4. Hukuk Dairesi 2015/2001 E. , 2015/6035 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 29/09/2014 gün ve sayılı ilamıyla 2014/12513-2014/12517 karar verilmiştir. Süresi içinde davalı ... ve ... vekilleri tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK’nun 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Temyiz ilamında bildirilen gerektirici nedenler karşısında tarafların Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun değişik 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddine ve aynı kanunun 442/3. ve 4421 sayılı Kanunun 2. ve 4/b-1. maddeleri gereğince takdiren 248,00"er TL para cezasının karar düzeltme isteyenlerden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine ve aşağıda yazılı ret karar harcının 57,60 TL"sini davalı ..."a, 57,60 TL"sinin de davalı ..."e yükletilmesine, peşin alınan harcın bundan mahsubuna 12/05/2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, çevreye zarar verdiğinden bahisle fabrika binasının yapımının durdurulması ve idari yargı kararını uygulamadığı gerekçesi ile ilgili Belediye başkanı hakkında, fabrika binasının yapımının temini bakımından imar planlarında değişiklik yaptıkları iddiası ile Başbakan ve Bayındırlık bakanı hakkında idari yargıda dava açan asiller ve bu davalarda asillerin vekili olarak duruşmalara katılan avukatların manevi tazminat istemi davasıdır
Yerel mahkeme idari yargıda davayı takip eden avukatların kendi adlarına tazminat isteme ve dava açma ehliyet ve sıfatlarının bulunmadığı, Başbakan ve Bayındırlık bakanının ise idari yargı kararını uygulayacak (yerine getirecek) makam ve kişi olmadıkları gerekçesi ile bu kişilerle ilgili davaları reddetmiştir. Yargıtay yüksek özel dairesi ise, idari yargıda vekil olarak dava açan avukatların da idari yargı kararının uygulanmaması halinde kendi adlarına tazminat davası açabileceklerini, Başbakan ve Bayındırlık bakanının ise imar planlarında değişiklik yapmak suretiyle idari yargı kararının yerine getirilmesini etkisizleştirdikleri ve bu suretle açılan tazminat davasında sorumlu olduklarına işaretle kararı bozmuştur.
Bu duruma göre, yerel mahkeme ile ilgili özel yüksek Yargıtay dairesi arasındaki uyuşmazlık;
İdari yargıda dava açan asillerin yanında davaları vekil olarak takip eden avukatlarında idari yargı kararının uygulanmaması (yerine getirilmemesi) nedeni ile kendi adlarına tazminat davası açma, aktif davacı olma sıfatlarının olup olmadığı ve imar planlarında değişiklik yapmaları nedeni ile Başbakan ve Bayındırlık bakanının eylemlerinin idari yargı kararını uygulamamak (yerine getirmemek) olup olmadığı, bunun sonucu olarak tazminatla sorumlu tutulup tutulmayacakları konularında toplanmaktadır.
1- İdari yargı kararının yerine getirilmemesi nedeni ile bir kişinin tazminat davası açabilmesi için, idari yargıda kendi adına açılmış bir dava olması ve bu dava sonunda verilmiş kararın davalı kamu görevlilerince yerine getirilmemiş olması gerekir.
Somut olayda; avukatların kendi adlarına idari yargıda açılmış bir davaları yoktur. Vekil olarak idari yargıda dava açan avukat 1136 sayılı Avukatlık Kanunu"nun 163 ve 164 ncü maddeleri gereğince kendisinden hukuki yardım alınan ve hukuki yardımına karşılıkta kendisine ücret ödenen kişidir. Dolayısıyla vekil olarak dava açan avukatın adına dava açtığı asil gibi, idari yargı kararının yerine getirilmemesi nedeniyle kendi adına tazminat davası açması düşünülemez. Yine Avukatlık Kanunu"nun 47 nci maddeside böyle bir dava açılmasını yasaklamıştır. Zira, avukat el koyduğu çekişmeli işe ait hakları edinmekten veya bu hakların edinilmesine aracılık etmekten yasaklanmıştır.
O halde, vekil olarak asil adına idari yargıda dava açan avukatın idari yargıdan aldığı kararın yerine getirilmemesi nedeniyle kendi adına tazminat davası açma hak ve sıfatı olmadığından avukatların açtığı davaların aktif davacı olma sıfatları bulunmadığından husumet nedeniyle reddedilmesi gerektiği;
2- İdari yargı kararlarının kamu görevlilerince yerine getirilmemesi nedeniyle açılacak davalar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu"nun 28/4 ncü maddesinde düzenlenmiştir.
