
Esas No: 2021/4194
Karar No: 2022/2508
Karar Tarihi: 04.04.2022
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2021/4194 Esas 2022/2508 Karar Sayılı İlamı
7. Hukuk Dairesi 2021/4194 E. , 2022/2508 K."İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01/09/2014 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve aidat alacağı istenmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 18/02/2020 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve ödenen aidat bedellerinin iadesi istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili, davacının mülkiyetinde olan ... ili, ... ilçesi, 6385 ada 3 parsel sayılı taşınmazda kain 18 numaralı mesken niteliğindeki bağımsız bölümde davalının haksız işgalci olduğunu, İzmir 9. Aile Mahkemesinin 14.05.2012 günlü 2011/799 Esas, 2012/393 sayılı Kararı ile tarafların boşanmalarına karar verildiğini, boşanma kararının 25.06.2012 tarihinde kesinleştiğini, davalıya 11.04.2014 tarihli ihtarname keşide edildiğini belirterek dava konusu taşınmaza elatmanın önlenmesine, boşanma davasının açılış tarihi olan 11.08.2011 tarihinden itibaren aylık 3.500,00 TL ecrimisil ve her ay için 500,00 TL site giderinin boşanma davasının açılış tarihi olan 11.08.2011 tarihinden itibaren aylık yasal faiz işletilerek davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiş 15.06.2016 günlü ıslah dilekçesi ile 59.740,00 TL ecrimisil, 8.775,50 TL aidat alacağına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dava konusu taşınmazda işgalci olmadığını, davacının 18 numaralı bağımsız bölümü davalı ile tarafların ortak çocuğunun kullanımına özgülediğini, davacı tarafından keşide edilen ihtarname ile davacının rızasını geri aldığı düşünülse bile tarafların ortak çocuğuna ihtarname gönderilmediği gibi dava da açılmadığını, ortak çocuğun kullanımına izin verildiğine göre davalının da kullanımına izin verilmiş sayılacağını, davalının dava konusu taşınmaz ile ilgili katkı payı alacağı davası açtığını, davanın derdest olduğunu, davalının davacı aleyhine maddi ve manevi tazminata ilişkin icra takibi başlatması üzerine iş bu davanın açıldığını, davacının kendi rızası ile aidatları ödediğini, talep edilen ecrimisil miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, 02.06.2015 tarihli 2. celse davalının dava konusu bağımsız bölümü tahliye ettiğini beyan etmiştir.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil ve aidat alacağı yönünden davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 11.10.2018 günlü ve 2018/2248 Esas, 2018/17174 Karar sayılı ilamı ile "1-...davalı tarafın yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı tarafın temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Her ne kadar, evlilik birliği devam ettiği sürece, eşlerden birinin diğerine ait taşınmazdan yararlanması, yasal ve sosyal destek kabul edilmekte ise de, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren, bu desteğin, taşınmazın malikinin rızası hilafına süreceğinin kabulünü söylemek mümkün değildir.
Somut olayda; taraflar, İzmir 9. Aile Mahkemesinin 2011/799 Esas, 2012/393 Karar sayılı dosyası ile boşanmışlar ve boşanma kararı 25.06.2012 tarihinde kesinleşmiştir. Davalı taraf, boşanma kararından sonra da davacının rızası ile ve kızı Kıvılcım'a tebaen dava konusu taşınmazda oturduğunu iddia etmiş ise de, bu iddiasını ispata yarar dosyaya herhangi bir delil sunulamamıştır.
Hal böyle olunca, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren davacı lehine ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren hesaplanan ecrimisilin hüküm altına alınması doğru olmamıştır. " gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, davalı vekilinin karar düzeltme istemi aynı Dairenin 25.09.2019 günlü ve 2019/654 Esas 2019/8082 Karar sayılı ilamı ile reddedilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda elatmanın önlenmesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 59.740,00 TL ecrimisilin dönem sonrası itibari ile işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aidat alacağı ile ilgili davanın kısmen kabulü ile 1.445,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1)Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2) Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince:
a) Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
b) 6100 sayılı HMK’nın 297/2. maddesi gereğince; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Bunların yanında hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. (HMK m.26/1)
Mahkemece, hükmün 3. maddesinde yazılı aidat borcu ile ilgili olarak hükmedilen 1.445,00 TL aidat alacağına dava tarihinden itibaren yasal faiz ödenmesine karar verilmesi gerekirken aidatların ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Bu husus hükmün bozulmasını gerektirmiş ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438/7. maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bent uyarınca davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, aidat ödemelerinin faiz başlangıç tarihine ilişkin temyiz itirazının kabulü ile hükmün 3. maddesinde yer alan "ödeme tarihinden" sözcüklerinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine " dava tarihinden" kelimelerinin yazılmasına, hükmün DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.04.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.