23. Hukuk Dairesi 2014/11207 E. , 2015/3387 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Temlik eden davacı vekili, İİK"nın 106. ve 110. maddeleri uyarınca süresi içerisinde avansını yatırarak satış talebinde bulunmadığından bedeli paylaşıma konu araçlar üzerindeki hacizleri düşmüş olduğu halde, düzenlenen sıra cetvelinde satış bedelinin davalıya ödenmesine karar verildiğini, öte yandan, icra takip dosyasında yapılan tahsilatlar sonucunda davalının herhangi bir alacağının kalmadığını, yapılan tahsilatların mükerrer olduğunu, borçlu ile arasındaki cari hesap ilişkisinin kesilmemesi nedeniyle bu kapsamda verilen bononun da bedelsiz olduğunu ve vadesi gelmiş bir alacağı bulunmadığını ileri sürerek, davalının sıra cetvelinden çıkarılmasını, sıra cetvelinde davalıya ayrılan payın müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine, Dairemizin 05.04.2012 tarih ve 785 E., 2672 K. sayılı ilamıyla, hükme esas alınan 09.04.2010 tarihli bilirkişi raporunda "taşıtların davalı banka tarafından haczedildiği 27.05.2003 tarihinden itibaren bir yıldan uzun süre geçmesine rağmen bu sürede davalı bankanın satış talebi olmamıştır" tespitine yer verildiği, bu tespit karşısında davalı haczinin düştüğü kabul edilerek davacı haczinin ayakta olup olmadığı, dolayısıyla dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığının tartışılması gerektiği belirtilerek bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, bedeli paylaşıma konu araçlara, davacının alacaklı olduğu .... İcra Müdürlüğünün 2003/5639 Esas sayılı dosyada 29.05.2003 tarihinde ihtiyati haciz uygulandığı, borçlunun ödeme emrine itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasının, satış tarihi olan 26.01.2005 tarihinden sonra, 27.12.2012 tarihinde sonuçlandığı, bu nedenle takip kesinleşmediğinden araçlar üzerindeki ihtiyati haczin devam ettiği, .... İcra Müdürlüğü"nün 2003/6345 Esas sayılı dosyada ise, araçların 06.08.2004 tarihinde fiilen, 09.08.2004 tarihinde de kayden haczedildiği ve süresi içerisinde 29.09.2004 tarihinde satış talep edildiği, bu itibarla davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, bozma ilamında belirtildiği üzere davalının haczinin de düştüğü gerekçesiyle, davanın kabulü ile 15.09.2005 tarihli sıra cetvelinde davalıya ayrılan payın eldeki davada yapılan yargılama giderleri de dahil olmak üzere davacıya tahsisine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Borçluya ait mahcuz satış bedelinin bütün alacaklıların alacağını karşılamaması halinde düzenlenecek sıra cetveline itiraz, alacağın esas ve miktarına ya da hem sıraya hem alacağın esasına yönelikse dava yoluyla genel mahkemede (İİK"nın m. 142/1), itiraz sadece sıraya yönelikse şikayet yoluyla icra mahkemesinde (İİK"nın m. 142/son) ileri sürülmelidir. Hem sıraya ve hem de alacağın esas ve miktarına yönelik itirazların birlikte ileri sürülmesi halinde mahkemece kural olarak, önce sıraya yönelik uyuşmazlığın çözülmesi, bu itirazın yerinde olmadığının anlaşılması halinde ise davalı alacağının varlığına ve miktarına yönelik itirazın incelenmesi gerekir.
Öte yandan, sıra cetveline yönelik şikayetlerde İcra Mahkemesi, önüne gelen şikayetleri sonuçlandırmak ve icra müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olup, düzenlenecek yeni sıra cetvelinde sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceğini belirtmesi, diğer anlatımla alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğini saptaması, hukuka uygun olmayan kısımları göstermesi, bu çerçevede işlem yapılması için icra müdürüne talimat vermesi (İİK"nın m.17/I) gerektiğinden, iptal nedenlerinin gerekçede belirtilmesi ve hüküm fıkrasında sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi ile yetinilmesi gerekir.
Haciz yolu ile takiplerde düzenlenen sıra cetveline itiraz davalarında ise, kıyasen uygulanması gereken İİK"nın 235/3. maddesi uyarınca sıra cetvelinin iptaline değil, davalıya ayrılan payın, yargılama giderleri ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere öncelikle davacıya ödenmesine, artan kısım bulunması halinde, davalıya bırakılmasına karar verilmesi gerekir. Sıra cetveline itiraz davaları sonunda verilen hüküm, sadece davanın tarafları bakımından sonuç doğurur ve verilen kabul kararı ile durumun tespiti ile yetinilmeyip, eda hükmü kurulmalıdır.
Davacı, davalının alacağının hem sırasına hem de esasına itiraz etmiş olup, mahkemece öncelikle sıraya ilişkin itiraz incelenmeli, sonucuna göre esasa ilişkin itirazın incelenmesine geçilmelidir.Somut olayda, mahkemece bu ilkelere uygun olarak önce sıraya ilişkin itiraz incelenmiş ve satış tarihi itibariyle .... İcra Müdürlüğü"nün 2003/6345 E. sayılı dosyasındaki haczinin ayakta bulunduğu tespit edilen davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, bozma ilamında belirtilen gerekçelerle haczinin düştüğü sonucuna varılan davalının sıra cetvelinden çıkarılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece, sıraya ilişkin itiraz incelenerek, davalının haczinin düştüğü sonucuna varıldığına göre, hüküm fıkrasında sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, sıra cetvelinde itiraz davalarında kurulması gereken hüküm şekline uygun olarak eda hükmü kurulması doğru olmamış ise de, paylaşılan satış bedeli ve davacı alacağının miktarı dikkate alındığında bu yanlışlığın sonuca etkisinin olmaması nedeniyle bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Gerekçeli karar başlığında 11.10.2005 olan dava tarihinin, 08.10.2013 olarak yazılmış olması da, HMK"nın 304. maddesi uyarınca tarafların başvurusu üzerine veya re"sen her zaman düzeltilmesi mümkün maddi hata niteliğinde görülmüştür.
Bu açıklamalara, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.