4. Hukuk Dairesi 2014/14493 E. , 2015/7208 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 22/10/2012 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 15/05/2014 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 02/06/2015 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ile karşı taraftan davacı vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, kişilik haklarına saldırı nedeni ile manevi tazminat ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava dışı eski eşi ile davalının evlilik dışı yasak ilişki yaşadıklarını, bu durumun kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu belirterek, manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı, davacının eşi ile sadece arkadaş olduğunu, aralarında platonik bir gönül muhabbetinin kurulduğunu, birbirlerine destek olduklarının doğru olduğunu, ancak davacı ile eşinin ilişkisinin bozulmasında etkisinin bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davalının davacının eşi ile evli olduğunu bilerek ilişki yaşama eylemi nedeni ile davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı kabul edilerek, davanın kısmen kabul edilmesine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, davacı ile dava dışı eşinin İstanbul Aile Mahkemesi"nin 2010/959 esas, 2013/60 karar sayılı kararı ile boşanmalarına, davacının maddi ve manevi tazminat isteminin reddine karar verildiği, davacının temyizi üzerine; Yargıtay 2. Hukuk Dairesince, davalı kocanın sadakatsizlik eylemini boşanma davasının devamı süresince ve halen sürdürmesi ve boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan davacı kadın yararına uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmemesi nedeniyle bozulduğu anlaşılmıştır.
Davalının, davacının resmi nikahlı eşi ile evli olduğu süre içinde duygusal ve cinsel birliktelik kurduğu, eşin davacıya karşı sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, davalının da eşin eylemine bilerek iştirak ederek davacının zarar görmesine neden olduğu anlaşılmaktadır.
BK"nın 50 ve 51. maddelerinde haksız eylemin ve bunun sonucunda doğan zararın birden fazla kişi tarafından meydana getirilmesi durumunda zarar görenin dilediği takdirde eyleme katılanların birisinden, birkaçından veyahut tamamından zincirleme olarak sorumlu tutulmalarını isteme hakkına sahip bulunduğu düzenleme altına alınmıştır. Aynı hüküm 6098 sayılı yeni Türk Borçlar Kanunu"nun 61. maddesinde de tekrar edilmiştir.
Davacı ve eşinin boşanmalarına ilişkin karar, davacı kadın yararına manevi tazminata hükmedilmemesi nedeniyle bozulmuştur. Şu durumda, davalı ile dava dışı eşin birlikte neden oldukları zarar sebebiyle davacı yararına manevi tazminat ödetilmesine karar verilecek bulunmasına göre, konusu ve hukuki sebebi aynı olan eldeki davada hüküm altına alınan tazminat tutarının Aile Mahkemesi"nce hüküm altına alınacak tazminat ile tahsilde tekerrür olmamak üzere ödetilmesi gerekirken bu hususun gözetilmemiş olması doğru değil ise de anılan yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/son maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle, hüküm fıkrasının 1 nolu bendinde yer alan "...manevi tazminatın ..." sözcüklerinden sonra gelmek üzere “... Aile Mahkemesince hüküm altına alınacak manevi tazminat tutarı ile tahsilde tekerrür olmamak üzere...” cümlesinin eklenmesine, davalının diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddi ile kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA davalı yararına takdir olunan 1.100,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 02/06/2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, evli olduğunu bildiği halde onunla duygusal ve cinsel ilişkiye girmek suretiyle kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı manevi tazminat davasıdır.
Eşler evlenmekle birbirlerine karşı cinsel anlamda sadakat yükümlülüğü altına girerler. (TMK.185/3) Bu yükümlülüğün ihlali halinde diğer eş TMK 161. maddesine göre zina sebebiyle boşanma davası açar ve bu davada TMK"nın 174/2. maddesi gereğince manevi tazminat isteminde bulunabilir. Böyle bir boşanma davası açarak eşinden tazminat alan eşin manevi zararı karşılanmış demektir. Boşanma davası açmayan eş, sadakat yükümlülüğüne uymayan eşi affetmiş demektir. Affeden eş TMK 161/son maddesine göre manevi tazminat isteminde bulunamaz. Diğer yandan boşanma davası açmakla birlikte ne sebeple olursa olsun eşinden manevi tazminat istemeyen eşin durumu da aynıdır.
Davalı eş ile ilişkide olan üçüncü kişinin durumuna gelince; boşanma davasıyla eşinden manevi tazminat alan davacı manevi tazminatın "tekliği ve bölünmezliği" ilkesi gereğince üçüncü kişiden tazminat isteyemeyeceği gibi bu tazminatı "sadakat" yükümlülüğü olan eşinden istemeyen veya istemeyi ihmal eden davacı elbetteki bu kişiye yönelemez. Diğer yandan TMK 2. maddesi gereğince "herkes haklarını kullanırken iyiniyet kaidelerine uymak zorundadır." Davacının eşinden manevi tazminat almışken ya da sadakat yükümlülüğü olan eşi yerine üçüncü kişiye yönelmesini hukuk düzeni korumaz. Üçüncü kişinin bu eylemden dolayı davalı eş ile müteselsil sorumluluğu da kabul edilemez. Zira; sadakat yükümlülüğü sadece eşe aittir. Düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. 02/06/2015