8. Hukuk Dairesi 2014/15638 E. , 2015/18627 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara 15. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 10/04/2014
NUMARASI : 2013/570-2014/201
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı ve davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire"ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili İcra Mahkemesi"ne başvurusunda; dosya borcunun 14.10.2010 tarihinde ödendiğini, dayanak ilamın bozulmasından sonra yeniden yargılama yapılarak 2011/80 Esas-2011/185 sayılı kararın verildiğini aynı takip dosyası üzerinden 08.02.2010 tanzim tarihli 50.591,71 TL miktarlı icra emrinin tebliğ edildiğini, öncelikle bozmadan sonraki karar tarihi 21.10.2011 olup, icra emri düzenleme tarihinin gerçeği yansıtmadığını ilk icra emri tebliğinden sonra dosya borcunun tamamının ödendiği ve takibin müvekkil kurum yönünden sona erdiğini, takip borcunun ödendiği tarihten sonra ilamın bozulup bozmadan sonra verilen karara ilişkin aynı dosyadan yeni bir icra emri gönderilemeyeceğini, yeni icra emrinin ilk icra emrinin kapsamı dışındaki alacağı ihtiva etmesi gerektiğini, bu nedenlerle icra emrinin iptali gerektiğini, 10.07.2012 tarihli borç bildirim yazısındaki borç miktarına da itiraz ettiklerini, yaptıkları ödemelerin ödeme tarihi itibariyle asıl alacak ve faizlerinden mahsup edilerek bakiye borcun hesaplanması gerektiğini, şikayet ve itirazlarının kabulüne, icra emri ile 10.07.2012 tarihli borç bildirimi işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iki icra emri arasındaki hesapların denetlenmesi amacıyla alınan bilirkişi raporu gereği davanın kabulü ile 10.07.2012 tarihli bakiye borç miktarının rapor doğrultusunda düzeltilmesine karar verilmiş, hüküm alacaklı ve borçlu vekillerince temyiz edilmiştir.
HMK’nun 298/2 (HUMK.nun 382) maddesi gereğince sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması, tefhim edilen kısa karara aykırı olmaması gerekir. Aksi halde, yargılamanın aleniyeti ilkesi zedelenmiş ve mahkeme kararına güven sarsılmış olacaktır. Asıl olan tefhim edilen kısa karardır. Gerekçeli kararın kısa karara uygun olmaması, çelişki yaratır ve gerekçeli kararın yok hükmünde olduğu anlamına gelir. Belirtmek gerekir ki, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisi, Yargıtay İçtihadı Büyük Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Kararı gereğince bozma nedenidir.
İcra Mahkemesi kararının gerekçe kısmında, takip dosyasına ve bilimsel verilere uygun bulunan rapor gereği davanın kabul edildiği ve 10.07.2012 tarihli bakiye borç muhtırasının rapora göre düzeltilmesine karar verildiği halde, rapordan farklı olarak sonuca gidilmiştir. Şöyle ki bilirkişi raporunda 20.10.2010 ödeme tarihi itibariyle dosyada 18.750,53 TL borç bakiyesinin bulunduğu belirlenip şikayete konu hesap tarihinden şikayet tarihine kadar da faiz uygulanarak bakiye 20.764,95 TL alacak belirlenmiştir. Bu durumda İcra Mahkemesi kararı ile bilirkişi raporu arasında bakiye alacağa faiz yürütülmesi yönünden farklılık bulunmaktadır. Mahkemece yapılacak iş; 20.10.2010 tarihinde bakiye alacak olarak mutabık kalınan 18.720,53 TL"sına hesabın yapıldığı 10.07.2012 tarihe kadar faiz işletilmek suretiyle, bu tarihte istenebilecek alacağın gerektiğinde bilirkişiden ek rapor alınıp belirlenerek sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. Bu nedenle mahkeme kararının bozulması yoluna gidilmiştir.
SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda 2. bölümde yazılı nedenlerle İİK"nun 366 ve 6100 sayılı HMK"nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK"nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre borçlu vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına taraflarca HUMK"nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK"nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 19.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.