20. Hukuk Dairesi 2015/12700 E. , 2017/3199 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili 12.12.2014 tarihli dilekçe ile müvekkilinin maliki olduğu ... ilçesi ... mahallesinde bulunan 939 parsel sayılı taşınmazın 3.471,49 m2 yüzölçümlü kesiminin orman olduğu gerekçesiyle bedelsiz olarak hükmen tapusunun iptaline karar verildiğini, tapunun iptal edilmesi sebebiyle zararın oluştuğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı tutup 1.000.-TL tazminatın tapu iptali ve tescil davasının kesinleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte Hazineden tahsiline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır. Daha sonra 01.06.2015 tarihinde harçlandırılan ıslah dilekçesiyle fazlaya ilişkin hakları saklı tutup toplam 106.609,46.-TL tazminatın tapu iptali ve tescil davasının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili isteminde bulunmuştur.
Davalı ...; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; tapu sicilinin doğru tutulmadığından TMK"nın 1007. maddesi uyarınca Hazinenin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 106.609,46.-TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın, 4721 sayılı TMK"nın 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hükme yeterli değildir. Şöyle ki; 1975 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında 939 parsel sayılı 5.150 m2 yüzölçümündeki taşınmazın vergi kaydı uygulanarak tarla niteliği ile ... adına tespit ve tescil edildiği, 08.04.2010 ve 03.06.2010 tarihlerinde beyanlar hanesine “orman ve 2/B şerhlerinin yazıldığı, Orman Yönetimi tarafından açılan dava sonucu... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/198 E -2012/365 K sayılı ilamıyla 3.471,49 m2 yüzölçümlü kesiminin orman tahdidi içinde kaldığı gerekçesiyle tapu kaydının iptaline karar verildiği, temyiz incelemesinden geçerek 03.06.2013 tarihinde kesinleştiği, kararın halen infaz edilmediği, eldeki davanın 12.12.2014 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 1007. maddesi gereğince, tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle zarara uğrayan kişinin bütün zararlarından devlet sorumludur. Tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse, tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar; tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı, zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı, zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse, aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.03.2003 gün ve 2003/19-152 E. - 2003/125 K.; 29.09.2010 gün ve 2010/14-386 E. - 2010/427 K.; 15.12.2010 gün ve 2010/13-618 E. - 2010/668 K. sayılı kararı). Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise, tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup, bu tarih ise zararın meydana geldiği tarihtir. 4721 sayılı TMK’nın 705/2. maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil istekli davaların kesinleştiği tarih itibariyle mülkiyet hakkı sona ereceğinden bu tarih itibariyle tapusu iptal edilen gerçek ve tüzel kişilerin zararı oluşacaktır. Dolayısıyla bu tür bir dava, taşınmazların mülkiyetlerinin yitirilmesine ilişkin iptal ve tescil davasının kesinleştiği tarihten sonra açılabileceğinden, mülkiyetin
kaybedildiği tarih itibariyle de taşınmazların değerinin tespit edilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Zararın meydana geldiği tarihe göre, tapusu iptal edilen gayrimenkulün niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
Bu bilgiler ışığında somut olaya bakıldığında; Devlet ormanları özel mülkiyete konu olamayacak ise de, genel arazi kadastrosu sırasında çekişmeli taşınmaz hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlenerek tapu kütüğünün gerçek kişi adına oluşturulduğu, bu şekilde tapu sicili hatalı olarak tutulduğundan, TMK"nın 1007. maddesi kapsamında Devletin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu ve davacının gerçek zararının tazmininin gerektiği açıktır. Tapusu iptal edilen taşınmazın arazi niteliğinde olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ancak, gerçek zararın, tapu iptal kararının kesinleşme günündeki net gelir metoduna göre hesaplanması zorunlu iken, mahkemece dava tarihi olan 2014 yılı resmî rakamları esas alınarak yapılan değerlendirmeye göre hüküm kurulması doğru değildir.
Diğer taraftan hükme dayanak yapılan ziraat bilirkişi tarafından düzenlenen raporda; çekişmeli taşınmazın tamamının hakim bitki örtüsünün bağ olduğu, orman yapılan kesimin bir bölümünde bağ bulunduğu, kapama meyve bahçeleri içinde tarla ve sebze yetiştiriciliğinin bakım, sulama, gübreleme ve ilaçlama yönünden farklılık arzetmesi sebebiyle uygun olmadığı, bu sebeple net gelir hesaplamasının kapama bağ üzerinden yapıldığı açıklanarak bağ geliri üzerinden dava tarihi itibariyle tazminat tespit edilmiştir. Nevar ki; keşifteki hakim gözleminde taşınmazın dava edilen bölümünün bir kesiminde çam ağaçları, bir kesiminde kurumuş asma kütükleri, bir kesiminde ise zeytin ve kiraz ağaçları olduğu belirtilmiştir.... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/198 E - 2012/365 K sayılı dava dosyasında hükme dayanak yapılan fen ve orman bilirkişi tarafından düzenlenen 28.05.2012 tarihli rapordaki baskı fotoğrafta çekişmeli taşınmazın orman yapılan kesimi çam ağaçlarıyla kaplı olarak gözükmektedir. Bu durumda çekişmeli taşınmazın orman yapılan kesiminin kapama bağ niteliğinde bulunmadığı anlaşıldığından arazi niteliği itibariyle çevredeki ekilebilir ürünler araştırılıp net gelir metodu ile zeminin gerçek değerinin tespit edilmesi, üzerinde zeytin ve meyve ağaçları var ise anılan ağaçların cinsleri ve değerlendirme (03.06.2013) tarihindeki yaşları itibariyle ilçe tarım müdürlüğünce belirlenen maktu değerlerinin gözetilerek davacının zararının belirlenmesi gerekirken bağ geliri üzerinden tazminata hükmedilmesi isabetsizdir.
O halde çekişmeli taşınmaz arazi niteliğinde olduğundan çevrede yetiştirilen ürünlerin münavebesi, dekar başına ortalama verim, toptan satış fiyatı ve üretim maliyeti resmî verileri ilçe tarım müdürlüğünden getirtildikten sonra konunun uzmanı bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılarak, taşınmazın sulu-kuru olup olmadığı, bitki örtüsü, yerleşim alanlarına uzaklığı, iklim şartları, arazinin toprak ve topoğrafik yapısı ve bölgesindeki konumu gözetilerek tarla niteliği itibariyle çevredeki ekilebilir ürünler araştırılıp elde edilen verilere uygun biçimde değerlendirme yapılıp net gelir yöntemiyle tapu iptali ve tescil davasının kesinleştiği 03.06.2013 tarihindeki gerçek değerinin hesaplattırılması, taşınmazın varsa mütemmim cüzleri, muhdesat ve sökülemeyen teferruatlarının değerleri bayındırlık birim fiyatları ve yıpranma oranları gözetilerek değerlendirme tarihine göre tespit ettirilmesi, üzerinde zeytin ve meyve ağaçları var ise 03.06.2013 tarihi itibariyle ilçe tarım müdürlüğünce belirlenen maktu değerlerine hükmedileceği gözetilerek, bu şekilde tapusu iptal edilen taşınmazın zemin değeri, var ise üzerindeki mütemmim cüz, muhdesat ve sökülemeyen teferruatlarının değerleri esas alınarak tapu sahibinin oluşan gerçek zararının saptanması gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu verilen karar usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 13.04.2017 günü oy birliği ile karar verildi.