Bu maddeye göre kamu görevlisi hakkında idari yargı kararını yerine getirmediği gerekçesi ile tazminat davası açabilmek için öncelikle davacının idari yargı kararının tarafı olması diğer bir deyişle aktif davacı olma sıfatının bulunması, davalı kamu görevlisinin de verilmiş bulunan idari yargı kararını yerine getirecek yetkili ve görevli kişi ve makam olması sonrada yetkili ve görevli kamu görevlisinin idari yargı kararını 60 gün içinde kasten yerine getirmemiş olması gerekir.
Somut olayda; idari yargıda davacıların dava açma amaçları çevreye zarar vereceği düşüncesi ile yapılmakta olan fabrika inşaatının yapımının durdurulmasıdır. Bir binanın yapımına izin (ruhsat) verip vermemek binanın bulunduğu yere göre mahalli İdareler olarak ya Belediye başkanlığı ya da mülki amir olarak ilgili Valilik makamıdır. Bu makamlar yürürlükteki imar planlarına göre izin verirler veya vermezler. Dolayısıyla fabrika binasının yapımına izin verip vermemek veya bu maksatla verilmiş idari yargı kararını yerine getirmek yukarıda bahsedilen mahalli idare makamlarına aittir. Bu anlamda fabrika binasının yapımının durdurulması ile ilgili idari yargı kararını uygulayacak makam Başbakan ve Bayındırlık bakanı değildir. Zira, Başbakan veya Bayındırlık bakanının görevleri arasında inşaatlara izin (ruhsat) vermek yoktur. Somut olayda söz konusu fabrika binasının yapımına da bu kişiler izin (ruhsat) vermemişlerdir. Dolayısıyla, bu konudaki İdari yargı kararını yerine getirmeleri de Başbakan ve Bayındırlık bakanından beklenemez.
Başbakan ve Bayındırlık bakanı bu süreçte imar planlarında değişiklik yapmışlardır. İdari yargıda, imar plan değişikliği sonrada iptal edilse dahi imar planlarında değişiklik yapmak Başbakanlığın veya Bayındırlık Bakanlığının yasalarla kendilerine verilmiş yetki ve görevidir. Bu yetki ve görevlerini kullanmaları idari yargı kararını yerine getirmedikleri anlamı taşımaz. Zira, nasıl idarenin işlem eylemlerini denetlemek idari yargının görevi ise imar planlarında değişiklik yapmak Başbakanlık ve Bayındırlık Bakanlığının yasalarca verilmiş yetki ve görevleridir. İdari yargı Başbakanlığın veya Bayındırlık Bakanlığının bu yetki ve görevlerini ortadan kaldıracak ellerinden alacak şeklide karar veremez. Vermeye kalkarsa bu kuvvetler ayrılığı sistemine aykırılık teşkil eder ve yürütmeye karşı yargının üstünlüğü sonucu doğurur. Dolasıyla, iptal edilse dahi imar planlarında değişiklik yapmak Başbakanlık ve Bayındırlık Bakanlığının yetki ve görevidir. Görevleri yapmaları idari yargı kararını uygulamamak yerine getirmemek anlamını taşımaz ve 2577 sayılı Kanun"un 28/4 üncü maddesi kapsamından değerlendirilemez. Diğer yandan sonuç olarak imar planları iptal edilse bile, ortaya çıkan duruma ve idari yargı kararına göre somut olaydaki fabrika binasının durdurulması veya yıktarılması yetki ve görevi yine de mahalli idarelere yani belediye başkanlığı veya yerine göre Valilik Makamına aittir. Başbakanlık veya Bayındırlık Bakanlığının fabrika binasının inşaatının durdurulması veya yıktırılması ile ilgili idari yargı kararını uygulama görevleri yoktur. Bu nedenlerle Başbakanlık ve Bayındırlık Bakanının idari yargı kararını yerine getirmeme gibi bir eylemleri olamayacağından ve olmadığından haklarında açılan tazminat davalarından dolayı tazminatla sorumlu tutulamazlar. Haklarındaki davanının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekir.
Düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki düşüncelerine katılmıyorum.12/05/2015