1. Hukuk Dairesi 2020/3518 E. , 2021/2418 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Asıl ve birleştirilen davada davacılar; mirasbırakan ...’ın 1964 yılında öldüğünü, çekişmeye konu 2422 parsel sayılı taşınmazın 1965 tarihli kadastro tespitinde ölü olduğu belirtilmek suretiyle mirasbırakanları adına tespit ve tescil edildiğini, aynı taşınmazın 19.06.1968 tarih, 4715 yevmiyeli resmi akitle, davalıların mirasbırakanı...’e satış yoluyla temlik edilmiş gibi göründüğünü, onun ölümü ile de mirasçılarına intikal ettiğini ancak ortada geçerli bir temliki işlem bulunmadığını, iştirakçilerin hiçbirinin yapılan intikal ve satış işlemlerine katılmadıklarını, imzaların ve mührün sahte olarak düzenlendiğini, davalılar adına kayıtlı olsa da fiilen taraflarından tasarruf edildiğini, imar uygulaması ile de 807 ada 7, 10, 11; 814 ada 1 parsellerin oluştuğunu ileri sürerek davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Asıl ve birleştirilen davada davalılar, dava konusu taşınmazı 19.06.1968 tarih, 4715 yevmiye nolu resmi akitle temellük ettiklerini, aradan 41 yıl geçtikten sonra eldeki davanın açılmasının iyi niyetli olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece; “…davacıların iddiası kadastrodan önceki nedenlere değil sonradan gerçekleşen işlemlerle ilgili olduğundan herhangi bir hak düşürücü süre ve zamanaşımına bağlı olmayacağından tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde delillerin eksiksiz olarak toplanıp, değerlendirildikten sonra varılacak sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulması” gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda temliki işlemde sahtecilik olgusunun gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar Dairece onanmış, karar düzeltme incelemesi sonucunda onama kararı kaldırılarak ‘’...çekişme konusu taşınmazların geldi parseli olan 2422 parsel sayılı taşınmazın muristen intikal ve davalıların murisine temlikine konu senedin sahte olduğu Adli Tıp Kurumu raporu ile belirlenmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Davalıların bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine....bilirkişi raporunda 2422 parsel sayılı taşınmazda yolsuz tescile konu payların imar parsellerine yansıyan oranda ve davalılara intikal eden paylar bakımından iptal ve davacılar adına tescil edilmesi gereken paylar gösterilmiş ise de, tespit edilen paylar bakımından iptal ve tescil kararı verildiğinde dava dışı paydaşların durumunun etkilenip etkilenmeyeceği, başka bir deyişle, pay ve paydanın eşit olup olmayacağı belirlenmiş değildir....mahkemece, yeniden konusunda uzman üç kişiden oluşan bilirkişi heyetine dosya tevdi edilerek çekişme konusu 2422 parselden imar uygulaması ile davalılar adına tescil edilen imar parselleri üzerinden tüm paydaşları kapsayacak ve pay ve paydanın eşit olduğunu gösterecek ve denetime elverişli olacak şekilde rapor alınması, taşınmazların dava dışı paydaşlarının paylarının etkileneceğinin belirlenmesi halinde anılan paydaşların davada yer alması gerektiğinin dikkate alınması ve olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir. ‘’ gerekçesi ile bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ilişkin karar, Dairece bu kez; "… Somut olayda, değinilen ilke ve yasa hükümleri gözardı edilerek, kısa kararda davada yer almayan dava dışı paydaşları ...,...,..,...,..,...,...,...,..,...,.... payları yönünden tapu iptal tecili hükmü kurulurak ve aynı paydaşlara gerekçeli kararın hüküm kısmında yer verilmeyerek kısa kararla çelişkili olarak gerekçeli karar yazılması doğru değildir. Hal böyle olunca, 10.04.1992 günlü ve 1991/7 Esas-1992/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde bir karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır. Kabule göre de, yargılama aşamasında ölen davacı ... ...,... ve ...nın mirasçıları davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi doğru olmadığı gibi 4721 sayılı TMK’nun 28. maddesi hükmü uyarınca kişiliğin ölüm ile son bulacağı göz ardı edilerek karar tarihinde ölü oldukları anlaşılan bir kısım davacı adına tescil kararı verilmiş olması da isabetsizdir. ‘’ gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından süresinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 20.04.2021 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacılar ... v.d. vekili Avukat ..., davacılar Mehmet ... v.d. vekili Avukat ..., davacı Enver Kırık vekili Avukat ... geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir. Davalıların yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, 24.11.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davacılar vekilleri için 3.050.00."şer TL. duruşma vekâlet ücretinin ve aşağıda yazılı 57.621.17. TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 20.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.