazanın nasıl meydana geldiği konusunda açıklık bulunmadığına, yönelik temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
2-Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz istemlerinin incelenmesine gelince ise;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, firmasının inşaatın kaba imalatından sorumlu olduğuna, isnat duvarı yapımının Rapidus adlı inşaat firmasının sorumluluğunda bulunduğuna, sanığın olayda kusurunun olmadığına, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kanun hükümlerinin uygulanmadığına, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna yönelik temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanık ... hakkında hükmedilen 2 yıl 6 ay hapis cezanın TCK’nın 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılması sırasında 2 yıl 1 ay hapis cezası yerine 2 yıl 3 ay hapis cezası hesap edilmesi ve adli para cezasına çevrilmesi sırasında sonuçta 15200 TL yerine 16200 TL olarak fazla ceza tayini,
2-Sanık hakkında hükmedilen uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken uygulanan Kanun maddesinin TCK’nın 50/4 delaletiyle 50/1-a gösterilmemesi suretiyle CMK"nın 232/6. maddesine ve adli para cezasının belirlenmesine esas alınan tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle TCK"nın 52/3. maddesine aykırı hareket edilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün (1.) ile numaralandırılan ikinci paragrafında “2 yıl 3 ay“ ibaresinin çıkarılarak yerine “2 yıl 1 ay"" ibaresinin ve hükmün (1.) ile numaralandırılan üçüncü paragrafının hükümden çıkarılarak yerine “sanığın kişilik ve sosyal özellikleri nazara alınarak, sanığa verilen hapis cezasının TCK"nın 50/4. maddesi delaletiyle 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine, sanığa verilen adli para cezasının TCK"nın 52/3. maddesi gereğince 760 tam gün karşılığı adli para cezası olarak belirlenmesine, TCK"nın 52/2. maddesi gereğince sanığın ekonomik ve şahsi halleri göz önünde bulundurularak bir gün karşılığı adli para cezasının takdiren 20 TL olarak hesabıyla 15.200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmek suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.