Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2011/2-892
Karar No: 2012/196

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2011/2-892 Esas 2012/196 Karar Sayılı İlamı

Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)


Bafra 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen boşanma davasında, kadının güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu ve kocanın da hakaret ettiği ve birlik görevlerini yerine getirmediği belirlendi. Yerel mahkeme, kadının davasını reddetti, kocanın davasını ise kabul etti. Ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, her iki tarafın da kusurlu olduğunu belirterek davacı-davalı kadının davasının kabul edilmesi gerektiğine karar verdi. Yerel mahkeme önceki kararında direnilince davacı-davalı A.. Ç.. temyiz etti. Hukuk Genel Kurulu, hüküm fıkrası, istek sonuçlarından her biri hakkında hüküm ve taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açıkça gösterilmesi gerektiğini belirttiği kanun maddelerine atıfta bulunarak yerel mahkemenin yazılı biçimde karar vermesinin yanlış olduğuna karar verdi. Sonuç olarak, direnme kararı usul açısından bozuldu. İlgili kanun maddeleri: 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388/1-3. maddesi, 389. maddesi ve 381/II. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/1
Hukuk Genel Kurulu         2011/2-892 E.  ,  2012/196 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Bafra 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
    TARİHİ : 07/06/2011
    NUMARASI : 2011/153-2011/433

    Taraflar arasındaki "boşanma" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bafra 1. Asliye Hukuk (Aile Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesince davalı-davacı H.. Ç..’nın davasının kabulüne, davacı-davalı A.. Ç..’nın davasının reddine dair verilen 10.09.2009 gün ve 2008/410 Esas, 2009/470 Karar sayılı kararın incelenmesi, davacı-davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 19.01.2011 gün ve 2009/21473 Esas, 2011/528 Karar sayılı ilamı ile;
    (…Toplanan delillerden davacı-davalı kadının güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, davalı-davacı kocanın da, eşine hakaret ettiği ve birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda evlilik birliğinin temelinden sarsılmasını sağlayan olaylarda her iki taraf da kusurludur. Bu nedenle, davacı-davalı kadının davasının da kabulüne karar vermek gerekirken; yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur…)
    gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

    TEMYİZ EDEN : Davacı-Davalı A... Ç.. vekili

    HUKUK GENEL KURULU KARARI

    Hukuk Genel Kurulu"nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
    Dava ve birleşen dava, evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuksal nedenine dayalı boşanma istemine ilişkindir.
    Yerel mahkemece, davacı-davalı A.. Ç...’nın davasının reddine, davalı-davacı H.. Ç..’nın davasının ise kabulüne, tarafların boşanmalarına ve müşterek çocukların velayetlerinin davacı babalarına verilmesine karar verilmiştir.
    Davacı-davalı A.. Ç.. vekilince temyiz edilen hüküm, yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçe ile bozulmuştur.
    Yerel mahkemece önceki kararda direnilmiş; ancak, direnmeye ilişkin kısa kararda sadece “direnilmesine” denilmekle yetinilip; tarafların istek sonuçlarından her biri hakkında hüküm kurulmamış; yüklenen borç ve tanınan haklar, gösterilmemiştir.
    Hükmü Davacı-Davalı A.. temyiz etmiştir.
    Gerekçeli kararda hüküm fıkrası oluşturulmakla birlikte aslolan kısa kararda oluşturulmamış olması öncelikle usuli sorun olarak ele alınıp; tartışılmıştır:
    Hemen belirtmelidir ki, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 388/1-3. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır.
    Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında gösterilmesi gereklidir.
    1086 sayılı Kanunun 389. maddesinde de, verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddüdü mucip olmayacak surette gayet sarih ve açık yazılmalıdır denilerek yukarıda açıklanan kural tekrar edilmiştir.
    Yine aynı kanunun 381/II. maddesine göre, kararın tefhiminin, en az 388 inci maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olacağı açıklanmıştır.
    Sayılan maddelerde açıklanan bu biçimler, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksine bir halin, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratacağı, dava içinden davaların doğacağı, hükmün hedefine ulaşmasını engelleyeceği tartışmasızdır. Böyle bir durumun varlığı halinde kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
    Nitekim Hukuk Genel Kurulu"nun 19.06.1991 gün 323/391 sayılı, 10.09.1991 gün 281-415 sayılı, 25.09.1991 gün 355-440 sayılı, 27.01.1999 gün 62-13 sayılı, 21.11.2001 gün 1114-1067 sayılı, 27.02.2002 gün 179-118 sayılı, 24.09.2003 gün 584-501 sayılı, 25.01.2006 gün 29-9 sayılı ve 14.06.2006 gün 478-369 sayılı, 15.06.2011 gün 308-428 sayılı, 07.12.2011 gün 708-737 sayılı kararlarında da bu husus aynen açıklanmıştır.
    Ceza Genel Kurulu"nca da CUMK.nın benzer hükümleri taşıyan 261 ve 268 maddelerinin uygulanmasında, bozulan kararın geçerliliğini ve yerine getirilme yeteneğini yitirdiğinden "önceki hükümde direnilmesine" denilmekle yetinilerek ve atıf suretiyle hüküm kurulamayacağı kabul edilmiştir (Ceza Genel Kurulu"nun 02.02.1976 gün 22-25 sayılı kararı).
    Somut olayda da, aslolan kısa kararda, hüküm fıkrası, açıklanan kurallara uygun biçimde oluşturulmamış; yalnızca " eski kararda direnilmesine" denilmekle yetinilmiş, böylece hüküm sonucu kısmında, istek sonuçlarından her biri hakkında hüküm verilmemiş, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar, birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmemiştir.
    Bu itibarla, mahkemece 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 388/1-3. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesinin açık hükmü gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmesi doğru olmamış, direnme kararının bu usuli nedenle bozulması gerekmiş, bozma sebebine göre davacı-davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir
    SONUÇ: Davacı-davalı A.. Ç.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen değişik ve usuli nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma sebebine göre, temyiz edenin işin esasına ilişkin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının iadesine, 16.03.2012 gününde, oybirliği ile karar verildi.

     



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi