21. Hukuk Dairesi 2016/546 E. , 2016/4375 K.
"İçtihat Metni"
Davacı, yetim aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptaliyle yeniden bağlanmasına ödenmeyen aylıkların faiziyle tahsiline, karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının boşandığı eski eşiyle birlikte yaşamaya devam etmesi ve muvazaalı boşanmış olması sebebiyle babasından almakta olduğu yetim aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile kesildiği tarihten itibaren yeniden aylık bağlanması, geriye dönük olarak istenen miktarlara yönelik işlemin iptali ve kesilen aylıkların ait oldukları ay itibariyle işleyecek yasal faizi ile Kurum"dan tahsili istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece, davacı ve eski eşinin MERNİS kayıtlarına göre ayrı adreslerde yaşadıkları, tutanak tanığı ve davacının dünürü olan M.. A.. ile diğer davacı tanıklarının beyanı dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; hakkında verilen boşanma kararı kesinleşen davacıya müteveffa babası üzerinden hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla bağlanan ölüm aylığının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının belirlendiği gerekçesiyle davalı Kurumca gerçekleştirilen işlemle 26/10/2008 tarihi itibariyle kesilerek, 26/10/2008-25/10/2012 döneminde yersiz ödendiği ileri sürülen aylıklar yönünden borç tahakkuk işleminin tesis edildiği anlaşılmakta olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda istem aynen hüküm altına alınmıştır.
Davacının eski eşi ile 25/04/2001 tarihinde boşandıkları, davalı Kurum"a isimsiz ve imzasız 29/04/2001 tarih varide sayısına kaydedilen mektupla yapılan ihbarla davacı ile eski eşinin boşanmalarına rağmen birlikte yaşamaya devam ettiklerinin ihbar edildiği, bu ihbar üzerine davalı Kurum tarafından yapılan teftiş neticesinde verilen 26/07/2012 tarih sayılı denetim raporu içeriğine göre; davacı ile boşandığı eşinin mernis kayıtlarında farklı adreslerde ikamet ettiklerinin tespit edilmesi nedeniyle, öncelikle davacının eski eşi "ün mernis kaydına göre ikamet ettiği oğlu "ün adresine gidildiği, bina görevlisi Y.. K.."nun imzalı beyanından, araştırma yapılan adreste davacının oğlu Mustafa ile Mustafa"nın eşinin ikamet ettiği, bazen Mustafa"nın annesi (davacı) ile babasının birlikte gelerek bir hafta kadar kalıp gittiklerini ve "nın eşinin evi terkettiği dönemde "nın annesi (davacı) ile babasının bir ay boyunca Mustafa"nın evinde kaldıklarını beyan ettiği, teftiş için buradan hareketle davacının ikamet adresine gidildiği, teftiş gözleminden, apartmana girileceği sırada kamelyada oturanların bulunduğu, bir kişinin müfettiş geldiği sırada hızla uzaklaştığı, davacının kızı olan M.. A.."a uzaklaşan kişinin kim olduğunun sorulması üzerine kayınpederi M.. A.."ın uzaklaştığının beyan edildiği, M.. A.."dan uzaklaşan kişinin aranması istenildiğinde 0536 379.. numaralı telefondan apartman önünden uzaklaşarak giden M.. A.."ın arandığının belirtildiği, M.. A.."ın köyde olduğunu beyan ettiği, ancak denetmen gözlemine göre uzakalaşan şahsın hem ifadelerden hem de davacının kızı melek"in kayınpederine ait olduğunu beyan ederek verdiği telefon numarasının Medula sisteminden davacının eşi "e ait olduğunun tespit edildiğinin belirtildiği, davacının dünürü M.. A.."ın beyanını almak üzere gidildiğinde, dünür M.. A.."ın davacı ve eşinin Mevlana Mahallesinnde ikamet ettiklerini, kendisiyle sık sık görüştüklerini beyan ettiği anlaşılmıştır.
Davacı ve boşandığı eşi ... 2007 yılı genel seçimi ve halkoylamasında aynı sandıklarda oy kullandıkları, mahkemece dinlenilen davacı tanıklarının davacı ile boşandığı eşinin ayrı yaşadıklarını beyan ettikleri, kamu tanığı olarak dinlenilen mahalle muhtarı ile azanın tarafları tanımadıklarını beyan ettiği, davacının dünürü ve tutanak mümzi olan M.. A.."ın ise davacı ile eşinin boşanıp boşanmadıklarını bilmediğini, birlikte yaşayıp yaşamadıklarını bilmediğini beyan ettiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 56. maddesidir.
Somut olayda, davacı K. sayılı ilamıyla boşanmıştır ve karar kesinleşmiştir. Davacıya babası nedeniyle 5434 sayılı Kanunun 66, 75 ve devamı maddeleri uyarınca yetim aylığı bağlanmıştır. 05/10/2009 tarihli kontrol memuru raporunda yer alan, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşayarak Kurumdan haksız menfaat temin ettiği yönündeki tespit üzerine yetim aylığı kesilerek, Kurumca, kanunun yürürlüğe girdiği 01/10/2008 tarihinden sonra, 21/10/2008 sonrası ödemeler borç kaydedilmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 59/2. maddesinde “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmü yer almaktadır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sayılı denetim raporunun aksinin kanıtlanamadığı, roporun oluşa uygun olduğu, davacı ile boşandığı eşinin 2007 yılı genel seçimi ve halkoylamasında aynı sandıklarda oy kullandıkları, denetim raporu içeriğine göre, davacı ile boşandığı eş "ün oğulları "nın evine birlikte giderek kaldıkları, davacının dünürü M.. A.."ın denetim sırasındaki ve mahkemedeki beyanlarının çelişkili olduğu, tutanak mümzii olan dünürün davacı ile eski eşinin boşanıp boşanmadıklarını ve birlikte yaşayıp yaşamadıklarını bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacı ve eski eşinin fiilen birlikte yaşamaya devam ettikleri sabittir. 5510 sayılı yasının 59/2. maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerli olup Kontrol Memuru Raporunun aksi ispat edilememiştir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda; davanın reddi gerekirken mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi; usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.